Röntgen nedir, Röntgen ne demek

Röntgen; bir fizik terimidir.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Standart sıcaklık ve basınçta havanın 1cm³ de 1 elektrostatik yük birimi meydana getirebilmek için gerekli gamma veya X ışını miktarı, radyoaktif ışın doz birimi, R.

Biyoloji'deki anlamı:

58 x 1/10000 Coulomb' luk elektrik yükü değerinde (+) ve (-) iyonlar oluşturan X ya da gama radyasyon miktarı. (1C/kg=3.876xl000R).

X ya da gama ışınlarının ışınlama doz birimi (eski birim). Standart şartlarda havanın bir kilogramında

İngilizce'de Röntgen ne demek? Röntgen ingilizcesi nedir?:

roentgen

Röntgen anlamı, kısaca tanımı:

Röntgen çekmek : Herhangi bir organın durumunu tespit etmek için film çekmek. bir olayın bütün geçmişini ve durumunu belirlemek.

Röntgenci : Kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek, dikizci. Röntgen ışınları uzmanı.

Röntgencilik : Kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı, dikizcilik. Röntgen ışınları uzmanlığı.

Röntgenleme : Röntgenlemek işi.

Röntgenlemek : Kadınları gizlice gözetlemek.

Gama : Yunan alfabesinin üçüncü harfi (g).

Miktar : Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü.

 

Ölçü : Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Belirlenmiş boyut. Ölçüt.

Birim : Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir kümenin her elemanı. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Tespit : Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama. Belirleme. Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme. Sabitleme.

Röntgen alıcısı : Sinema-röntgeni gerçekleştiren alıcı çeşidi.

Röntgen bilimi : Radyolojinin, X ışınlamalarını inceleyen dalı.

Röntgen borusu : (fizik)

Röntgen cihazı : X ışınlarını üreterek radyografik muayene yapılmasını sağlayan aygıt. Portatif, seyyar ve sabit tipleri vardır.

 

Röntgen ışınları : [Bakınız: X ışınları] [Bakınız: X-ışınları] Işıkla aynı nitelikte olan, ancak çok daha kısa dalga uzunluğunda yer alan elektromıknatıs ışınım. Röntgen tüpünde katoda yüksek voltaj veya enerji verildiği zaman katottan kopan elektronların anota çarpmasıyla ortaya çıkan enerjinin % 99’unun ısıya % 1’i ise radyografide kullanılan X ışınlarına dönüşmesiyle oluşan ışınlar. Yüksek erkeli elektronların, bir metale çarpmasıyla bu metal atomlarında uyarılan elektronların, eski erke düzeylerine dönmelerinden oluşan eiektromıknatıssal dalgalar. (X-ışınları olarak da bilinir.) (kimya)

Röntgen kaseti : Röntgen filmlerinin, film çekerken içine konulduğu ışık geçirmeyen kutu.

Röntgen kaseti tutucusu : Röntgen kasetini uzaktan tutmaya yarayan aygıt.

Röntgen tüpü : X ışınlarının üretildiği, havası boşaltılmış cam bir tüp. İçinde katot (-) ve anot (+) kutupları vardır.

Röntgene bağlı deri yangısı : Tanı veya tedavi için kullanılan röntgen ışınlarının baş bölgesinde biçimlendirdikleri irkilti (irradyasyon) sonucu oluşan deri yangısı.

Röntgenizasyon : Röntgenoterapi.

Röntgen ile ilgili Cümleler

  • Diş hekimleri dişlerinizi incelemek için röntgen çekerler.
  • Doktorlar bir röntgen filmine bakıyorlar.
  • Su vanasını ve röntgen cihazını kurcalayacağım.
  • Röntgeninizde bir anormallik belirledik.
  • Yarın gidip röntgen çektirmem gerekiyor.
  • Röntgene göre her şey iyi.
  • Perdeyi kapa! Caddenin karşısındaki evde yaşayan adam bir röntgenci.
  • Röntgen filminde iki kırık parmak görünüyordu.
  • O, "Şu anda bakıyorsun. Sen röntgenliyorsun Tom" dedi kızgınlıkla.

Diğer dillerde Röntgen anlamı nedir?

İngilizce'de Röntgen ne demek? : [roentgen] n. unit of exposure to radiation

n. Roentgen, family name; Wilhelm Roentgen (1845-1923), German physicist; unit of exposure to radiation

n. Roentgen, family name; Wilhelm Roentgen (1845-1923), German physicist, winner of the Nobel Prize in 1901 for his discovery of X-rays

Fransızca'da Röntgen : radio [la], radiographie [la]

Almanca'da Röntgen : Röntgenaufnahme, Röntgenbild, Schirmbildaufnahme

Rusça'da Röntgen : n. рентген (M)