Ranks türkçesi Ranks nedir

Ranks ile ilgili cümleler

English: This machine cranks out a thousand screws an hour.
Turkish: Bu makine bir saatte bin vida üretir.

English: I'm a jack of all trades, a real triple threat. They'll try to stop me, but I'll be rising up the ranks in no time.
Turkish: Her işten anlarım. On parmağımda on marifet vardır. Önüme set çekmeye çalışacaklar, ama mevki basamaklarını çabucak çıkacağım.

English: He is a big prankster.
Turkish: O büyük bir soytarı.

English: To whom are you speaking, prankster?
Turkish: Kime konuşuyorsun sen, soytarı?

English: General Franks received an honorary knighthood.
Turkish: General Franks fahri şövalyelik aldı.

Ranks ingilizcede ne demek, Ranks nerede nasıl kullanılır?

Break ranks : Düzensiz hale gelmek (askeri düzende). Bir kimsenin düşünce veya faaliyetinden ayrı durmak. Hakim veya uyulması bir şablona uymamak. Bir kimsenin düşünce veya faaliyetine katılmamak. Sıradan çıkmak. Sıradan ayrılmak. Sırayı bozmak. Birlik beraberlik içinde olamamak. Safları bozmak. Birliği ve dayanışmayı sürekli kılamamak.

Close ranks : Safları sıklaştırmak (askeriye). Daha sıkı bir formasyona gelmek. Kenetlenmek.

 

Close the ranks : Açık vermemek. Safları sıklaştırmak. Arayı kapatmak. Ele vermemek.

Closed ranks : Sıkılaştırılmış saflar. Asker sıraları arasındaki mesafeyi sıkılaştıran. Birleştirme.

In serried ranks : Seriler şeklinde. Diziler şeklinde. Sıralar şeklinde.

Crankshaft : Krankmili. Kol. Şaft ile sürülen veya şaft kullanan mil. Ana mili. Ana mil. Kaldıraç. Krank mili. Dirsekli mil.

Crankshaft flange : Krank mili flanşı.

Join the ranks : Orduya katılmak.

Cranks : Yol vermek. Saplantı. Sabit fikir. Krankla bağlamak. Manivela. Kelime oyunu. Krankla çalıştırmak. Krank kolu çevirmek. Acayip kimse. Kıvırmak.

Crankshaft gear : Krank dişlisi. Krank mili dişlisi. Ana mili dişlisi.

İngilizce Ranks Türkçe anlamı, Ranks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ranks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Order : Düzenlik. Buyurmak. Bir sayının 10'un tümsayılı üstleri olarak büyüklük düzeyi. bir işlevin kaç kez türevinin alındığını gösteren sayı; bir türevli denklemin en yüksek türevli terimi. Düze. Sipariş vermek. Soru ya da sınarlardan oluşan bir gözlem aracında belli kural ya da nicelemelere göre elde edilen dizim. Emretmek. Tertip. Bir şeyin yapılmasını, bir malın üretilmesini, gönderilmesini, getirilmesini isteme, ısmarlama.

Force : Sıkıştırmak. Kuvvet. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik. Zorlamak. Turfanda yetiştirmek. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İcbar etmek. Mecbur etmek. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur). Yükseltmek (fiyat).

 

Cycle : Devreden geçirmek. Dönme. Dolaşım. Sürekli biçimde yinelenen belli bir işlem dizisi, özellikte bu dizinin bir kez yinelenme süresi, bk. dönüş süresi. Pedal çevirmek. Zaman. Tur. Yakı yapıştırmak. Belli aralıklarla aynı biçimde yinelenen olayları kapsayan dönem.

Catena : Zincirleme seri. Zincir.

Arrangement : Ayarlama. Düzenleyim. Tertip. Plan. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sıralama. Aranjman (çiçek için). Düzenleme. Bir müzik parçasını yeni bir düzen içinde yeniden kurma, işleme.

Horizon : Görüş. Deniz kıyısında ya da geniş bir düzlükte, gökle yerin birleşmiş gibi görüldüğü ve bulunulan yere uzaklığı yükseldikçe artan çember yayı biçiminde çizgi. Toprağın çeşitli oluş evrelerinde bulunan katları. Ufuk. Horizon. Coğrafya, uzay, madencilik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Ufki. Gözlemcinin bulunduğu noktadan yeryuvarlağına çizilen teğet düzlemin gökküresi ile ara kesit dairesi. Çevren.

Benches : Baro. Yargıçlık. Hakim kürsüsü. Bank. Tezgah. Kürsü.

Line : Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. Çizgi çizmek. Sıralamak. Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Çizmek. Satır. Astar kaplamak. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Dizmek. Askı halatı.

Distinctions : Ayırma. Şöhret. Açıklık. Fark. Yükselme. Ün. Fark gözetme. Ayrım. Üstünlük.

Points : Makas (demiryolu). Nokta. Punto. Puanlar. Demiryolu makası. Puan. Sayı. Makas. İşaretler.

Ranks synonyms : array, candid, coat, alignment, classroom, coatings, bed, credulous, absolute, coating, gradation, alignments, clearest, promotions, classrooms, enlisted man, rank and file, promotion, evolvements, day room, artless, rank, the rank and file, cigarette case, clinical thermometer, pitch, categories, crust, chastest, echelon, denomination, beds, batteries.

Ranks zıt anlamlı kelimeler, Ranks kelime anlamı

Sterile : Sıkıcı. Yavru sahibi olma yeteneği bulunmayan, doğurma yeteneği taşımayan, steril. Semeresiz. Neticesiz. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Organizmanın işlevsel gametleri üretme yetersizliği, steril, verimsiz. Verimsiz. Sonuçsuz. Arınık. Kısır.

Downgrade : Alt modele geçirmek. Derecesini düşürmek. Downgrade etmek. Kalitesini bozmak. Geriletmek. Rütbe indirmek. Derecesini indirmek. Küçük düşürmek. Bozmak. Alçaltmak.

Upgrade : İyileştirme. Düzeltmek. Yokuş. Yükselen. Rampa. Geliştirmek. Bir üst modele geçmek. Artırmak. Yükseltme.