Prescribing türkçesi Prescribing nedir

  • İlaç yazmak (doktor).
  • Emretmek.
  • Zaman aşımına uğramak.
  • Zaman aşımı ile hak kazanmak.
  • Buyurmak.
  • Reçeteleme.
  • Reçete yazmak.

Prescribing ingilizcede ne demek, Prescribing nerede nasıl kullanılır?

Prescribable : Reçete yazılabilir. Zamanaşımıyla elde edilebilen.

Prescribed : Zaman aşımı ile hak kazanmak. Emretmek. Zaman aşımına uğramak. Buyurmak. İlaç yazmak (doktor). Kurallarla belirlenmiş. Reçete yazmak. Saptanmış.

Prescribes : Salık vermek. Bildirmek. Emretmek. Belirtmek (şartları veya kuralları). Reçete yazmak. Tavsiye etmek. Zaman aşımına uğramak. Yazmak. İlaç yazmak (doktor). Zaman aşımı ile hak kazanmak.

Unprescribed : Reçetesiz.

Prescript : Kanun. Yönerge. Hüküm. Emir.

Prescription : Aranılmaması nedeni ile bir hakkın yasaları yargılarına göre düşmesi için geçmesi gereken süre. Talimat. Yönerge. Süre aşımı. Reçete. Süreaşımı. Yasalarda belirtilen konular gerçekleştikten ve sınırları çizilen süreler geçirildikten sonra bir yükümlülükten kurtulmuş olma. Buyruk. Müruruzaman. Hekimin, hasta sahibine verilmek üzere, kullanılmasını tavsiye ettiği ilaçları ve kullanım biçimlerini tarif eden, eczacıya hitaben yazılmış imzalı teknik bir yazı.

Prescriptivism : Kuralcılık.

Fill a prescription : Reçetedeki ilaçları vermek.

 

Prescription of surtaxes : Vergi suçlarına ilişkin cezaların; doğduğu takvim yılından sonra gelen yılın birinci gününden başlamak üzere kaçakçılıkta beş yıl, kusurda üç yıl, usulsüzlükte olaydan sonra gelen yılın birinci gününden başlayarak iki yıl; kaçakçılık ile usulsüzlüğün birleşiminde beş yıl, kusur ile usulsüzlüğün birleşiminde üç yıl içinde kesilebileceğini yargıya bağlayan süre aşımı sınırı. Cezalarda süre aşımı.

Prescriptions : Zaman aşımı. Zaman aşımı ile kazanılan hak. Yönerge. İlaç yazma. Reçete. Emir.

İngilizce Prescribing Türkçe anlamı, Prescribing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prescribing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decreeing : Karar name. Hüküm vermek. Kararname. Hükme bağlamak. İrade. Yargılamak. Karara bağlamak. Karar vermek.

Decree : Kararname. Karar. Hükme bağlamak. Emir. Karar name. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Karara bağlamak. Bakanlar kurulunca alınan yetkileme belgesi.

Direct : Sahneye çıkartmak. İdare etmek. Yolu tarif etmek. Yönetmenlik yapmak. Çevirmek. Yönlendirmek. Doğrultmak. Duraklamadan. Yönetmek. Direkt.

Dictated : Etkilemek. Dikte etmek. Belirlemek. Dikte edilmiş. Zorla kabul ettirmek. Söyleyerek yazdırmak.

Drink : Şerefine içmek. Yutmak. Emmek. İçmek. İçkiye harcamak. İçki içmek. İçki. Alkol almak. Bitirmek.

Commanded : Komuta etmek. Yönetmek. Tepeden görmek. Kontrol etmek. Hükmetmek. Emir vermek. Hüküm sürmek. Telkin etmek.

Bade : Söylemek. Teklif etmek. Davet etmek. Demek. Nijerya'nın çad dili. Teklif edilen.

 

Ordaining : Mukadder kılmak. Takdir etmek (tanrı). Yapmak. Atamak (papaz). Takdir etmek. Atamak. Nasip etmek. Papaz.

Decreed : Kararlı. Karara bağlamak. Kararı verilmiş. Hüküm vermek.

Dictates : Söyleyerek yazdırmak. Etkilemek. Yazdırmak. Zorla kabul ettirmek. Söylemek. İmla yazdırmak. Belirlemek. Gerektirmek. Söyleyip yazdırmak.

Prescribing synonyms : bidden, drank, prescribed, commands, enjoin, bid, write out a prescription, eat, directs, enjoins, have, lapsing, enters, dictate, enter, demand, lapses, lapse, ordain, prescribes, command, dictating.