Positrons türkçesi Positrons nedir
- Pozitronlar.
- Pozitif elektron.
- Artı elektron.
Positrons ingilizcede ne demek, Positrons nerede nasıl kullanılır?
Positron : Radyonüklidler tarafından yayınlanan beta parçacıkları, ana radyonükliddeki proton fazlalığından oluşursa pozitron adı verilir. pozitif elektron. Pozitif elektron. Artıcık. Kütlesi ve yükü elektronunkine eşit, ancak yükü artı imli olan, atomların çekirdeklerindeki kalımlı temel parçacık. Artı elektron. Eksicik ile eş kütleli, karşıt yüklü temel parçacık. Pozitif yüklü elektron. Pozitron. Kütlesi eksicikle eş, kıvıl yükü ise artı olan temel tanecik. Pozitif elektrik yüklü elektron.
Positronium : Pozitronyum.
Posit : Önermek. Yerine koymak. Varsaymak. Farz etmek. Yerleştirmek. Farzetmek. Oturtmak.
Posited : Yerleştirmek. Belirlenmiş. Yerine koymak. Konmuş. Farzetmek. Varsaymak.
Positing : Yerine koymak. Yerleştirmek. Varsaymak. Farzetmek. Önermek.
Position lights : Seyir ışıkları.
Position of currency symbol : Para birimi simgesi yeri.
Position independent : Konumdan bağımsız.
Position as duration of the labor : İş süresi sayılan durumlar. Eylemli olarak çalışılmadığı halde iş yasası yönünden çalışılmış gibi sayışıma alınan ve günle ölçümlenen durumlar.
Position control system : Konum kontrol sistemi. Konum denetim sistemi. Konum denetim dizgesi.
İngilizce Positrons Türkçe anlamı, Positrons eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Positrons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Orientation : Yön belirleme. Bireyin, karşılaştığı karışık ve sorunlu durumlarda kendi yönünü, tutumunu belirlemesi. bir kimsenin türlü ilişkiler içinde yer ve zamanı seçme, koşulları değerlendirme konusunda bilinçli olarak davranması. Bir bilim dalında temel yöntem ve yaklaşım bakımından beliren ana ayrımlardan her biri. Oryantasyon. Bir çevreye uyum sağlama. Her ikisi de çift ucay özelliği gösteren iki molekül arasındaki etkilenme. Bir buzsul ya da bir özdecik içinde öğecik kümelerinin ya da o özdeciklerin belirli doğrultularda yönelmiş olarak düzenlenimleri. Oryentasyon. Yöneltme. Yönelme.
Lie : Mideye oturmak. Durmak. Atmak. Kandırmak. Yalan söylemek. Palavra. Yalan atmak. Yalan. Kalmak. Uzanmak.
Wing : Binanın yan çıkıntısı. Kanadından vurmak (kuşu). Zar biçiminde herhangi bir uzantı. böceklerin uçma organı. kuşlarda ve yarasalarda uçmaya yarayacak biçimde değişmiş olan yapılar. Kanadını yaralamak. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gemilerin iç yanları, borda karşıtı. Kanatlanmak. Kanat. Uçurmak. Uçmak.
Vantage : Avantaj. Seyretme yeri. Avantajlı durum. Üstünlük. Bakış noktası.
Paradigm : Numune-i imtisal. Paradizm. Çekim örneği. Kip. Dizi. Biyokimyada deneysel bir model veya örnek. Paradigma. Numune. Örnekçe.
Place : Makam. Mekan. Kim olduğunu çıkarmak. Yer. Yerleşim yeri. Koymak. Ev. Vermek (para). Basamak. İş.
Positron : Pozitif elektrik yüklü elektron. Pozitron. Eksicik ile eş kütleli, karşıt yüklü temel parçacık. Kütlesi ve yükü elektronunkine eşit, ancak yükü artı imli olan, atomların çekirdeklerindeki kalımlı temel parçacık. Pozitif yüklü elektron. Biyoloji, fizik, kimya, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Artıcık. Kütlesi eksicikle eş, kıvıl yükü ise artı olan temel tanecik.
Anomaly : Acayibat. Aykırılık. Kuraldışılık. Sapaklık. Kuralsızlık. Normalden uzaklaşma veya sapma. gelişim ve büyümede olan bozukluklar sonucu vücut ve organların normalden ayrı bir yapılışta olması, fetal anomali, acayibat. denksizlik, kaide dışında olma. doğuştan olan bir bozukluk sonucu normal standarttan belirgin olarak sapma. Anomali. Bozukluk. Gariplik. Anormallik.
Positive electron : Pozitron.
Weltanschauung : Dünya görüşü. Dünya görüşü (almanca).
Positrons synonyms : pole position, bird's eye view, half mast, light, view, panoramic view, rear, stand, site, setting, right, front, station, pitch, point, futurism, lead, pride of place, sight, vanguard, post, landmark, juxtaposition, world view, straddle, back, situation, polls, half staff, perspective, cutting edge, forefront, left.
Positrons zıt anlamlı kelimeler, Positrons kelime anlamı
Front : Önünde bulunmak. Cüret. Önderlik etmek. Cephelenmek. Yönelmek. Cephe. Maske. Ön. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Öndeki.
Right : Sağa. Düzelmek. Haklı. Çeki düzen vermek. Doğrudan doğruya. Dosdoğru. Telafi etmek. Düzgün. Sağdan. Haklı çıkarmak.
Back : Ters. Sırt. Arka çıkmak. Geri. Önce. Ayak arkası. Arkalık. Geride. Futbol, gitar, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Geriye.
Positrons antonyms : unerect, left, erect.

Bu kısımda Positrons kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Positrons ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Positrons anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Positrons ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.