Picket türkçesi Picket nedir

  • Gözcülük etmek.
  • Kazıklarla çevirmek.
  • Nöbetçi koymak.
  • Gözcü.
  • Karakol koymak.
  • İleri karakol.
  • Grev gözcülüğü yapmak.
  • Grev gözcüsü.
  • Kazıkla etrafını çevirmek.
  • Nöbetçi dikmek.
  • Gözcü dikmek.
  • Bir grup nöbetçi asker.
  • Nöbetçi.
  • Kazık.
  • Kazığa bağlamak.
  • Kazıklarla etrafını çevirmek.

Picket ile ilgili cümleler

English: Ali wants a house with a big yard and a white picket fence.
Turkish: Ali büyük avlulu ve beyaz bahçe çitli bir ev istiyor.

English: I doubt that Tom has the courage to cross the picket line.
Turkish: Tom'un grev hattını geçecek cesareti olduğundan şüpheliyim.

English: There's a white picket fence around Tom's house.
Turkish: Tom'un evinin etrafında kazıktan yapılmış beyaz bir çit var.

Picket ingilizcede ne demek, Picket nerede nasıl kullanılır?

Picket fence : Kazık çit. Bahçe çiti. Tahta parmaklık. Daraba. Kazıklı çit. Kazıklardan yapılmış çit.

Picket rope : Kazık ipi.

Be on the picket line : Grev ile protesto etmek. Grev sırasında protesto etmek.

Form a picket line : Grev gözcülüğü yapmak.

On the picket line : Grev yapan. Grevde. İşaretlerle protesto eden.

Pickerel : Turna balığı. İzmarit. Turnabalığı.

Pickering : İngiltere'de yerleşim yeri. Missouri eyaletinde yerleşim yeri.

Picketed : Kazıklarla etrafını çevirmek. Kazıklarla çevirmek. Bir grup nöbetçi asker. Kazığa bağlamak. Kazıkla etrafını çevirmek. Gözcü dikmek. Nöbetçi koymak. Nöbetçi dikmek. Karakol koymak. Grev gözcülüğü yapmak.

 

Picked dogfish : Mahmuzlu camgöz. Dikenli köpek balıkları (squaloidei) alt takımının camgözgiller (squalidae) familyasından, 1.5 m kadar uzunlukta, her iki yılda bir kere 6-12 yavru doğuran, atlantik okyanusu ve akdeniz'de sürüler halinde yaşayan bir tür.

Pickets : İleri karakol. Nöbetçi. Kazık. Grev gözcüsü. Gözcü.

İngilizce Picket Türkçe anlamı, Picket eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Picket ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stake out : Hudutlarını göstermek. Belirlemek. Kontrol altında tutmak. Kazıklarla belirlemek. Sınırını belirlemek.

Sentries : Muhafız. Karakol. Nöbet. Nöbetçi asker. Bekçi. Nöbetçi er.

Lookout : Manzara. Sakınmak. Kollama. Gözetleme yeri. Gözetleme. Gözetleyici. Beklenti. Sorun. Bekleme.

Oculist : Göz doktoru. Göz hekimi. Göz hastalıkları uzmanı.

Ramps : Rampa. Şahlanmak. Kudurmak. Yokuş. Dolandırıcılık. Dolap. Saldırmak. Köpürmek. Şahlanma.

Watcher : Bakıcı. Bekçi. İzleyici. Seyirci.

Overman : Ekip şefi. Ustabaşı. Amir. Üstinsan.

Mount guard : Nöbet tutmak. Nöbet beklemek. Nöbetçi olmak.

Be on the lookout : Gardını almak. Tetikte olmak. Dikkatli olmak. Gözetleme halinde olmak.

Stakes : Kazıklarla belirlemek. Riske atmak. Ödül. Tehlikeye atmak. Desteklemek. Bahis yapmak.

Picket synonyms : lookout man, oculists, outpost, invigilate, spotter, look out, dear, monitor, on duty, keep watch, invigilators, deceits, jigger, ramp, sentinels, staked, watch, sentinel, overmen, guardsmen, gateman, invigilator, costliest, extortionate, gatemen, outposts, form a picket line, guardsman, staking, exorbitant, jiggers, stake, lookouts.

 

Picket zıt anlamlı kelimeler, Picket kelime anlamı

Unfasten : Çözmek. Açmak. Gevşetmek. Çözülmek. Gevşemek. Açılmak. Koyuvermek.

Picket ingilizce tanımı, definition of Picket

Picket kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A stake sharpened or pointed, especially one used in fortification and encampments, to mark bounds and angles. Or one used for tethering horses. To fortify with pointed stakes.