Preventing türkçesi Preventing nedir

  • Önüne geçmek.
  • Önleyen.
  • Önden gitmek.
  • Menetmek.
  • Engel olmak.
  • Önlemek.
  • Engelleyen.
  • Yol göstermek.

Preventing ile ilgili cümleler

English: Nothing's preventing you from leaving.
Turkish: Hiçbir şey sizin gitmenizi engellemiyor.

English: The heat's preventing me from sleeping.
Turkish: Sıcaklık benim uyumamı engelliyor.

English: Politics is the art of preventing people from getting involved in what concerns them.
Turkish: Politika insanları onları ilgilendiren şeylere karışmalarını önleme sanatıdır.

English: The bad weather's preventing me from leaving.
Turkish: Kötü hava benim gitmemi engelliyor.

Preventing ingilizcede ne demek, Preventing nerede nasıl kullanılır?

Prevention : Menetme. Önlem, herhangi bir şeyin oluşma sıklığını önleme. Koruma. Engel olma. Önleyici tedbir. Prevensiyon. Korunma. Engelleme. Önlem.

Prevention area : Gecekondu yapımını önlemek amacıyla, konutsuz yurttaşlara verilmek üzere, kent yönetimince konut yapımına elverişli duruma getirilen kent topraklarının bulunduğu kent kesimi. Önleme bölgesi.

Preventions : Önlem. Önleme. Engelleme. Engel olma. Korunma. Koruma. Önüne geçme. Engel. Önleyici tedbir. Menetme.

Preventive : Önleyici ilaç. Karşılayıcı. Engelleyici. Önleyici tedbir. Men eden. Önleyici şey. Koruyucu. Önleyici. Önlem. Engel olan.

 

Preventive inoculation : Koruyucu aşı.

Preventiveness : Önleyicilik. Koruyuculuk.

Preventively : Önleyici bir şekilde.

Preventive measures : Önleyici tedbirler.

Preventive therapy : Koruyucu tedavi. Preventif tedavi.

Preventives : Önleyici. Engelleyici. Koruyucu. Engel olan. Önleyici ilaç. Önlem. Men eden. Karşılayıcı. Önleyici tedbir. Önleyici şey.

İngilizce Preventing Türkçe anlamı, Preventing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preventing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Circumvent : Tekerine çomak sokmak. Kurtulmak. Yenmek. Üstün gelmek. Yana kaçmak. -den kaçmak. Savmak. Kaçınmak. Engellemek. Alt etmek.

Forestalls : Pusu kurmak. Erken davranıp önlemek. Stoklamak. Önce davranıp engellemek. Önceden yapmak. Önce davranmak.

Outrides : Atlatmak (fırtına vb.). Daha iyi sürmek.

Countervailing : Denge sağlayan. Karşısında olan. Aynı güçle karşı koyan. Karşılayan. Karşılama. Eşitleyen. Aynı kuvvetle karşı koyma. Ters düşme görevi olan. Dengeleme görevi olan.

Frustrating : Boşa çıkaran. Sinir bozucu. Asap bozucu. Mani olan. Boşuna. Yıldırıcı. Faydasız. İşi bozan. Boşa çıkarma.

Balking : Ayak diremek. Engellemek. Duraksamak. Katılmama. Kaçınmak. İnat etmek. İnatla yürümemek.

Avoider : Savuşturan. Kaçan. Durduran. Kaçınan. Sakınan.

Debarred : Mahrum etmek. Mahrum edilmiş. Yoksun bırakmak. Yasaklamak. Yoksun bırakılmış.

Incommoding : Huzursuz etmek. Sıkıntı vermek. Rahatsız etmek. Zahmet vermek. Huzursuzluk veren. Rahatsızlık veren. Sıkmak. Huzursuzluk vermek.

Blanketed : Kaplanmış. Battaniyeye sarmak. Örtbas etmek. Kapsamak. Battaniye ile örtmek. Üzerine battaniye örtülmüş. Üzeri örtülmüş. Susturmak. Battaniye ile zıplatmak.

 

Preventing synonyms : non proliferation, blanket, clamp, ban, baffle, lead, obviates, averts, suppression, averter, prevented, balks, debarring, avoids, balk, forestalled, arrests, averting, interdictor, obviate, disrupter, circumvented, constrains, fronted, forestall, hindrance, avoiders, instructs, guides, instruct, give somebody a lead, give somebody the wall, bank.

Preventing zıt anlamlı kelimeler, Preventing kelime anlamı

Proliferation : Hızla çoğalma. Artma. Proliferasyon. Çabuk çoğalma. Yaygınlaşma. Tomurcuktan üreme. Yayılma (silah vb). Çoğalma. Hücrelerin çoğalması, artması. Üreme.

Unhealthful : Sağlığa zararlı. Sağlıksız. Sağlığa yararlı değil. Zararlı. Besleyici olmayan.