Paused türkçesi Paused nedir

  • Tereddüd etmek.
  • Ara vermek.
  • Durakladı.
  • Duraklatılmış.
  • Duraklatılan.
  • Durdurulmuş.
  • Bekletildi.
  • Durduruldu.
  • Duraklatıldı.
  • Duraklamak.
  • Duraksamak.
  • Duraklamış.

Paused ile ilgili cümleler

English: Ali paused a second.
Turkish: Ali bir saniye durakladı.

English: Ali paused briefly.
Turkish: Ali kısa bir süre durakladı.

English: Ali paused at the door.
Turkish: Ali kapıda durakladı.

English: Ali paused for a few seconds.
Turkish: Ali birkaç saniye durakladı.

English: Ali paused a moment.
Turkish: Ali bir an durakladı.

Paused ingilizcede ne demek, Paused nerede nasıl kullanılır?

Create paused : Yaratma duraklatıldı.

Pause indexing : Dizin oluşturmayı duraklat.

Pause macro : Makro beklet.

Pause printing : Yazdırmayı duraklat.

Pause recorder : Kaydediciyi beklet.

Pauses : Ara vermek. Duraklamak. Tereddüd etmek. Duraksamak.

Compensatory pause : Kompansatuar pause. Kompansatör.

Rhythmic pause : Anlatımı etkili kılmak için söz içindeki kelime ve kelime gruplarını anlam ve ton farklarının gerektirdiği biçimde birbirinden ayıran ahenkli kısa duraklar: ne mümkün/ zulm ile/ bidad ile/ imha-yı hürriyet/ çalış/ idraki kaldır/ muktedirsen/ ademiyetten (n. kemal). || ey türk istikbalinin evladı/ işte/ bu ahval ve şerait içinde dahi/ vazifen/ türk istiklal ve cumhuriyetini/ kurtarmaktır. muhtaç olduğun kudret/ damarlarındaki/ asil kanda mevcuttur (m.k. atatürk, nutuk, s. 608). || bin atlı akınlarda/ çocuklar gibi şendik. bin atlı o gün/ dev gibi bir orduyu yendik (y. kemal beyatlı, akıncılar, ant. s. 734). || elvan çiçeklerden/ sokma başına // kudret kalemini/ çekme kaşına // beni unutursan/ doyma yaşına // gez benim aşkımla yar/ melil melil (karacaoğlan, s. 37/47). || yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek // bizim diyarımız da/ binbir baharı saklar // kolumuzdan tutarak/ sen istersen bizi çek // incinir düz caddede/ dağda gezen ayaklar (f.n. çamlıbel, sanat, ant., s. 849) vb. bk. durak. Ahenk durağı.

 

Aeropause : Aeropoz. Henüz onun ötesinde insanlı uçuşlar yapmanın imkansız olduğu yeryüzü atmosferinin dış tabakası. Üst atmosfer tabakları.

Andropause : Yaşdönümü. Erkeğin hayatında testosteron üretiminin azalmaya başladığı dönem (cinsel güç ve menopoz kombinasyonu). Andropoz.

İngilizce Paused Türkçe anlamı, Paused eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paused ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Balk : Engel olmak. Bir engel karşısında duraklamak. İnatla yürümemek. Kütük. Engellemek. Ayak diremek. İnat etmek. Anlaşmaya yanaşmamak. Önünü kesmek.

Facilitate : Kolaylık getirmek. Olanak sağlamak. Yardım etmek. Çabuklaştırmak. Hafifletmek. Kolaylaştırmak. Rahatlatmak. Olanak tanımak.

Have : Göz yummak. Elinde bulunmak. Yapmak. Zorunda olmak. Yaptırmak. Almak. Malik olmak. Kabul etmek. Buyurmak. Etmek.

Come to a standstill : Durma noktasına gelmek. Durgunluk yaşamak. Duraklama göstermek. Sekteye uğramak.

 

Baulks : İnat etmek. Sürülmemiş tarla. Engel. Kaçınmak. Ket. Durdurmak. Engellemek. Ayak diremek. İnatla yürümemek.

Oscillate : Salınmak. Sallanmak. Sallandırmak. Çalkanmak. Sarkaç gibi sallanmak. Titremek. Dalgalanmak. Bocalamak.

Discontinues : Arkası kesilmek. Bitmek. Durdurmak. Kullanımdan kalkmak. Son vermek. Bırakmak. Durmak. Kesmek. Vazgeçmek.

Hesitated : Çekinmek. İkirciklenmek. Tereddütte olmak. Tereddütte bulunmak. Duralamak. Teklemek. Tereddüt etmek.

On ice : Buzlukta. Askıda. Buzlu.

Create : -e yol açmak. Yaratmak. Meydana koymak. Yapmak. Yetki vermek. Oluşturmak. Neden olmak. Düşmek. İcra-i sanat etmek.

Paused synonyms : pioneer, halt, adjourns, have a break, dither, instigate, call forth, embarred, dithered, get, kick up, breaks, halted, baulking, pausing, lagged, effectuate, regulate, lag behind, blow hot and cold, influence, intermitted, falter, aborted, inspire, force, come to a stop, oblige, break, lead, adjourn, decide, pause.

Paused zıt anlamlı kelimeler, Paused kelime anlamı

Dissuade : Vazgeçirtmek. Çelmek. Caydırmak. Aklını çelmek. Cesaret kırmak. Kandırmak. Vazgeçirmek. Fikrini çelmek.

Lowered : Küçük düşürmek. Düşürmek. İndirmek. Karartmak. Somurtmak. İnik. Alçaltmak. Alçaltılmış. Küçültmek. Surat asmak.