Population density türkçesi Population density nedir

  • Nüfus yoğunluğu.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Bir ülkede yüzölçümüyle bireylerin, ailelerin ya da yerleşme yerlerinin sayısı arasındaki oran.
  • Bir ülkede, bir bölgede ya da bir anakentte, genellikle bir km2 ye düşen nüfus sayısı.
  • Populasyon sıklığı.

Population density ile ilgili cümleler

English: Japan has a high population density.
Turkish: Japonya yüksek bir nüfus yoğunluğuna sahip.

English: Norway has a very low population density.
Turkish: Norveç'in çok düşük bir nüfus yoğunluğu var.

Population density ingilizcede ne demek, Population density nerede nasıl kullanılır?

Population : Kantitatif karakterler gibi bazı değişkenlerin ölçülmesi için örneklerin alındığı çok sayıda bireylerden oluşan grup; belli bir bölgede yaşayan bir türün bireyleri. Populasyon. Yığılım. Halk. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk. Belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk, toplum, evren, ana yığın, popülasyon. İstatistikte, belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk. Öbek. Bir ülkede veya bölgede yaşayanların toplam sayısı. Kütle.

Density : Koyuluk. Yoğunluk. Özkütle. Kalınlık. Özgül ağırlık. Densite. Ahmaklık. Özgül ağırlık. yoğunluk. film üzerindeki kararma derecesi. Ağırlık (yazıda). Bir maddenin hacim ağırlığının, standart olarak alınan başka bir maddenin aynı hacminin ağırlığına oranı, dansite.

 

Population analysis : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Özdecik yörüngeçleri bulunduktan sonra, eksicik dağılımını yörüngeçlerdeki öğeciksel katsayılar türünden veren cebirsel işlem. Nüfus çözümlemesi. Uygulamalı araştırmalar yoluyla toplanan nüfus verilerinden yararlanarak yapılan bilimsel çözümlemelerden sonuç çıkartılması. Yığılım çözümlemesi.

Population as a whole : Toplam nüfus. Dolaylı ya da dolaysız olarak ışınım etkisindeki işlerde çalışanlarla, toplumun geriye kalan kesimini oluşturan nüfusun toplamı.

Population census : Populason sayımı. Çoğa sayımı. Nüfus sayımı. Başta cins, yaş, doğum yeri, öğrenim durumu ve uğraş olmak üzere bir çoğanın belli başlı ayrıtlarını, tüm birimleri tarayarak saptayan sayım.

Population changes : Bir ülke nüfusunun sayısında belli bir zaman süresi içinde doğumlar ve göçler sonucu gerçekleşen artma ya da azalma. bir ülke nüfusunun türlü özellikler bakımından bileşiminde gerçekleşen değişmeler. Nüfus değişimleri.

İngilizce Population density Türkçe anlamı, Population density eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Population density ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adaptive behavior : Adaptif davranış. Uyumlayıcı davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Uyarlamacı davranış. Uyumcu davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış.

 

Affection : Etkileme. Meyil. Yakınlık. Duygusal yakınlık. Muhabbet. Düşkünlük. Hastalık. Şefkat. Sevgi.

Aesthetic : Bedii. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Güzelduyu. Estetik.

Agnation : Hısımlık. Soydaşlık. Bir ailede baba ve erkek üyeler yoluyla oluşan kan yakınlığı. bu tür yakınlıktan oluşan yakınlık kümesi. Baba tarafından akrabalık. Akrabalık (baba taraf.). Akrabalık (baba tarafından). Akrabalık.

Achievement motive : Başarı güdüsü. Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarma güdüsü.

Age distribution : Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı.

Overpopulation : Coğrafya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Aşırı nüfuslanma. Bir kentte, nüfusun, genellikle benimsenen uluslararası yoğunluk ölçünlerinin üstünde bir kalabalıklık düzeyine erişmesi, yığılması. Bir bölge ya da ülkenin, doğal kaynaklarını ve bu kaynakları işleyip değerlendirme olanaklarını aşacak denli kalabalıklaşması. Aşırı nüfus. Bir toplumda, bir toplumsal kümede nüfusun, başta yaşamı sürdürmeğe yeterli bir tüketim düzeyi olmak üzere toplum ya da kümece benimsenmekte olan belli amaçların gerçekleştirilmesini engelleyecek ölçüde çok olması. Nüfus kesafeti. Nüfus aşırılığı. Aşırınüfuslanma.

Abilities : Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Yeterlik. Güç. Yetenek. Beceri. Yetenekler. İktidar. Kabiliyet.

Populousness : Nüfus kalabalığı. Kalabalıklık.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Population density synonyms : aesthetical ideal, population dansity, agression, age group, adjustment in marriage, acclimatation, age grade, alienation, acculturation.