Benches türkçesi Benches nedir

Benches ile ilgili cümleler

English: The park benches were all occupied.
Turkish: Park bankları hepsi meşguldü.

English: He made a desk and two benches for us.
Turkish: Bizim için bir masa ve iki bank yaptı.

English: Some people are killing time relaxing on park benches.
Turkish: Bazı insanlar, park bankları üzerinde rahatlayarak zaman öldürüyorlar.

Benches ingilizcede ne demek, Benches nerede nasıl kullanılır?

Workbenches : Tezgah (üzerinde iş görülen). İş tezgahı. Çalışma tezgahı. Tezgah. Marangoz tezgahı.

Benched : Kızağa çekilmiş.

Bencher : Baro yönetim kurulu üyesi. Avam kamarası üyesi. Kıdemsiz parlamento üyesi. Hukukçular kurulu idare meclisi üyesi. Baro idare meclisi üyesi.

Benchers : Kıdemsiz parlamento üyesi. Hukukçular okulu yönetim kurulu üyeleri. Avam kamarası üyesi. Baro yönetim kurulu üyesi.

Back bencher : Parlamento'nun yeni üyesi. Arka sırada oturan. Yeni seçilen yasa koyucu (bir odanın arka sırasında oturtulan kimse).

Get benched : Oyundan alınmak. (argo terim) oyun sırasından oyundan çıkarılmak (spor).

Bench clamp : İşkence.

Front bencher : İleri gelenler. Önde gelenler.

Backbencher : Yönetimde görev almayan parlementer. Kıdemsiz parlamento üyesi. Parlementodaki muhalefet partisi üyesi. Muhalif milletvekili. Yönetimde görev almayan parlamenter. Parlamento üyesi.

 

Bench drill : Tezgah delgisi. Matkap tezgahı. Masa matkabı.

İngilizce Benches Türkçe anlamı, Benches eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Benches ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Desk : Daire. Bölüm. Çalışma masası. Resepsiyon. Kontrol paneli. Kasa. Yazıhane. Yazı masası. Şube.

Desks : Bölüm. Yazı masası. Sıra (okul). Kontrol paneli. Kasa. Çalışma masası. Resepsiyon.

Bema : Podyum. Hıristiyan bazilikalarında kutsal yönü belirleyen (doğu) apsisin önünde yer alan. Sahne. Üzerinde sunak bulunan yüksek platform (kilisede). Platform. Yalnızca ruhban sınıfının kullanabildiği kutsal mekan. Ortadoks kiliselerinde mihrabın önünde yer alan kürsü.

Settle : Bağlamak (nafaka). Adapte olmak. Yatışmak. Süzmek. Konmak. Kararlaştırmak. Berraklaşmak. Ömür boyu hak vermek. Uyum sağlamak. Yetinmek.

Cue : Fikir. Belirti. Başlama işareti. Bilardo sopası. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. Yapım imleri. Son söz. İşaret vermek. İpucu.

Bar association : Barolar birliği. Avukatları yetkilendiren ve avukatlık mesleğini kontrol eden teşkilat. Avukatlar barosu.

Countering : Karşılık vermek. Kontra yumruk atmak. Karşılıkta bulunmak. Sayaç. Karşı gelmek. Karşı çıkmak. Sayıcı. Karşı koymak. Karşı atak yapmak.

Conspiracy : Komplo. Anlaşma. Gizdüzen. Kötü amaçla yapılan gizli anlaşma. Suikast. Kumpas. Gizli anlaşma.

 

Cuing : Sufle etmek. Belirti. Son söz. Sıraya girmek. Başlama işareti. Bilardo sopası. Fikir. İpucu. İşaret vermek. İşaret.

Pitches : Saha. Derece. Göz boyama. Aşama. Yokuş (uçak). Vida adımı. Perde (ses). İşportacı tezgahı. Basamak.

Benches synonyms : church bench, flat bench, array, prie dieu, loom, ambon, penalty box, overfall, lectern, seat, files, banquette, settee, countered, pedestal, department, magistracies, banquettes, arrangement, window seat, counter, loomed, arraying, bench, park bench, frequency, alignment, dais, lecterns, shipbuilding yard, alignments, sales booth, daises.