Poss türkçesi Poss nedir

Poss ile ilgili cümleler

English: "I want to talk to your grandfather." "That's not possible, he died a few years back."
Turkish: "Büyükbabanla konuşmak istiyorum." "Bu olanaksız, çünkü o birkaç yıl önce öldü. "

English: "I can't stand it any more!" "Calm down. I'll come over as soon as possible."
Turkish: "Artık dayanamıyorum!" "Sakin ol. En kısa sürede geleceğim."

English: "That's impossible." "I must disagree with you. It's very much possible."
Turkish: "O imkansız." " Seninle aynı fikirde olmamalıyım. Bu çok mümkün."

English: A chance to do as we please, especially to do as little hard work as possible, is a secret desire of almost everybody.
Turkish: İstediğimiz gibi bir yapma fırsatı, özellikle mümkün olduğu kadar çok az zor işi yapmak neredeyse herkesin gizli bir arzusudur.

English: "She's dead." "No, it's not possible!"
Turkish: "O öldü." "Hayır, bu mümkün değil!"

Poss ingilizcede ne demek, Poss nerede nasıl kullanılır?

Posse : Yakın arkadaş grubu. Heyet. Birlik. Sakçı müfrezesi. Takım. Ekip.

Posses : İtmek. Heyet. Birlik. Atmak. Takım.

Possesion : Özelge. Birey, aile, akraba ya da toplulukların, ilgili oldukları toplumun anlayış ölçülerine uygun bir biçimde üzerlerinde hak iyesi oldukları özdeksel ve tinsel öğelerin tümü.

 

Possess : Elinden tutmak. Sahip olmak. -si olmak. Hakim olmak. Elinde bulundurmak. Elinde bulunmak. Egemen olmak. Etkilemek. Kurcalamak (zihin). Haiz olmak.

Possess a true and serious establishment : Bir ülkede gerçek işletme iyesi olmak. Gerçek ve temelli işletme iyesi olmak.

Possessive case : İyelik durumu. Mülkiyet hali.

Possesseur : Elmen. İyesi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan kişi, elde tutan, eldeci.

Possessive construction : İyelik bağlantısı ile birbirine bağlanmış iki veya daha çok addan oluşan tamlama. türkçede ad tamlaması, ilgi durumu eki almış tamlayan görevindeki bir adın, iyelik eki almış tamlanan görevindeki bir adla tek bir kavrama karşılık olacak şekilde birleşmesi ile kurulur ve belirli ad tamlaması adını alır: çocuğun oyuncağı, kapının kolu, annenin işi, devletin gücü. tamlayanı ilgi durumu eki almadan kurulmuş olan tamlamalar belirsiz bir ad veya belirsiz bir kavramı gösterdikleri için belirsiz ad tamlaması diye adlandırılır: çocuk oyuncağı, ana sütü, kapı kolu, kaldırım taşı, dil tutumu vb. her iki türde de ikiden fazla adın birleştirilmesi ile oluşturulan tamlamalar, zincirleme ad tamlamalarıdır: şairin anlatımının canlılığı; hikayecinin özelliklerinin belirtilmesi; türkiye cumhuriyeti ziraat bankası; süt endüstrisi mamülleri kurumu vb. bk. zincirleme ad tamlaması. Belirtili tamlama. İsim tamlaması. Ad tamlaması.

Possession : Sahiplik. Mülk. Cinnet. Ç.mal mülk. Elmenlik. Saplantı. Delilik. Mülk edinme. Hüküm. Egemenlik.

Possessing : Tutmak. Hakim olmak. Hamil. Sahip olmak. Elinde bulundurmak. Kurcalamak (zihin). Egemen olmak. Haiz.

 

İngilizce Poss Türkçe anlamı, Poss eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poss ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boosts : İtelemek. Övmek. Kuvvetini artırmak. Voltajını yükseltmek. Alttan yukarıya ittirmek. Artırmak. Reklamını yapmak. Artırmak (fiyat). Yükseltmek.

Cast offs : Çıkarmak. Örgüye başlamak. Terk etmek. Reddetmek. İlişkisini kesmek. İlmek atmak. (ilmek) iğneden çıkarmak. Örgüde ilk ilmeği atmak. Çıkarıp atmak.

Hefts : Kaldırmak. Siklet. İrilik. Ağırlık. Sıklet.

Sacrifice : Kurban etmek. Dinsel bir inancın sonucu olarak, kendine özgü törenlerle şu ya da bu biçimde, doğaüstü güçlere sunulan kan ya da canlı yaratık, bk. kansal kurban. Doğaüstü güçleri, yüce varlıkları ve tanrıları hoşnut etmek, onlarla barışık olmak, onlara teşekkür etmek ve onlardan isteklerde bulunmak için kesilen hayvan, sunulan yiyecek, içecek. Zararına satmak. Özveri. Fedakarlık. Feda etmek. Kurban kesmek. Kıymak. Uğrunda harcamak.

Goad : Galeyana getirmek. Kışkırtıcı şey. Gönder. Kışkırtmak. Rahatsız etmek. Dürtmek. Üvendire ile dürtmek. Teşvik. Nodullamak.

Cast aside : Kurtulmak. Kenara itmek. Kenara koymak. Terketmek. Çevresinden uzaklaştırmak. İhmal etmek. Bir kenara bırakmak. Bir kenara atmak. Kenara atmak.

Hustles : İtişip kakışmak. İki ayağını bir pabuca sokmak. Acele etmek. Çabuk olmak. Yaltaklanmak. Hile ile satmak. İtelemek. Sıkboğaz etmek. Fahişelik yapmak. İtip kakmak.

Cashier : Vezneye giren ve çıkan paraların sayışımını, yazılımını yapan ve bunların sonucundan sorumlu tutulan kişi. Vezneci (bankada). Kasiyer. Kasadar. Kovmak. Vezneci. Kasa. (özellikle ordudan) ihraç etmek.

Fly by : Su gibi akıp gitmek. Süratle geçmek. Uçarak geçmek. Rüzgar gibi geçmek. Zaman çabucak geçmek. Uçup gitmek.

Forfeit : Ceza olarak kaybetmek. Kayıp. Ceza. Yoksun kalmak. Ceza olarak kaybetme. Ceza olarak vermek. Zarar. Bedel. Bir hakkınından mahrum kalmak. İhmalden dolayı kaybedilen şey.

Poss synonyms : go past, run by, whisk by, locomote, transferred property, transferred possession, go, pass by, hustled, go by, axe, cast away, catapulting, goads, catapults, move, bung, hefting, dig into, cashiering, heft, cast out, boost, catapult, hustle, zip by, foil, travel by, forfeiture, chuck, foiling, fustigate, financial loss.

Poss zıt anlamlı kelimeler, Poss kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Poss ingilizce tanımı, definition of Poss

Poss kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To push. To dash. To throw.