Plunging türkçesi Plunging nedir

Plunging ingilizcede ne demek, Plunging nerede nasıl kullanılır?

Plunging shot : Üstten görüş. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, yatay ekseni üzerinde, merceği aşağıya dönük olarak yerleştirilmesi, böylece yukarıdan aşağıya doğru eğik bir görüşün ortaya çıkması durumu.

Plunge : Saplamak. Sokmak. Daldırmak. Atılmak. Suya dalmak. Fırlamak. Altüst edilmek. Batırmak. Büyük oynamak (kumar). Suya daldırmak.

Plunge into : Saplamak. İçine dalıvermek. Hemen (bir şeyi anlatmaya) başlamak. -e daldırmak. -e dalmak. Gömülmek. Sokmak. Batırmak. Daldırmak. Dalmak.

Plunged : Daldırmak. Atılmak. Darmadağın edilmek. Düşmek. Büyük oynamak (kumar). Batmak. Altüst edilmek. Saplamak. Batırmak. Dalmak.

Plunger : Fırlatıcı. Spekülatör. Hareketli göbek. Dalıcı. Pompa pistonu. Dalma pistonu. Dalgıç. Bir kol yerine, genellikle bir buruncukla devindirilen küçük tokaç. Lavabo pompası. Dalma piston.

Take the plunge : Tereddütü bırakıp işe girişmek. Düşünüp taşındıktan sonra işe girişmek. Tehlikeyi göze almak. Ya herrü ya merrü deyip yapmak. Evlenmek. Cesur bir adım atmak. Riski göze alarak harekete geçmek. Riski göze alarak bir işe girişmek.

 

Plunderage : Soygunculuk. Yağmacılık. Yağmalama.

Deep plunge of prices : Büyük fiyat düşüşü. Ani fiyat düşüşü. Büyük ölçüde fiyat indirimi.

Pump plunger : Dalma piston. Pompa pistonu.

Plunder : Ganimet. Çalınmış eşya. Yağına etmek. Yağmalanan mal. Yağma. Yağma etmek. Çalmak. Çapul. Talan etmek. Soymak.

İngilizce Plunging Türkçe anlamı, Plunging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plunging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Immersing : Gömmek. Suya daldırma. Sokmak. Suya daldırmak. Batırma.

Dunking : Bandırmak. Banmak.

Court : Saray halkı. Yaltaklanmak. Mahkeme üyeleri. Kur yapmak. Aranmak. Riskine girmek. Saray. Mahkeme. Fayda sağlamak. Alan.

Layering : Henüz ana bitkiye ekliyken köke dalcık daldırma yöntemi (bahçıvanlık). Giysileri yanlışlıkla değiştirme veya kat kat koymayı içeren hareket. Birçok sabun tabakası dökme işlemi (sabun yapımında). Katmanlaşma. Eşdüzeyleme. Tortulların bileşim, tane büyüklüğü, fiziksel nitelikleri bakımından birbirlerinden ayrımlı yataklar halinde üst üste sıralanması. Kat kat kesme. Bölüştürülmüş reasürans akdi.

Dig in : Siper kazmak. Siper kazıp mevzi almak. Avcı çukuru kazmak. Hallihamur olmak. Yerleşmek. Mevzilenmek. Sipere girmek. Kalmak niyetiyle yerleşmek.

Blow in : Çıkagelmek. İçeri doldurmak (rüzgar). Haber vermeden gelmek. Ansızın gelmek. Aniden gelmek. İçeri dalmak. Gelivermek. Selamsız sabahsız damlamak. Damlamak. Habersiz gelmek.

Immerses : Sokmak. Suya daldırmak. İçine batırmak. Gömmek. Suya batırmak.

 

Breaks : Parçalanmak. Akma kırışıkları. Yenmek. Kaçmak. Kırılmak. Fırlamak. Çiğnemek. Söylemek.

Dunked : Çaya batırmak. Bandırmak. Smaç. Kahveye batırmak. Banmak.

Pink : Teklemek. Tavşanağzı. Pembe. Kenarını zikzaklı kesmek. Kenarını oyalamak. Delmek (süngü ile). Bıçaklamak. Süngü ile delmek. Kliketli çalışmak (araba).

Plunging synonyms : birth prevention, plumbing system, plumbing fixture, bollixing, be in carey street, bathe, crashes, break into, conked, bust, barged, abandon oneself to, drives, plunge, adventures, collapses, drive, utility, dipped, pinkest, crashed, condescend, belly up, layerings, submersion, crash, decries, plunges, jabs, jabbing, dippings, bounce, pinker.

Plunging zıt anlamlı kelimeler, Plunging kelime anlamı

Contentment : Hoşnutluk. Ferah. Rahatlık. Gönül rahatlığı. Ferahlık. Razı olma. Gönül hoşluğu. Gönül ferahlığı. Memnuniyet. Kanaat.

Small : Minik. Önemsiz. Alçak. Mütevazı. Ufak. Basit. Fakir. Küçük küçük. Az. Mini.

Little : Ufak. Azıcık. Önemsiz. Be.az miktarda. Değersiz. Az. Az miktar. Hemen hemen hiç. Az miktarda. Genç.