Phosphorite türkçesi Phosphorite nedir

  • Mineral. (apatitin amorf şekli. hayvan kalıntı ve dışkılarından gelen fosfatlı bileşiklerin kireçtaşı, kumtaşı vb. içinde kalsiyum fosfata dönüşerek zenginleşmeleri ile oluşur.).
  • Fosforit.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Doğal kalsyum fosfat.

Phosphorite ingilizcede ne demek, Phosphorite nerede nasıl kullanılır?

Phosphoric : Fosfor içeren. Fosfora ait veya fosfor içeren. Fosforik. Fosforlu.

Phosphoric acid : Kimyasal formülü h3p04 olan, renksiz kristaller halinde bulunan, fosfatlı gübrelerin yapımında ve ilaç endüstrisinde kullanılan bir katı. zayıf asit özelliğinde olan ve karbonatlı içeceklerde asitlendirici olarak kullanılır. Fosforik asit.

Phosphorilation : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fosforilasyon. Bir gruba fosfat grubu eklenmesi. Bir moleküle fosfat grubu eklenmesi.

Phosphorimetry : Özışınım ölçümü.

Phosphorize : Fosforlamak.

Hypophosphoric : Hipofosforik.

Glutamine phosphoribosyl pyrophosphate amidotransferase : Pürin nükleotitlerin üretiminde ilk ve hız sınırlayıcı basamağı katalize eden enzim. Glutamin-fosforibozil pirofosfat amidotransferaz.

Dephosphorise : (britanya ingilizcesi) fosforsuzlaştırmak. Fosforunu gidermek (dephosphorize olarak da yazılır).

Dephosphorize : Fosforsuzlaştırmak. Kimyasal maddeden fosfor çıkarmak. (amerikan ingilizcesi) fosforsuzlaştırmak. Fosforunu gidermek. Fosforunu gidermek (dephosphorise olarak da yazılır).

 

Creatine phosphoric acid : Kreatin fosfat. Kreatin fosforik asit.

İngilizce Phosphorite Türkçe anlamı, Phosphorite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phosphorite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adventive cone : İlerleme hunisi. Ek koni. İlerleme konisi. Parazitik koni. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi.

Acrozone : Uç kuşağı. Menzil zonu. Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar.

Agricultural geology : Tarım yerbilimi. Tarımsal jeoloji. Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı.

Alkali rocks : Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar. Alkali kayaçlar. Alkali kayaç.

Abyss : Varta. Abis. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Dipsiz gibi görünen yer. Hufre. Boşluk. Uçurum. Tamu. Cehennem.

Absolute age : Kesin yaş. Salt yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı. Mutlak yaş.

Alcalic fumarole : 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Alkali tüten.

Abrasive power : Aşındırıcı kuvvet. Aşındırıcı güç. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Akarsuyun aşındırma gücü.

 

After shock : Artçı deprem (depremden sonra). Artçı şok. Art sarsıntı. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Artçı sarsıntı.

Acid fumarole : 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Ekşit (asit) tüten. Asit fümarol. Asit tüten.

Phosphorite synonyms : adjacent rock, phosphorous, abysal environment, absolute chronology, advance of aglacier, aggregats, algonkian.

Phosphorite ingilizce tanımı, definition of Phosphorite

Phosphorite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A massive variety of apatite.