Points türkçesi Points nedir

Points ile ilgili cümleler

English: All the evidence points to his guilt.
Turkish: Tüm kanıtlar onun suçlu olduğunu gösteriyor.

English: And finally, twelve points to Estonia!
Turkish: Son olarak, on iki puan Estonya'ya!

English: Although most of the content and thought has not been dependent on any language, when focusing on Japanese, differences in syntactic structures or the fact that individual words are not written separately and distinctly then requires several points of consideration.
Turkish: İçerik ve düşüncenin çoğu herhangi bir dile bağımlı olmasına rağmen,Japoncaya odaklanırken,cümle yapısındaki farklar yada bireysel kelimelerin ayrı ve açıkça yazılmamaları gerçeği o zaman düşünce hakkında birkaç nokta gerektirir.

English: Although the decision to implement this plan has already been made, the finer points still need to be planned out.
Turkish: Bu planı uygulamak için karar verilmesine rağmen, ince noktaların hâlâ planlanmaya ihtiyacı var.

English: Ali used a page of dot points to jog his memory when he made his speech.
Turkish: Ali konuşmasını yaptığı zaman, anımsamak için ana başlıkların olduğu bir yaprak kullanırdı.

 

Points ingilizcede ne demek, Points nerede nasıl kullanılır?

Points and above : Nokta ve yukarısı.

Points of backward space : Arkadaki noktalar.

Points of forward space : Öndeki noktalar.

All points addressable : Her yer adreslenir. Tüm noktaları adreslenir.

Different points of view : Farklı bakış açıları. Değişik görüş açıları. Farklı görüşler.

Cardinal points : Esas yönler. Bir pusulanın dört ana noktası. Anayönler. Dört ana yönden biri. Ana yönler. Dört ana yön.

Give points to somebody : Avans vermek. Sayı vermek. Üstün olmak. Taş çıkarmak.

Join two points by a line : İki nokta arasını birleştiren çizgi çizmek. İki noktayı bir çizgi ile birleştirmek.

At all points : Mükemmelen. Her bakımdan mükemmelen. Her bakımdan. Her yönüyle.

And here are the main points : Ve son haberler veya haber başlıkları bunlardır (esas haberler yayınlanmadan önce televizyon yayınının başlangıcında söylenen). Ve önemli noktalar şunlardır.

İngilizce Points Türkçe anlamı, Points eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Points ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Insignia : İğaretler. Rütbeler. İşaret. Rütbe işaretleri. Alamet. Sembol. Nişanlar.

Hit : Futbol, eskrim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vuruş. Başarılı film. Dürtüş. Savut namlularının ucundaki düğmelerin, karşı yarışmacının sayılan ya da sayılmayan bölgelerine dürtülerek değmesi. Vurulmak. Kılıçoyunu yarışmalarında, geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç. (buna göre, kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır. erkeklerde beş, kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir.). Varmak. Sarsmak. Bulmak.

 

Point size : Nokta boyutu. Punto boyu. Yazıtipi boyu.

Location : Konum. İşlik arsası. Konumlama. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yer. Gözlemleri bir eksenler dizgesinde yatay ve düşey eksene olan uzaklıklarıyla göreli yerlerine yerleştirme. Bk. bellek yeri. Dışarıda çevirimler için ayrılmış, geniş, boş, işliğe bitişik ya da başka bir yerde bu işte kullanılan arsa. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.

Ranks : Sıra. Tabaka. Subay olmayan askeri personel. Aşama. Rütbe. Saf. Dizi. Sınıf. Erat.

Point : Göstermek. Çıkmak (çıban vb). Sivrilmek. Noktalamak. Uç vermek. Bitirmek. Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. Ucunu sivriltmek. Ferma yapmak (av köpeği). Fermaya oturmak.

Digit : El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup başparmak dışında, her biri üç küçük kemikten oluşan uzantılar. dijit. Basamak. Tek haneli rakam. Sıfırdan dokuza kadar tamsayıların her biri. Bilgisayar, bilişim, biyoloji alanlarında kullanılır. Hane. Dijit. Parmak kemiği. Bir sayıtın basamaklarındaki değişik değerleri gösteren sayısal damgalardan her biri.

Pincers : Kıskaç. Eklem bacaklı hayvanlarda, birinci yürüme bacağının ucunda bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç biçimi bir yapı. Pens. Maşa. Tutaç. Kerpeten. Pense.

One dimensional : Tek boyutlu. Bir yönlü. Düz olmak. Sadece bir boyutu olan bir şey.

Dots : Benek.

Points synonyms : mcburney's point, attracter, chokepoint, crinion, military position, omphalus, rootage, geographical point, trichion, celestial point, pressure point, particular, extent, ingredient, constituent, claw, signage, clippers, clinical thermometer, laminated leaf spring, deg, gradations, scissor, flags, omphalos, intersection point, macula, spots, a pair of scissors, dot, degree, indicia, railway points.

Points zıt anlamlı kelimeler, Points kelime anlamı

Node : Düğüm noktası. Durağan dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalar. Ay yörüngesinin tutulum'u deldiği iki noktadan her biri. çift-yıldizlarda yoldaş yörüngesinin, bakış doğrultumuza dik olan izdüşüm düzlemini deliği noktalardan her biri. Çizge. Düğüm. Bir durur dalganın sıfır noktaları. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Yaprağın ayrıldığı eklem yeri. nod. yürekte yürütücü dokuya ait atriyoventriküler ve sinüatriyal düğümler. 3.ranvier boğumu. Boğum. Yumru.

Antinode : Karın. Dalga karnı. Durağan dalgaların en büyük genlikte kesimi.