Pick up türkçesi Pick up nedir

  • Toplamak.
  • Toparlamak.
  • Hız kazanmak.
  • Radyoda duymak.
  • Düzeltmek.
  • Hızlanmak.
  • Arabayla almak.
  • Toparlanmak.
  • Yerden kaldırmak.
  • İlerlemek.
  • Tutup kaldırmak.
  • Arabaya almak.
  • Fatura ödemek.
  • Elde etmek.
  • Kapmak (koltuk).
  • Algılamak.
  • Dostluk kurmak.
  • Kafası almak.
  • Telefonu açmak.
  • Kaldırmak.
  • Kavramak.
  • (dil) kulaktan kapmak.
  • Kazmak.
  • Gelişmek.
  • Adam seçmek (oyun).
  • Tutuklamak.
  • Almak (bir yere gelip veya gidip birini).
  • İyileşmek.
  • Almak.

Pick up ile ilgili cümleler

English: Ali bent over to pick up a coin that was on the floor.
Turkish: Ali yerdeki parayı almak için eğildi.

English: A magnet can pick up and hold many nails at a time.
Turkish: Bir mıknatıs bir seferde çok sayıda çiviyi toplayabilir ve tutabilir.

English: Ali and John went to the bar last night to pick up some girls.
Turkish: Ali ve John bazı kızları almak için dün gece bara gittiler.

English: Ali asked Mary to pick up some toothpaste and some toilet paper at the supermarket.
Turkish: Ali Mary'in markette biraz diş macunu ve biraz tuvalet kağıdı almasını istedi.

English: Ali helped Mary pick up her stuff.
Turkish: Ali Mary'ye eşyasını alması için yardım etti.

Pick up ingilizcede ne demek, Pick up nerede nasıl kullanılır?

Pick : Seçip almak. Sıyırmak. Kürdan. Tellere vurarak titreştirmek yoluyla gitarı çalmaya yarayan; kemik, plastik ve boynuz benzeri malzemelerden yapılan küçük gereç. Burun karıştırma. Yolmak. Gelişmek. Seçmek. Kazma. Gitar penası.

 

Pick up color scheme : Renk grubunu al.

Pick up knot : Kalıpsız gözeleme. İğne, mekik veya başka bir yardımcı alet kullanmadan göze büyüklüğünün parmaklarla veya göz tahmini ayarlanarak yapılan gözeleme.

Pick up speed : Hız kazanmak. Hızlanmak.

Pick up style : Biçem al. Stil al.

Pick up the tab : Hesabı ödemek. Hesabı çekmek. Para çekmek. Ödeme yapmak. Parayı çekmek. Ödemek.

İngilizce Pick up Türkçe anlamı, Pick up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pick up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gain : Ulaşmak. Artırmak. Kazanmak. Kazanç. (saat) ileri gitmek. Fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Bir elektrik akını ya da geriliminin yükseltim oranı. telsiz iletişiminde akımmıknatıssal dalgaların gücünü yükseltme oranı.

Build up : Oluşturmak. Güçlenmek. Artırmak. Yama. Nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Övmek. Elektronun serbest kalması sonucu, soğrulan doz debisinin derinliğine artması. Birikim. Göklere çıkarmak.

Cover ground : Yol kat etmek. İleri doğru hareket etmek. Hızlı gitmek. Uzağa yolculuk yapmak. Belirli bir konu hakkında bilgi vermek. Uzun yol kat etmek. Yol katetmek.

Busted : Becerememek. İflas etmek. Sona ermek. Bozulmak. Rütbe indirmek. Tutuklanan. Vurmak. Patlatmak. Kırılmış. Yakalanmış (suçlu).

Burrowing : Tünel kazmak. Yuva yapmak. Bir mağarada gizlenmek. (çukur) kazmak. Bir oyukta gizlenmek. Çukur kazmak. Oyuk açmak. Saklanmak. Delik açmak.

 

Ameliorating : Abat eylemek. Islah etmek. Düzelmek. İyileştirmek. Ondurmak. Geliştirmek.

Come to : İlgili olmak. Payına düşmek. Varmak. Ulaşmak. Gelmek. Tutmak. Ayılmak. Kalmak. Kendine gelmek.

Come to oneself : Ayılmak. Kendine gelmek.

Adjusts : Alışmak. Uymak. Uydurmak. Uyarlamak. Ayarlamak. Belirlemek. Adapte olmak. Alıştırmak. Ayar çekmek.

Get a long : Ayrılmak. Gitmek. Başarmak. Becermek.

Pick up synonyms : make friends, borrows, branch out, quicken, make up, detect, busts, bestirred, dig, accelerates, composes, ameliorate, flourish, achieved, come along, bear off, accelerate, capture, apprehends, cotton on to, acquires, hurry up, gather strength, forges, bloom, made friends, attach to, pay the bill, advance, collects, making friends, abrogate, accumulate.