Pervert türkçesi Pervert nedir

  • Kötü amaç için kullanmak.
  • Ahlakını bozmak.
  • Sapık.
  • Çarpıtmak.
  • Cinsel sapık.
  • Çarpıtmak (sözü veya anlamı).
  • Baştan çıkarmak.
  • Doğru yoldan ayırmak.
  • Yanlış yola saptırmak.
  • Ayartmak.
  • Yoldan çıkarmak.
  • Bozmak.
  • Sapıklaşmak.
  • Alçaltmak.
  • Kötüye kullanmak.

Pervert ile ilgili cümleler

English: I do not want to see their perverted smirks.
Turkish: Onların sapıkça sırıtmalarını görmek istemiyorum.

English: "What happened Tom?" "When I asked Mary what cup size she is, she called me a pervert." "What do you expect?"
Turkish: "Ne oldu Tom?" Mary'ye sütyen bedenini sorduğumda, o bana sapık dedi." "Ne bekliyorsun?"

English: This author's books don't suit me because the erotic descriptions are too perverted.
Turkish: Bu yazarın kitapları bana uygun gelmiyor çünkü erotik tasvirler fazla sapıkça.

English: There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them.
Turkish: Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.

Pervert ingilizcede ne demek, Pervert nerede nasıl kullanılır?

Perverted : Ayartılan. Sapık. Sapkın. Kötü.

Pervertedly : Sapıkça.

Pervertedness : Baştan çıkarma hali. Sapıklık.

Perverter : Ayartan. Saptıran. Baştan çıkaran kişi. Fettan. Bozan. Baştan çıkaran.

 

Perverting : Çarpıtmak. Bozmak. Ayartıcı. Ayartmak. Baştan çıkarmak.

Perverseness : Sapkınlık. Toplumun benimsediği ahlak ölçüleriyle sürekli olarak çelişme durumunda olma. Ahlaksızlık. Aksilik. Yoldan çıkma durumu. Sapıklık. Temerrüt.

Perversion : Anormallik. Cinsel sapıklık. Baştan çıkarma. Bozma. Sapma. Sapıklık. Ayartma. Saptırma. Dalalet. Çarpıklık.

Perversely : Sapıkça. Sapkınca. Huysuz bir şekilde.

Perverts : Sapıklaşmak. Sapık. Alçaltmak. Bozmak. Yoldan çıkarmak. Ahlakını bozmak. Ayartmak. Çarpıtmak. Çarpıtmak (sözü veya anlamı). Baştan çıkarmak.

Perversive : Yanıltıcı.

İngilizce Pervert Türkçe anlamı, Pervert eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pervert ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belittles : Küçümsemek. Beğenmemek. Kötümsemek. Küçük görmek. Aşağılamak. Küçültmek.

Nonce : Şerefsiz. Şimdiki zaman. Aşağılık herif. Adi. Ciğeri beş para etmez. Seks suçlusu. Pislik. Adi şerefsiz. Sübyancı.

Vitiate : Etkisini azaltmak. Saptırmak. Halel vermek. Kirletmek. Berbat etmek. Gücünü azaltmak. Geçersiz kılmak. Halel getirmek. Zarar vermek.

Deprave : Ahlaksızlaştırmak. Azdırmak. Kötülemek. İfsat etmek.

Fetishist : Fetişist. Tapıncakçı.

Bribe : Para yedirmek. Rüşvet vermek. İrtikap etmek. Rüşvet. Bir işin yasa dışı olarak daha kolay ve çabuk yapılması için o işte görevli kişiye sağlanan ayni veya parasal çıkar. Yemlik. Rüşvet yemek.

Color : Renközü. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Üçlü benek. Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. renk bir dalga uzunluğudur. örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir. Boyamak. Renk değiştirmek. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Renkli almaçların görüntülüklerinin iç çeperinde bulunan ve her biri, renkli noktalardan üçünün bir üçgen biçiminde yan yana gelmesinden oluşan benek.

 

Allude : Esaslanmak. Kastetmek. İma etmek. İstinat etmek. Nazarda tutmak. Kaydetmek. Taş atmak. İşaret etmek. Hatırlatmak.

Sensualize : Şehvetlileştirmek. Şehvanileştirmek.

Bastardise : Yozlaşmak. Alçalmak. Bir dili bozmak. Yozlaştırmak. Çarpıtmak saptırmak. (britanya ingilizcesi) piçleştirmek. Saptırmak. Piç ilan etmek. Lekelemek.

Pervert synonyms : carnalise, carnalize, bribes, entices, demoralise, pederast, deviants, abolishes, misguide, adulterating, abuse, perverts, carrying away, satyr, change, corrupts, addling, abets, paedophile, depraving, betrays, alloyed, alter, yaw, enticed, belittle, distorting, encroached, addles, cheapened, nympho, dottiest, abashes.

Pervert zıt anlamlı kelimeler, Pervert kelime anlamı

Sadist : Sadist. Elezer.

Masochist : Mazoist. Mazohist. Mazoşist.

Pervert ingilizce tanımı, definition of Pervert

Pervert kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To become perverted. To turnanother way. Opposed to convert. One who has been perverted. To divert. To take the wrong course. One who has turned to error, especially in religion.