Preserves türkçesi Preserves nedir

Preserves ile ilgili cümleler

English: Amber preserves insects that get trapped in it.
Turkish: Amber içinde sıkışan böcekleri korur.

Preserves ingilizcede ne demek, Preserves nerede nasıl kullanılır?

Preserve formatting during updates : Güncelleştirirken biçimlendirmeyi sürdür.

Game preserve : Av hayvanları için ayrılmış yer.

Nature preserve : Korunan doğal alan. Doğa koruma alanı.

Preserve : Reçel. Konservesini yapmak. Esirgemek. Reçelini yapmak. Konserve yapmak. Zarardan korumak. Saklamak. Şekerleme. Korumak. Muhafaza etmek.

Preserved : Korumak. Korunmuş. Korunan. Konserve yapmak. Masun. Muhafaza etmek.

Preservable : Korunabilir. Saklanabilen. Saklanabilir. Korunabilen. Konservesi yapılabilir.

Preservation : Saklama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Konserve yapma. Filmin bozulmasını önlemek amacıyla alınan önlemlerin tümü. Koruma. Muhafaza. Saklanma. Kentlerin belli kesimlerinde yer alan çağbilimsel ve yapıtasarcılık değerleri yüksek yapıtlarla, anıtların ve doğa güzelliklerin -kentte bugün yaşayanlar gibi- gelecek kuşakların da yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve dokuncalı eylemler karşısında güvence altına alınması. bk. çevre korunması. Korunum. Korunma.

Be preserved : Korunmak.

 

Preservers : Koruyucu madde. Korucu (av). Koruyucu. Konserve yapan kimse.

Life preserver : Topuzlu baston. Can yeleği. Cankurtaran. Cankurtaran simidi. Cankurtaran malzemesi.

İngilizce Preserves Türkçe anlamı, Preserves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preserves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canned : Kaydedilmiş. Önceden hazırlanmış. Konservelenmiş. Gıdaların teneke kutu veya cam kavanoz gibi hermetik kaplarda ısı uygulamasıyla dayanıklı duruma getirilmesi. Konserve edilmiş. Banda alınmış. Konserve halinde saklanmış. Kutu. Zom.

Jelly : Marmelat. Jöle. Pelteleştirmek. Jöle (reçel veya marmelata benzeyen). Yayındırıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Jöle olmak. Işığın yayınımını sağlamak amacıyla ışık kaynağının önüne konan, ışığı yumuşatmakta kullanılan çeşitli yapıda yüzeyler. Pelte. Pelteleşmek.

Tinned : Kalayla kaplı. Kalaylanmış. Tenekeye konmuş. Kalaylı.

Conserve : Konserve yapmak. Korumak. Koruma altında tutmak. Konservesini yapmak. Muhafaza etmek.

Marmalade : Marmalat. Portakal reçeli. Marmelat.

Canned goods : Konserve ürünler. Konserve mamuller.

Canned food : Konserve mamuller. Kutu konserve. Konserve gıda. Konserve yiyecek. Konserve ürünler. Konserve besin.

Can : Kovmak. Edebilmek. Uzaklaştırmak (okul). Bilişim, ekonomi, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yapabilmek. Olabilmek. Kutu. Can. -ebilir.

Preserves synonyms : lemon cheese, lemon curd, bottled food, tinned food, apple butter, chowchow, canned foods, jam, conserves, confiture, preserve.