Persistent transmission türkçesi Persistent transmission nedir

  • Enfekte bir canlıda mikrobiyal etkenin sürekli çevreye saçılması.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Sürekli bulaşma.

Persistent transmission ingilizcede ne demek, Persistent transmission nerede nasıl kullanılır?

Persistent : Ahtapot gibi. Sürekli var olan, kesilmeksizin devam eden, geçmeyen, inatçı olan. İz bırakan. Devamlı. Israr eden. Israrcı. Bitmek bilmeyen. Sürüp giden. Israrlı.

Transmission : Geçme. Aktarma yayın. Emisyon. Hız kutusu içindeki dişlilerin oluşturduğu dizge. Bulaştırma. İntikal. Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınların frekansları (devir sıklıkları) değişmeksizin, bir ortamdan geçmesi. Aktarma. Geçirim. Bulaşma.

Persistent arteria hyolidea : Gözde, arterya hyolideanın doğumdan sonra atrofi olmayarak optik diskin anteriyorunda kırmızı veya beyaz bir spot görünümünde ve vitreus içine doğru uzamış pozisyonda görülmesiyle ilgili anomali, persiste arterya hiyolida. Kalıcı arterya hiyolida. Kalıcı arterya hiyolidea. Persiste arterya hiyolida.

Persistent corpus luteum : Gebelik korpus luteumunun gebeliğin sona ermesinden sonra veya siklik korpus luteumun diöstrüs sonunda herhangi bir nedenle, gerilemeyip fonksiyonel olarak devam etmesi, kalıcı korpus luteum. anöstruse neden olur. Kalıcı sarı cisim.

 

Persistent follicle : Kalıcı folikül. İç çapı 10 mm ve 10 mm’den büyük, en az 5 gün ovule olmadan kalan folikülün bulunması ve başka bir foliküler gelişmenin olmadığı durum, persistan folikül. Persistan folikül.

Persistent hyaloid artery : Saydam atardamarın ve kollarının doğumdan önce atrofiye olmamasıyla belirgin yapılış bozukluğu. atardamar ve göz merceğinin bağlantı yerinde bulanıklıklaşmayla belirgindir. Kalıcı saydam atardamar.

İngilizce Persistent transmission Türkçe anlamı, Persistent transmission eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Persistent transmission ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Abdominal palpation : Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi.

Abdomen : Böcek gövdesinin alt kısım. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Abdomen. Karın. Batın. Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde).

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

 

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

Abdominal distention : Karın gerginliği. Abdominal gerginlik. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik.

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

Abaxial : Eksenden uzak, eksen dışı. Abaksiyal. Eksen dışı. Aks kemiği dışında. Eksendışı. Eksenden uzak. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi).

Abattoir : Kesimevi. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Mezbaha. Salhane.

Persistent transmission synonyms : abdominal fat necrosis, a c syndrom, abdominal pain, a amplitude mod, a band, abdominal ovariectomy.