Pins türkçesi Pins nedir

  • Bacaklar.
  • Kablo ucu.

Pins ile ilgili cümleler

English: I've got pins and needles in my leg.
Turkish: Ayağımda karıncalanma var.

English: Saturn is a very large gas planet which spins very rapidly on its axis.
Turkish: Satürn kendi ekseni üzerinde çok hızlı dönen çok büyük bir gaz gezegendir.

English: Clothespins are used to hang up clothes.
Turkish: Mandallar kıyafet asmak için kullanılır.

English: Hand me that box of pins.
Turkish: Bana iğne şu kutusunu ver.

English: He keeps his clothespins in a bucket.
Turkish: O, çamaşır mandallarını bir kovada tutar.

Pins ingilizcede ne demek, Pins nerede nasıl kullanılır?

Pins and needles : Uyuşma. Karıncalanma.

Be on pins and needles : Diken üstünde oturmak. Heyecanla beklemek. Dokuz doğurmak. Sabırsızdı. Hop oturup hop kalkmak. Diken üstünde oturdu. Dokuz doğurdu. Diken üzerinde olmak. Diken üstünde olmak. Aceleci oldu.

Have pins and needles : Karıncalanmak.

On pins and needles : Tasalı. Diken üstünde. Kaygılı. Gergin. Endişeli. Huzursuz.

Sit on pins and needles : Dokuz doğurmak. Diken üstünde olmak.

Doberman pinscher : Almanya’dan köken alan, muhtemelen eski kısa tüylü çoban köpekleri, rottweiler, siyah ve ten rengi teriyer, alman pinşır ve bazı kaynaklara göre bunlara ilaveten beauceron ve ingiliz tazısı ırkları arasında yapılan birleştirmeler sonucu 1860'lı yıllarda almanya’da geliştirilmiş, zarif fakat adaleli, çok güçlü, göğsü derin, sırtı kısa ve adaleli, boynu zarif, derisi vücudunu sıkı saran, tüyleri kısa sık ve sert, rengi genelde siyah veya siyah-pas rengi, mavimsi gri, kızıl veya açık kahverengi olanlarına da rastlanan, kulaklar genellikle 12 haftalıkken kesilen, kesilmediğinde ise av köpeği şeklinde sarkık duran, bacakları yere dik basan, yürüyüşü elastik ve zarif, yüzyıldır mükemmel bir bekçi köpeği olarak yetiştirilen, azimli, enerjik ve güçlü, oldukça zeki ve eğitimi kolay, korkusuz ve kendine güvenen fakat vahşi olmayan, doğal olarak sahibini ileri derecede koruyan, iz sürme, bekçilik, koruma, polis ve ordu görevleri, arama ve kurtarma, terapi köpekliği, itaat yarışmaları olmak üzere pek çok alanda yetenekli köpek ırkı, doberman pinşır. Doberman. Bekçi köpeği olarak kullanılan almanya kökenli köpek ırkı. Doberman pinşır.

 

Steinman pins : Steinman çivileri. Kemik fiksasyonunda kullanılan silindirik gövdeli ve kompakt yapıda çiviler.

Pinstripe suit : İnce çizgili takım elbise.

Was on pins and needles : Sabırsızdı. Diken üstünde oturdu. Heyecanla bekledi. Hop oturup hop kalktı. Aceleci oldu. Dokuz doğurdu.

With pins : İğneli.

İngilizce Pins Türkçe anlamı, Pins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jehad : Müslümanlar tarafından islam'a inanmayan kişilere yönelik yapılan kutsal savaş (genellikle jihad olarak yazılır). Cihat. Bir şeye karşı yapılan mücadele. Cihad. Mücadele.

 

Nisus : Gayret. Tutku. Gayretli bir teşebbüs. Hırs.

Effort : Bir ereğe varmak, herhangi bir engeli aşmak için harcanan zihinsel ya da bedensel güç. Eser. Deneme. Ceht. Girişim. Gayret. Çabalama. Efor. Güç. Başarı.

Endeavor : Wisconsin'de bir köy (abd). Denemek. Çaba göstermek. Çabalamak. Emek harcamak. Gayret etmek. Çalışmak. Şimdiye kadar yapılan 5'inci ve en kompleks nasa nihai harekat uzay mekiği. Bkz.endeavour. Endeavour uzay mekiği.

Endeavour : Uğraşmak. Çaba göstermek. Çalışmak. Emek harcamak. Çabalamak. Denemek. Gayret etmek. Uğraş göstermek. Yapmaya çalışmak. Çaba harcamak.

Strain : Gerilme. Gerinim. Burkmak. Gerilerek zorlanmak (kaslar). Gerginlik. Çok gayret etmek. Uygulanan bir kuvvet etkisi ile yamrulmaya uğrayan bir nesnenin boyutsal değişiminin doğal boyutuna oranı. Eğilmek. Zorlama. Didinmek.

Chromatic : Biyoloji, gitar, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Parlak renkli ya da boyandığında parlak renk meydana getiren. Renge ilişkin olayları ya da nesneleri belirleyen (özdek). içinden geçen güneş ışığını tek renkli bileşenlerine ayıran (özdek). Renkli. Yarım tonlardan oluşan (müzik terimi). Kromatik. Renkser. Yarım seslerden oluşan ses dizisi. Renkle ilgili. Renközü olan. renksemezin karşıtı.

Attempt : Girişim. Kalkmak. Kalkışmak. Teşebbüs. Teşebbüs etmek. Girişmek. Çalışmak. Girişimde bulunmak. Deneme.

Try : -e soyunmak. Çaba. Deney yapmak. Deneyimlemek. Yoklamak. Yargılamak. Sinirlerini bozmak. Yapmaya çalışmak. Kızdırmak. Uğraşmak.

Pins synonyms : legs, cable terminal, props, striving, jihad, pinkish.

Pins zıt anlamlı kelimeler, Pins kelime anlamı

Achromatic : Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Akromatik. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksiz. Perdesi değişmeyen. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksemez.

Miss : Bayan (evlenmemiş). Evli olmayan bayan. Iska. Özlem duymak. Kavramamak. Matmazel. Karavana. Hanım. İsabet etmeme. Iska geçmek.