Pills türkçesi Pills nedir

Pills ile ilgili cümleler

English: Although I had taken two pills two times, my headache did not go away.
Turkish: İki kez iki hap almama rağmen, baş ağrım hâlâ geçmedi.

English: Ali took a bottle of pink pills out of his pocket.
Turkish: Ali cebinden pembe bir hap şişesi çıkardı.

English: Because of the pills I took, the pain went away.
Turkish: İçtiğim haptan dolayı, ağrım geçti.

English: Ali took a bottle of pills out of his pocket.
Turkish: Ali cebinden bir hap şişesi çıkardı.

English: Ali poured out a couple of pills from the medicine bottle and popped them into his mouth.
Turkish: Ali birkaç ilacı ilaç şişesinden döktü ve onları ağzına attı.

Pills ingilizcede ne demek, Pills nerede nasıl kullanılır?

Anti allergy pills : Anti alerji haplar.

Antibiotic pills : Antibiyotik ilaçlar. Vücuttaki zararlı bakterileri öldüren tedavi edici tabletler.

I took these pills : Bu ilaçları aldım.

Sleeping pills : Stresi uzaklaştıran ve uyuyamayanlara yardım eden yatıştırıcı. Uyku hapları.

Take these pills : Bu hapları kullanın.

Biphasic pill : Östrojen dozu sabit, projestin dozu, ilk 10 gün kullanılan haplarda düşük, son 11 gün kullanılan haplarda yüksek olan hap. Bifazik hap.

 

Vitamin pills : Vitamin hapı.

Antibaby pill : Doğum kontrol hapı.

Be on the pill : Doğum kontrol hapı alıyor olmak. Doğum kontrol hapı kullanmak. Doğum kontrol hapı almak.

Spills : Tapa. Düşürme. Tutuşturma tahtası. Üzerinden atma. Tutuşturma kağıdı. Düşme. Taşmalar. Tıkaç. Düşüş.

İngilizce Pills Türkçe anlamı, Pills eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pills ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pill : Kıl. Doğum kontrol hapı. Pilul. Toz veya yarı katı durumdaki ilaçların bağlayıcı maddelerle karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra yuvarlak, oval, silindirik, küre vb. biçimlere sokulmasıyla hazırlanan hamur kıvamında bir ilaç biçimi, pil, pilul. Gıcık kimse. Hap veya ilaç vermek.

Picarel : İstrongilos. İstrangiloz. Smirida. İstrongiloz balığı. İzmarit balığı.

Drags : Direnç. Zahmetli şey. Aptal. Sürüklenmek. Durgunlaşmak. Atlı araba. Suyun dibini taramak. Ağır hareket. Geri zekalı tip. Etki.

Pellet : Ufak kurşun. Saçma tanesi. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tanecik. Küçük topak. Pelet. Topakla vurmak. Ufak top. Top.

Pickerel : Turnabalığı. Turna balığı.

Cachets : Ayrıcalık. Özellik. Saygınlık. Mühür. Fark. Kaşe. Prestij. Alamet. Kapsül.

Medication : İlaçla tedavi. İlaç tedavisi. Medikasyon. İlaç kullanma. İyileştirme. İlaç verme.

Deadhead : Dalkavuk. Kuruyan çiçekleri toplamak. Başarısız kimse. Bir yere giriş parası vermeden giren kimse. Boş kalkan otobüs. (çiçek) ölü başları temizlemek. Biletsiz yolcu veya seyirci. Yağcı. Bedavacı.

 

Medicining : Afsun. Deva. Doktorluk. Çekmek. Katlanmak. Hekimlik. İlaç vermek. Tıp.

Pills synonyms : vitamin pill, cigarette end, angst, dryasdust, end, dollops, cacheting, anxiety, butts, medicines, drag, pellets, boring person, pilled, place, balls ache, pickerels, medicaments, cigarette butt, tabloids, tablets, curatives, adversities, butted, dog end, cornballs, butt, adversity, non person, blotched picarel, position, boredom, dollop.