Preserve türkçesi Preserve nedir

Preserve ile ilgili cümleler

English: All countries have a responsibility to preserve the ancestral relics of every people group within their borders, and to pass these on to the coming generations.
Turkish: Bütün ülkelerin sınırları dahilinde her insan gurubuyla ilgili tarihi eserleri korumak ve bunları gelecek nesillere aktarmak için bir sorumluluğu vardır.

English: Salt helps to preserve food from decay.
Turkish: Tuz yiyeceği çürümekten korumak için yardımcı olur.

English: I want to help Native Americans to preserve their languages.
Turkish: Ben dillerini korumaları için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.

English: We are to preserve nature.
Turkish: Doğayı korumalıyız.

English: Refrigerators help to preserve food.
Turkish: Buzdolapları gıdanın korunmasına yardımcı olur.

Preserve ingilizcede ne demek, Preserve nerede nasıl kullanılır?

Preserve formatting during updates : Güncelleştirirken biçimlendirmeyi sürdür.

Game preserve : Av hayvanları için ayrılmış yer.

Nature preserve : Doğa koruma alanı. Korunan doğal alan.

Preserved : Konserve yapmak. Korunmuş. Korunan. Muhafaza etmek. Korumak. Masun.

 

Preserver : Koruyucu. Korucu (av). Koruyucu madde. Konserve yapan kimse.

Be preserved : Korunmak.

Unpreserved : Korunmamış. Saklanmamış saklanmayan. Korunmayan.

Well preserved : İyi korunmuş. İyi durumda tutulmuş. Düzgünce saklanmış. Layıkıyla depolanmış.

Preservers : Koruyucu. Koruyucu madde. Konserve yapan kimse. Korucu (av).

Preservable : Korunabilen. Saklanabilen. Korunabilir. Saklanabilir. Konservesi yapılabilir.

İngilizce Preserve Türkçe anlamı, Preserve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preserve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confectionary : Pastane. Şekercilik. Pasta. Tatlıcılık. Pastalar.

Keep up : Devam ettirmek. Seviyesine ulaşmak. İdame etmek. Geçindirmek. Devam etmek. Bakımını sağlamak. Ayakta kalmak. Ayakta tutmak. Ayak uydurmak. Yüksekte tutmak.

Blinded : Kör etmek. Göz kamaştırmak. Karartılmış. Hızlı sürmek.

Cat nap : Kedi uykusu. Kısa uyku. Kısa mahkumiyet.

Embower : Gölgelemek (ağaçlar veya ağaç dalları). Gölgelemek (ağaçlar). Gölgelemek. Gizlemek.

Go along : Eşlik etmek. Desteklemek. Aynı fikirde olmak. Geçinmek. Anlaşmak. Aynı düşüncede olmak. İlerlemek. Hadi git. Devam etmek.

Cache : Zula. Gizli yerde saklanan şey. Gizli yer. Gizlemek. Zula etmek. Dağarcık. Gizleme yeri. Önbellek.

Begrudging : Fazla görmek (bir şeyi birine). İstemeyerek vermek. İstemeyerek yapmak. İçine oturmak. Kıskanmak. Kaçınmak. Çekememek. Çok görmek. Gözü kalmak.

Continues : Olagelmek. İdame etmek. Dayanmak. Devam etmek. Uzatmak. Ertelemek. Sürmek. Kalmak. Devamı gelmek.

Could : -ebilirdi. Ebilmek. Yapabilmek. -abilirdi. Edebilmek. Kayıt yapmak (ses ya da görüntü). Kovmak. Yapabildi. -abilir.

 

Preserve synonyms : hang in, re start, go forward, forfending, cloaks, blind, brittles, forfended, protect, mummify, advocate, candies, hold to, preserved, deny, grudged, conserving, forfends, catnap, blindest, stint, confection, forced the issue, follows, bring down, conserves, bosoms, comfits, sustain, sparest, uphold, buries, spared.

Preserve zıt anlamlı kelimeler, Preserve kelime anlamı

Discontinue : Arkası kesilmek. Son vermek. Kesmek. Bırakmak. Vazgeçmek. Bitmek. Sona ermek. Devam etmemek. Durdurmak. Durmak.

Waste : Çorak. Zayıflatmak. Zayıflamak. Sıkıcı. İsraf etmek. Kullanılmış. Güçten düşürmek. Artık madde. Atık. Boşa geçirmek.

Lose : Mahrum etmek. Azıtmak. Mağlup olmak. Kaçırmak. Kaybolmak. Yitirmek. Kaybetmek. Şaşırmak. Kazanamamak. Heba etmek.

Preserve ingilizce tanımı, definition of Preserve

Preserve kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which is preserved. Fruit, etc., seasoned and kept by suitable preparation. To protect. Esp., fruit cooked with sugar. To keep or save from injury or destruction. Commonly in the plural. To make preserves. To guard or defend from evil, harm, danger, etc.