Pourer türkçesi Pourer nedir

  • Dökücü.
  • İçki şişelerinin başına geçirilen dökücüler.

Pourer ingilizcede ne demek, Pourer nerede nasıl kullanılır?

Pourers : İçki şişelerinin başına geçirilen dökücüler. Dökücü.

Poured : Dökmek. Dökme. Akmak. Dökülmek (kalıba). Akıtmak. Yağmak. Yağdırmak. Yığılmak. Üşüşmek. Boşaltmak.

Be poured : Dökülmek.

He poured cold water on him : Hevesini kırmaya çalıştı. Umudunu söndürmeye çalıştı. Cesaretini kırdı.

Vapoured : Buhar çıkarmak. Buharlaşmak. Duman. Buhar. Böbürlenmek. Buğu. Buharlaşma. Övünmek.

Pour oil on troubled water : Heyecanı yatıştırmak.

Pour concrete : Beton dökmek.

Pour : Dökülmek. Akıtmak. Akmak. Dökmek. Yağmak. Yığılmak. Koymak (çay vb). Boşaltmak (sıvı vb dökmek). Bardaktan boşanırcasına yağmak. Dökülmek (kalıba).

Down pour : Sağanak.

Pourboire : Bahşiş. Tip.

İngilizce Pourer Türkçe anlamı, Pourer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pourer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Strength : Yeğinlik. Şiddet. Dinçlik. Kadro. Dayanım. Güç. Dayanma gücü. Derece. Sağlamlık. Gereçlerin çeşitli dış etkenlere karşı koyarak, biçim ve başka özelliklerini koruyabilme niteliği.

Irresistibleness : Karşı konulamazlık. Dayanılmazlık.

 

Free will : Serbest irade. Hür irade. İnsan davranışının önceden planlanmış nedenlerden veya tanrısal müdahaleden ziyade özgürce üstlenildiğini belirten doktrin. Özgür iradeyle yapılan seçim. Gönüllü tercih veya karar. Serbest seçim. Gönüllü karar. İrade özgürlüğü. Özgür istenç. İstem özgürlüğü.

Interestingness : Sürükleyicilik. Dikkat çekicilik. Enteresanlık. İlginçlik.

Veto : Yasak. Reddetmek. Veto etmek. Bir yetkilinin bir öneriye ya da bir olaya karşı olduğunu bildirmesi, onu yadsıması. Veto hakkı. Olmazlama. Veto. Ret. Red.

Disposal : Kontrol. Yok etme. Kullanım. Tanzim. İdare. Devir. Satma. Ortadan kaldırma. Kullanma. Düzenleme.

Puissance : Kudret. İktidar. Otorite. Kuvvet. Güç.

Preponderance : Üstünlük. Çoğunluk. Kanıt üstünlüğü. Sayı ve kuvvet üstünlüğü. Baskınlık. Hakim olma. Sayıca fazlalık. Ağır basma. Preponderans.

Discretion : Uygun görme. Takdir. Tedbir. Erginlik. Dikkat. Naziklik. Takdir hakkı. Sağduyulu olma. Sağduyu. Takt.

Valence : Bir öğeciğin ya da bir kökçenin öteki öğeciklerle ya da kökçelerle belirli oranlarda birleşebilirliği. verilen bir öğeciğin ya da kökçenin hidrojen öğeciği ile birleşme oranını gösteren sayı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birleşme değeri. Birleşim değeri. En yüksek değer. Bir atom ya da atom kümesinin, hidrojen atomu ya da eşdeğeriyle birleşebilmesine göre ölçülen kimyasal bağ yapabilme sığası. Öğeciğin kaç kimyasal bağ yapabileceğini gösteren sayı. Değerlik. Valans. Bkz.valency.

Pourer synonyms : legal power, chokehold, throttlehold, control, powerless, stranglehold, jurisdiction, effectivity, repellant, repellent, valency, solid, pourers, effectuality, effectiveness, quality, effectualness, powerfulness, powerful, irresistibility, sway, pulverisation, potency, interest, persuasiveness, influence, pulverization.

 

Pourer zıt anlamlı kelimeler, Pourer kelime anlamı

Powerlessness : Kuvvetsizlik. Güçsüzlük.

Powerful : Muhteşem. Kuvvet. Ensesi kalın. Etkili. Çok miktarda. Yetkili. Nüfuzlu. Keskin. Güçlü. Kuvvetli.

Powerless : Zayıf. Güçsüz. Yetersiz. Zebun. Kuvvetsiz. Nüfuzsuz. Kudretsiz. Beceriksiz. Çaresiz.

Pourer antonyms : uninterestingness, unpersuasiveness, uncreativeness, ineffectiveness, unable, inaptitude, stupidity, incapacity, inability.

Pourer ingilizce tanımı, definition of Pourer

Pourer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who pours.