Poured türkçesi Poured nedir

Poured ile ilgili cümleler

English: Ali loosened his tie and poured himself a drink.
Turkish: Ali kravatını gevşetti ve kendine bir içki doldurdu.

English: Ali calmly poured himself a drink.
Turkish: Ali sakin bir şekilde kendisine bir içki doldurdu.

English: Ali opened the bottle of rum and poured some into a glass.
Turkish: Ali rom şişesini açtı ve bir bardağa biraz döktü.

English: Ali got a box of cereal out of the cupboard and poured himself a bowlful.
Turkish: Ali tahıl bulamacı kutusunu dolaptan çıkardı ve kendisine bir kase dolusu koydu.

English: Ali opened the bag and poured out the sunflower seeds.
Turkish: Ali torbayı açtı ve ayçiçeği tohumlarını döktü.

Poured ingilizcede ne demek, Poured nerede nasıl kullanılır?

He poured cold water on him : Umudunu söndürmeye çalıştı. Cesaretini kırdı. Hevesini kırmaya çalıştı.

Be poured : Dökülmek.

Vapoured : Buğu. Övünmek. Buharlaşma. Buhar çıkarmak. Buharlaşmak. Buhar. Böbürlenmek. Duman.

Pourer : Dökücü. İçki şişelerinin başına geçirilen dökücüler.

Pourers : Dökücü. İçki şişelerinin başına geçirilen dökücüler.

Pour concrete : Beton dökmek.

 

Pour out : Dökmek. Taşmak. İçini dökmek. Küfür yağdırmak. Yağdırmak. Dökülmek. Rahatça anlatmak. Akmak.

Pour money down the drain : Parasını sokağa atmak. Dibine darı ekmek. Parayı heba etmek veya boşa harcamak.

Pour : Bardaktan boşanırcasına yağmak. Üşüşmek. Şakır şakır yağmak. Yağmak. Yığılmak. Akmak. Akıtmak. Boşaltmak (sıvı vb dökmek). Dökmek. Boşaltmak.

Pour oil on troubled waters : Tartışmayı yatıştırmak. Ortalığı yatıştırmak. Kavga edenleri sakinleştirmek. Ortalığı yatıştırmaya çalışmak. Heyecanı yatıştırmak. Fırtınayı dindirmek. Sükuneti sağlamak.

İngilizce Poured Türkçe anlamı, Poured eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poured ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dribble : Futbol, basketbol alanlarında kullanılır. Sürmek (topu). Top sürme. Salyası akmak. Yavaşça akmak. Bir oyuncunun, topu tek elle yerde zıplatarak, karşı takıma kaptırmadan yer değiştirmesi. Damlatmak. Damlamak. Damla. Bir oyuncunun topu ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak devinimlerle aldatıp geçmesi. (toplu ya da topsuz olarak yapılır.).

Hurls : Fırlatma. Fırlatmak. Hızla atmak. Savurma. İrlanda hokeyi oynamak. Kusmak. Savurmak. Savurmak (tehdit, küfür vb'ni). Atmak.

Funnel : Baca. Baca (vapurda). Akıt. Boru. Işığın dağılımını sınırlayan takı. ışıldağın öndeki tırnaklarına takılır. bunların çeşitli çapta olanları vardır. Koni biçiminde, dar yanında boynu bulunan; doldurma boşaltma ve süzme işlemlerinde kullanılan gereç. Havalandırma deliği. Baca gibi yapmak.

Emanate : Çıkmak. Zuhur olmak. Ortaya çıkmak. Oluşmak. Sadır olmak. Sızmak. Fışkırmak. Yayılmak. Doğmak.

 

Raining : Yağma. Şakır şakır akmak. Yağış. Yağmurlu. Yağmur yağmak. Yağmuruna tutmak.

Agglomerating : Bir araya getirmek. Toplamak. Toplanmak. Yığmak.

Flock : Sürü halinde toplanmak. Cemaat. Yün tozu. Yün yumağı. Toplanmak. Sürümek. Kalabalık. Kalabalıklaşmak. Tiftiklenmiş yünle kaplamak.

Draw up : Doluşturmak. Tanzim etmek. Kaleme almak. Durmak. Durdurmak. Dikleştirmek. Durdurmak (araba, at vb.). Yazmak. Dizmek.

Agglomerate : Yanardağın püsküren özeğinden fırlatılmış ya da köşeli lav ve komşu tortul parçalarından bileşik, genel olarak koni üzerinde ya da yakınlarında bulunan çimentolanmış kayaç. Bir araya getirmek. Toplanmış. Yığışım. Yığışma. Yığma. Yığılmış. Toplama. Bir araya toplamak. Yığmak.

Placing : Oturtmak. Koymak. Uçantop oyununda top kendinde olan tarafın, karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı alması. Vermek (sipariş). Görevlendirmek. Yerleştirme. Ismarlamak. Plasman. Avlama.

Poured synonyms : pour forth, oz., half pound, drop, diffusing, accumulates, discharge, spill, drips, crowd, run, collapse, dump, flood, cleaned, dumping, emanates, effuse, flux, close out, empty, dripped, clean out, agglomerates, shed, roll in, effuses, rained, bank, showering, pour out, drain off, avoirdupois unit.

Poured zıt anlamlı kelimeler, Poured kelime anlamı

Unprocessed : İşleme konulmamış. Geliştirilmemiş. İşlenmemiş. İşleme tabi tutulmamış.

Impure : Katışık. Saf olmayan. Hileli. Cenabet. Kirli. Murdar. Abdestsiz. Açık saçık. Arı olmayan. Ahlaksız.

Impurity : Belirli kimyasal özdeğin arılığını bozan az nicelikteki özdek. Murdarlık. Katışıklık. Pislik. Özdeğin arılığını bozan az nicelikte başka bir özdek. Saflığı bozan şey. Bir özdeğin içinde, olağan nicel çözümleme yöntemleriyle belirlenemeyecek ölçüde az bulunan başka bir özdek. Kirlilik. Bir özdeğin bir başka özdek içinde olağan nicel çözümleme yöntemleriyle belirlenemeyecek ölçüde az bulunarak arılığını bozması. Katışık şey.

Poured antonyms : unclean, unbalanced.