Pawners türkçesi Pawners nedir

  • Rehin karşılığı borç alan kimse.
  • Rehin veren.
  • Rehin bırakan.
  • Teminat veren.

Pawners ingilizcede ne demek, Pawners nerede nasıl kullanılır?

Spawners : Yumurtlayan balık.

Pawner : Rehin veren. Teminat veren. Rehin karşılığı borç alan kimse. Rehin bırakan.

Spawner : Yumurtlayan balık. Anaç. Anaçlar. Yumurtlayan.

Spawner fish : Yumurtlayan balık. Özellikle yumurtlama dönemindeki dişi balık.

Pawned : Rehinde.

Debtor on pawn : Rehinli borçlu. Tutulu borçlu. Tutu karşılığı borç para alan kişi.

Pawn ticket : Rehin makbuzu. Rehin senedi.

Pawn broker : Rehinle ödünç para veren kimse. Rehinci. Rehin karşılığı borç para veren kimse. Tefeci.

Pawnees : Rehin karşılığı borç veren. Rehin alan. Rehin karşılığı borç veren kimse. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Oklahoma eyaletinde şehir. Rehinle ikraz eden. Rehinli alacaklı.

Be a pawn in the game : Bir oyunda kukla olmak. Kukla olmak. Çıkar sağlanmak üzere diğerleri tarafından kullanılan önemsiz bir kimse olmak.

İngilizce Pawners Türkçe anlamı, Pawners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pawners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Official document : Resmi belge. Resmi varaka. Resmi evrak. Devlet dairesi tarafından verilen belge.

 

Article : (sözleşmede) madde. Nesne. Eşya. Madde. Bir bütünü oluşturan alt öğelerden, bir dizelgenin alt başlıklarından her biri. Şey. Yazı. Sözleşmeyle bağlamak. Çırak olarak vermek. Tanımlık.

Conduct : Davranış. Davranım. Gidiş. İdare etmek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Yürütmek. Rehberlik etmek. Geçirmek. Elektriği iletmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Bailor : Teminatı veren mudi. Vedia veren. Teminatı veren. Emanet olarak eşyasını veren. Teminat veren kimse (mal). Kefalet veren. Mudi.

Papyrus : Eski mısırlıların yazı kağıdı yapmak için özünden yararlandıkları bitki. bu bitkiden yapılan kağıt. bu kağıt üzerine yazılmış elyazısı. Papirüs ağacı. Papirüs el yazması. Papirus. Papirüs.

Form : Parmak ekzostozları. Şekil. Davayı gören yargılık. Toplumsal olguların kurucu öğeleri arasındaki iç bağlantı, örgütleniş yöntemi ve etkileşme düzeni. Şekil vermek. Kurmak. Bilgi belgesi. Dışa satım ya da dıştan alım işlemine başlanırken yasal örgütçe istenilen bilginin toplanması için doldurulan belirli biçimli basılı belge. Bilgisayar, hukuk, fizik, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yapmak.

Pledgers : Rehinli borçlu. Rehneden. İpotek veren.

Mortgagers : İpotekli borçlu. Malını ipotek ettirip borç para alan. İpotek tesis eden borçlu. İpoteğe veren.

Written material : Yazarın yazılı çalışması. Yazım eseri. Yazılı materyal. Yazılı malzeme. Yazılı herhangi bir şey. Bir yazarın çalışması.

 

Pawners synonyms : patent of invention, right of first publication, political program, piece of writing, written document, political platform, legal instrument, pawner, ballot, inclosure, mortgagor, certificate, writing, instrument, cautioner, commercial document, warrantor, clause, behaviour, study, mortgager, enclosure, resolve, platform, program, deportment, brevet, copyright, resignation, legal document, document, demeanour, source.

Pawners zıt anlamlı kelimeler, Pawners kelime anlamı

Experience : Serüven. Denemek. Tecrübe. Yaşantı. Deney. Görüp geçirmek. Tecrübe etmek. Geçmek. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Deneyim.

Inopportuneness : Zamansızlık.

Inconvenience : İşini zorlaştırmak. Rahatsızlık. Zorlaştırmak. Zahmet olmak. Güçlük vermek. Sakınca. Bir gözlem durumu ya da bir ölçme işleminin amaca ulaşmasını engelleyen etken ya da koşul. Sıkıntı. Sıkıntı veren şey. Yük olmak.