Ploys türkçesi Ploys nedir

Ploys ile ilgili cümleler

English: That store employs eight clerks.
Turkish: Bu dükkanda sekiz kâtip çalışır.

English: Ali employs three people.
Turkish: Ali üç kişi çalıştırıyor.

English: A small company employs 50 people.
Turkish: Küçük bir şirket 50 kişi çalıştırmaktadır.

English: He employs a maid.
Turkish: O, bir hizmetçi çalıştırıyor.

English: John employs 200 workers.
Turkish: John 200 işçi istihdam etmektedir.

Ploys ingilizcede ne demek, Ploys nerede nasıl kullanılır?

Deploys : Konuşlanmak. Dağıtmak. Plana göre yerleştirmek. Yerleştirmek (ordu vb). (birşeyi) etkin kullanmak. Açmak. Görevlendirmek. Harekete geçirmek. Yaymak. Uygulamak.

Disemploys : İşten kovmak. İşten atmak. İşten çıkarmak.

Employs : İş vermek. İstihdam etmek. Çalıştırmak. Bir hizmet veya işte kullanmak. Kullanmak. İşlendirmek. Harcamak. Sağlamak. İşe almak. Meşgul etmek.

Misemploys : Kötüye kullanmak. Suistimal etmek. Amacının dışında kullanmak.

Redeploys : Yeniden düzenlemek. Yeniden konuşlandırmak. Yeniden organize etmek (fabr.). Tekrar düzenlemek.

Commercial ploy : Gişe oyunu. Kitlenin ilgisini çekmek, kazanç sağlamak amacıyla yazılmış oyun.

Be in the employ of : Birisi için çalışmak.

 

Application deployment editor : Uygulama dağıtım düzenleyicisi.

Bank employee : Banka çalışanı.

Be unemployed : Boş gezmek. Boş durmak. Boş oturmak. İşsiz olmak.

İngilizce Ploys Türkçe anlamı, Ploys eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ploys ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Callings : Çağrı. Seslenme. Meslek. Telefon etme. Davet. Görev aşkı.

Assignment : Ayırma. Ödev. Tayin. Tahsis. Havale senedi. Ev ödevi. Görev. Devir. Feragat senedi.

Adventured : Macera. Atılmak. Tehlikeye atmak. Tehlikeli iş. Serüven. Vurgunculuk. Risk. Riske atmak. Avantür.

Appointment : Atama. Buluşma. Emir. Atanılan makam. Memuriyet. Görev. Randevu. Tayin.

Bilk : Kandırmak. Borç takmak. Dolandırmak. Ödememek. Dolandırıcı. Aldatmak. Dubara.

Cheat : Dolandırmak. İhanet etmek. Aldatmak. Razı etmek. Hile yapmak. Kazıklamak. Kazık atmak. Hileyle elinden almak. Keklemek.

Remark : Yorum. Açıklama. Düşüncesini söylemek. Demek. Söz. Belirtmek. Yorum yapmak. Görüş. Farketmek. Söylemek.

Adulterations : Karıştırma. Aldatma. Malın niteliğini sorma. Hile katma. Dürüstlük ilkelerine aykırı olarak bir malın içine konulan değersiz başka bir madde ile tüketiciyi aldatma. Seyreltme. Katıştırma. Kandırma. Tağşiş.

Attempt : Kalkmak. Girişimde bulunmak. Denemek. Kalkışma. Kalkışmak. Teşebbüs etmek. Yeltenmek. Çalışmak.

Input : Giriş. Bir giriş süreci ile ilgili bir aygıt, süreç ya da oluğa ya da bir giriş süreci ile ilgili veriler. Bir veri işlem dizgesince ya da onun herhangi bir birimince verinin alınması süreci. Veri girişi. Girdiler. Bir mal ya da hizmetin üretiminde kullanılan üretim faktörleri ile aramalarının tümü. Verme. İşlenmesi için bir işlergeye ya da çevrime verilen güç ya da bilgi. Girdi. Bilgi.

 

Ploys synonyms : tactical manoeuvre, tactical maneuver, expeditions, enterprise, artifices, adventure, demarche, chicanery, assignments, fiddles, campaigns, cantrips, excursion, fling, deceptions, capriccio, campaign, fiddle, expedition, deception, avocations, business, bilks, capriccios, deceit, gambit, gammon, artifice, affair, commerce, defraudment, stratagem, journeyed.