Political risk türkçesi Political risk nedir

  • Siyasal risk.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Siyasi risk.
  • Politik risk.
  • Bir ülkede yatırımcıları olumsuz etkileyecek hükümet politikalarındaki köklü değişiklikler veya savaş, devrim, iç savaş, ayaklanma gibi toplumsal olayların ortaya çıkma olasılığı.

Political risk ingilizcede ne demek, Political risk nerede nasıl kullanılır?

Political : Siyasi. Politikayla ilgilenen. Politik. Hükümete ait. Hükümet. Siyasal. Devlete ait. Devlet.

Risk : Zarar olasılığı. Riske etmek. Risk oluşturmak. Bir olayın meydana gelme olasılığı. epidemiyolojik çalışmalarda, bir bireyin, belli bir toplum ve dönem içinde belli bir hastalığı taşıma olasılığı. insan sağlığına zararlı olma olasılığının ölçüsü. Oynamak. Tehlike. Tehlikeye atmak. Göze almak. Risk almak. Riziko.

Political asylum : Siyasi iltica. İltica hakkı. Sığınma hakkı. Siyasal iltica. Siyasi sığınma. Sığınma.

Political business cycles : Tekrar seçilmek isteyen hükümetlerin seçim öncesi ve sonrasında farklı hedeflere yönelik iktisat politikaları uygulamaları sonucu ortaya çıkan iş çevrimleri. Siyasi konjonktür. Politik iş çevrimleri.

Political capture theory : Düzenleyiciyi kuşatma kuramı. Sanayideki egemen firmanın, konumunu sürdürmesini sağlayan düzenlemeleri yapan düzenleyici kurumun önünde sonunda tamamen sözkonusu firma tarafından kuşatılacağını ileri süren kuram.

 

Political cinema : Siyasal sinema. Sinemanın, toplumu siyasal yönden bilinçlendirme aracı, siyasal savaşımda bir silah olarak kullanılmasını savunan ve bu yolda filmler gerçekleştiren sinema akımı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Political risk Türkçe anlamı, Political risk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Political risk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Political risk synonyms : sovereignty risk, a shift in demand, a change in demand, abolition of forced labour convention, country risk, a shift in individual demand, abnormal budget, ability to pay approach, a group shares.