Pegasus türkçesi Pegasus nedir

  • Kanatlı at.
  • İlham perisi.
  • Kanatlı efsanevi at.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Kanatlı denizatı.
  • Kuzey yarımkürede andromeda ve pisces'in yakınında bulunan takımyıldızı.
  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, kanatlı denizatıgiller (pegasidae) familyasından, 10 cm kadar uzunlukta, göğüs yüzgecinin ilk 5 ışını kuvvetli dikenlere değişmiş, hint okyanusu'nda yaşayan bir tür.
  • Uçan at (yunan mitolojisi).
  • Kanatlıat (takımyıldızı).
  • Kanatlıat.

Pegasus ingilizcede ne demek, Pegasus nerede nasıl kullanılır?

Pegasues : Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, geri kemikli omuzlular (catosteomi) alt takımından, göğüs yüzgeçleri kanat biçimini almış, vücutları yassı, başları boru gibi uzamış türlere sahip bir familya. Kanatlı denizatıgiller.

Hoppegarten cough : Hoppegartenöksürüğü. At gribi.

Peg along : Azimle çalışmak.

Peg at : Atmak (taş vb.).

Peg away : Azimle çalışmak.

Peg leg : Tahta bacak.

Peg out : Kazıklarla yerini belirlemek. Gebermek. Kuyruğu titretmek. Çamaşırı asmak. Nalları dikmek. Zıbarmak. Kazıklarla belirtmek. Jalonlamak. Canı çıkmak. Tahtalı köyü boylamak.

Crawling peg exchange rate system : Sürünen döviz kuru sistemi. Döviz kurunun yıl içinde bir çok kez yurtiçi ve yurtdışı enflasyon farkına göre ayarlandığı döviz kuru sistemi.

 

Peg bar : Canlandırma masasında saydam yaprakların tam çakışmasın sağlayacak biçimde yerleştirilmesinde kullanılan ve üzerinde ölçün dişler bulunan çubuk. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tutturma çubuğu.

Peg up : Mandallayarak asmak (çamaşırı).

İngilizce Pegasus Türkçe anlamı, Pegasus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pegasus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Yerdomuzu.

 

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Aardvark : Borudişli. Yer domuzu. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Winged horse : Uçan at. Kanatları olan at. Pegasus. Kanatlıat takımyıldızı.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Pegasus synonyms : muses, acacia, abiotic environment, a cell, erato, aardwolf, the winged horse, abambulacral area, abacus bodies, a chromosome, mused, muse.

Pegasus ingilizce tanımı, definition of Pegasus

Pegasus kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A winged horse fabled to have sprung from the body of Medusa when she was slain. He is noted for causing, with a blow of his hoof, Hippocrene, the inspiring fountain of the Muses, to spring from Mount Helicon. On this account he is, in modern times, associated with the Muses, and with ideas of poetic inspiration.