Passengers türkçesi Passengers nedir

Passengers ile ilgili cümleler

English: Ali and the other passengers got on the plane.
Turkish: Ali ve diğer yolcular uçağa bindiler.

English: A number of passengers were injured.
Turkish: Birkaç yolcu yaralandı.

English: A number of passengers were injured in the accident.
Turkish: Kazada çok sayıda yolcu yaralandı.

English: A few passengers went on board the plane.
Turkish: Birkaç yolcu uçağa bindi.

English: A lot of passengers were injured in the accident.
Turkish: Kazada birçok yolcu yaralandı.

Passengers ingilizcede ne demek, Passengers nerede nasıl kullanılır?

Passengers cabin : Yolcu kabini.

Arriving passengers hall : Gelen yolcular terminali (havaalanı, vs.de). Gelen yolcu salonu.

Airplane passengers : Bir uçaktaki uçuş ekibi ve yolcular. Uçak binicileri. Uçak yolcuları.

Passenger boat : Yolcu botu.

Passenger cabin : Kabın. Yolcu kabini. Kabin. Yolcu kompartmanı.

Passenger mile : Yolcu mili. Yolcu başına bir mil hesabı. Bir mil taşınan bir yolcu.

Passenger compartment : Yolcu kabini. Yolcu bölümü. Yolcu kompartımanı.

Passenger liner : Yolcu gemisi.

Passenger lounge : Yolcu salonu.

Passenger coming to : Yabancı ülkelerden gelen ve yurda giriş gümrük işlemi yapılan ya da yapılacak olan yolcu. Giriş yolcusu.

 

İngilizce Passengers Türkçe anlamı, Passengers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Passengers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gadders : Avare. Amaçsızca dolaşan kimse. Aylak aylak dolaşan.

Parasite : Parazit ses. Parazit. Canlı bir organizmanın üzerinde veya içerisinde organizmanın zararına yaşayan bitki veya hayvan, asalak. insanların, hayvanların ve bitkilerin üzerinde veya içerisinde bu canlıların aleyhine yaşayan canlılar. kimi yazarlar bakteri ve virüsleri da parazit olarak ifade etmektedirler. bakışımlı ikizlerden eksik gelişen ve daha küçük kalmış yavru, dölüt içinde dölüt. normal gelişim gösteren ikize sıkı bir biçimde yapışmış ve normal yavrunun içine girmiş olarak bulunur. Lüpçü. Başkalarının sırtından geçinen kişi. Sığıntı. Bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak besin ve yer sağlamak amacıyla yaşayan diğer canlı organizma, parazit. Önce roma palyata komedyasında, sonra da on altıncı yüzyılın ortasında gelişmeye başlayan italyan halk doğaçlama tiyatrosunda ortaya çıkan başkalarının sırtından geçinmeye çalışan açıkgöz tipi. Başka bir organizmanın içinde ve üzerinde, kendisine besin ve barınak temini için kendi yararına fakat o organizmaya zarar vererek yaşayan canlı. parazit. Konak.

Emigratory : Gezen. Mevsime göre yer değiştiren kuşlar veya diğer hayvanlarla ilgili. Göçebe. Dolaşan. Konar-göçer.

Goners : Gidici kimse. Hapı yutmuş. Gidici. Ölmek üzere kimse.

Moochers : Otlakçı.

Cadgers : Anaforcu. Dilenci. Parazit. Otlakçı. Otlamak.

 

Hitchhiker : Otostopçu.

Fare : Gıda. Yiyecek. Gitmek (iş için). Başarmak. Başından geçmek. Üstesinden gelmek. Yola çıkmak. Bilet ücreti. Navlun.

Moocher : Otlakçı.

Free rider : Asalak. Bedavacı. Bir iktisadi karar biriminin tek başına veya başkalarıyla ortaklaşa olarak maliyetini üstlendiği bir etkinlikten herhangi bir yüke katlanmaksızın yarar sağlayan diğer iktisadi karar birimi. Otlakçı.

Passengers synonyms : passenger, rider, cheapskate, goner, commuter, voyager, pilgrims, stowaway, globetrotter, gadder, freeloader, medicinal, journeyers, hanger on, comprehensive insurance, ligger, freeloaders, travellers, traveler, fared, fares, travelers, gallivanter, itinerant, cheapskates, traveller, parasites, gallivanters, mobile, fare dodger, itinerants, pilgrim, journeyer.