Polen nedir, Polen ne demek

Polen; bir bitki bilimi terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Çiçek tozu

Biyoloji'deki anlamı:

(Yun. mikros: küçük; sporos: tohum) Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünme ile meydana gelen erkek üreme hücreleri; çiçek tozu. Mikrospor.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünmeyle meydana gelen erkek üreme hücreleri, çiçek tozu, mikrospor.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Çiçek tozu.

İngilizce'de Polen ne demek? Polen ingilizcesi nedir?:

pollen, polen, pollen) 

Polen hakkında bilgiler

Polen, (çiçek tozu) bitkinin erkek gametini (bu nedenle erkek DNA) dişi gamete taşıyan bir yapıdır. Polen, bu taşınma sırasında erkek gametini çok iyi korumak zorundadır. Polenin dış duvarı eksin olarak adlandırılır. Bu tabaka çok nadir olarak bulunan ve çok dayanıklı olan sporopollenin denilen bir yapıdan oluşmaktadır. İç tabaka ise selülozdan yapılmış olup tipik bitki hücre duvarının yapısındadır. Polen tanelerinin boyu 15-100 µm arasındadır. Sıkıştırılmış polen tozu binlerce polen tanesi içermektedir.

Polen ile ilgili Cümleler

  • Bal, polenden değil, nektardan yapılır.
  • 'Polenezya' 'birçok adalar' anlamına gelen Yunanca bir kelimedir.
  • Polene alerjim var.
  • Maskeler sarı kum tozunu,polenlerden dahada küçük,ne kadar iyi engelleyebilir?Sanırım o polenden oldukça daha fazla bir baş belasıdır.
  • Kitaplar bir akıldan diğerine polen taşıyan arılardır.
  • Tom'un polene karşı alerjisi var.
  • Tom'un polen alerjisi var.
 

Polen anlamı, tanımı:

Çiçek : Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz. Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık.

Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

Erkek : Sert, kolay bükülmez. Koca. Sperma oluşturan organizma. Yetişkin adam, bay, er kişi. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.

Gamet : Erkek veya dişi üreme hücresi.

Taşınma : Taşınmak işi.

Korumak : Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Karşılamak, denk gelmek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel.

 

Çiçek tozu : Çiçekli bitkilerde erkek organın başçığında bulunan döl hücresi, polen.

Polen analizi : Polen tanelerinde, sayı, en, boy, çap ve yüzey süsleri gibi incelemelerin yapılması.

Polen çiçeği : Bal özü oluşturmayan ancak çok fazla çiçek tozu oluşturarak böcekleri çeken çiçek.

Polen kesesi : Anter içindeki polen tanelerinin oluşturduğu kese. Mikrosporları oluşturan yapı, mikrosporangiyum.

Polen sepeti : İşçi arılarda bacakların tibya parçasının art tarafında polen taşıyan kıllar.

Polen tanesi : Tohumlu bitkilerde erkek üreme hücresi.

Polen tarağı : İşçi arılarda polenlerin sepet içine süpürülmesine yarayan, polen sepetinin altında tarak şeklindeki dikenler.

Polen tüpü : Olgun polen tanesinin stigmaya ulaştığında aşağı doğru ovüle uzanan ve mikropilden girerek erkek gametleri taşıyan kanal.

Polenske sayısı : Beş gram yağda bulunan uçucu olmayan yağ asitlerini nötrleştirmek için gerekli 1 N NaOH’ in mililitre miktarı.

Diğer dillerde Polen anlamı nedir?

İngilizce'de Polen ne demek? : [Poland] n. pole, axis point of a sphere; one item from a pair of oppositions; (Electricity) terminal, point of connection to a current

n. Polish citizen, resident of Poland

n. Poland, country in eastern Europe

Almanca'da Polen : n. Blütenstaub

Rusça'da Polen : n. пыльца (F)