Peeping türkçesi Peeping nedir

Peeping ile ilgili cümleler

English: "Just now, you were looking. You Peeping Tom,"she said angrily.
Turkish: O, "Şu anda bakıyorsun. Sen röntgenliyorsun Tom" dedi kızgınlıkla.

English: Close the curtains! The guy living in the house across the street is a Peeping Tom.
Turkish: Perdeyi kapa! Caddenin karşısındaki evde yaşayan adam bir röntgenci.

Peeping ingilizcede ne demek, Peeping nerede nasıl kullanılır?

Peeping tom : Röntgenci. Dikizci. Röntgenci tip.

Peep at : Gizlice bakmak. Göz atmak. Göz gezdirmek.

Peep hole : (özellikle tuvalet veya banyo vb) dikiz deliği. Gözetleme deliği. (özellikle tuvalet veya banyo vb) dikizleme deliği. Kontrol deliği.

Peep of day : Gün ağarması. Şafak sökmesi.

Peep out : Görünüvermek. Çıkmak.

Peep : Çıkmak. Röntgencilik yapmak. Dikiz etmek. Cik. Görünüvermek. Gizlice bakmak. Kaçamak bakmak. Röntgenlemek. Gözetlemek. Dikizlemek.

Peepers : Ayna (argo sözcük). Cam (argo sözcük). Göz (argo sözcük). Dikizci. Gözetleyici. Röntgenci.

Take a peep : Dikizlemek. (şöyle bir) bakmak.

Have a peep : (şöyle bir) bakmak. Dikizlemek.

Peephole : Kimdiro penceresi. Gözetleme deliği. Yavru pencere. Kapı dürbünü.

İngilizce Peeping Türkçe anlamı, Peeping eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Peeping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Savouring : Tadını çıkarmak. Zevkine varmak. Tadını almak. Lezzetli. Zevk verici. Kokusunu almak.

Omophagia : Omofaji. Çiğ et yeme.

Sentiment : Fikir. Seziş. Duygu. His. Kanı. Duyarlık. Hassasiyet. Duyarlılık. Duyar. Hassaslık.

Calmness : Sakinlik. Soğukkanlılık. Dinginlik. Durgunluk.

Banqueting : Ziyafet vermek. Ziyafete katılma. Yemeğe katılmak. Ziyafete katılmak. Yemek daveti verme. Yemeğe katılma. Yemek vermek. Ziyafet verme.

Browsing : Otlama. Gözatma. Sürekli otlatma. Göz atma. Karıştırma (kitap). Düzenli otlatma. Gözden geçirme. Tarama.

Sympathy : İyi niyet. Acısını paylaşma. İlgi. Acıma. Bir insanın başkalarının yaşantıları ve uyaranları kendisininkiymiş gibi tepkide bulunması, başkalarının duygularını paylaşması durumu. Sevgi. Sempati. Duygudaşlık. Halden anlama.

Twinge : Sancılanmak. Sızı. Birdenbire sancı vermek. Üzüntü. Birdenbire sancılanmak. Sancımak. Sancılandırmak. Birden saplanan şiddetli sancı. Azap. Sancı.

Heart : Cesaret. Kalp. Orta kısım. Gönül. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. kalp. Yüreklilik. Kupa. Orta. Vicdan.

Radioactive ray dose unit : Radyoaktif ışın doz birimi.

Peeping synonyms : philia, affectionateness, manduction, coprophagia, mycophagy, pleasance, repletion, warmheartedness, warmness, mood, sadness, passionateness, devastation, radiological, lunching, sensitiveness, roentgen, peeked, painfulness, observing, uptake, humility, pry, pain, chewing, observations, coprophagy, chew, desire, consumption, happiness, lookout, emotion.

 

Peeping zıt anlamlı kelimeler, Peeping kelime anlamı

Gratitude : Değerbilirlik. Şükür. Minnet. İyilikbilirlik. Minnettarlık. Kadirşinaslık. Memnuniyet. Şükran. Gönül borcu.

Pain : Acı çekmek. Eziyet etmek. Üzmek. Canını yakmak. Sızı. Kırmak. Ağrı. Acı. Kalbini kırmak. Istırap.

Liking : Sevgi. Beğeni. Hoşlanma. Beğenme. İlgi. Düşkünlük. Sempati. Zevk. Alaka. Meyil.

Peeping antonyms : agitation, ingratitude, concern, gravity, sadness, despair, calmness, hope, humility, pleasure, dislike, pride, levity, happiness, fear, profound.