Preventions türkçesi Preventions nedir

Preventions ingilizcede ne demek, Preventions nerede nasıl kullanılır?

Prevention area : Gecekondu yapımını önlemek amacıyla, konutsuz yurttaşlara verilmek üzere, kent yönetimince konut yapımına elverişli duruma getirilen kent topraklarının bulunduğu kent kesimi. Önleme bölgesi.

Accident prevention : Kazaya karşı korunma. Kazadan korunma. Kaza önleme. Kazayı önleme.

Corrosion prevention : Korozyon önleme tedbirleri. Yenim önleme. Korozyondan koruma. Korozyon önleme.

Crime prevention : Suç önleme.

Fire prevention : Yangın önleme.

Paradox of crime prevention : Bir ülkede yasal olmayan iktisadi etkinlikleri engellemeye yönelik önlemlerin, söz konusu etkinliklerde bulunan bireylerin gelirlerinde bir düşüşe neden olmasına bağlı olarak, bir süre sonra yasal olmayan etkinliklere ayrılan süre veya suç sayısını artırdığı durum. Suç önleme çelişkisi.

Preventive maintenance : Önleyici. Önleyici bakım. Bir donanım dizgesinde hiç bir aksaklık görülmeden, ileride herhangi bir aksaklığın ortaya çıkışını önlemek amacıyla sürdürülen sürekli bakım. koruyucu bakım deyimi de kullanılır. Bozulmayı önleyici bakım işlemi. Koruyucu bakım.

 

Preventive inoculation : Koruyucu aşı.

Preventive medicine : Koruyucu sağlık. Koruyucu sağlık politikaları. Koruyucu ilaç. Koruyucu hekimlik. Önleyici tıp.

Preventing : Engelleyen. Engel olmak. Önden gitmek. Yol göstermek. Önüne geçmek. Önleyen. Menetmek. Önlemek.

İngilizce Preventions Türkçe anlamı, Preventions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preventions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Obstructions : Set. Kapama. Arıza. Tıkama.

Obstruction : Futbol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Blokaj. Tıkanma, kapanma, engel, tıkanıklık. Obstruksiyon. Önünü tıkama. Tıkanma, tıkama, tıkanıklık, mani, engel. Tıkama. Tıkanıklık. Obstrüksiyon.

Barrage : Yaylım ateşi. Soru yağmuruna tutmak. Engelleme ateşi. Yağmur. Bent. Set. Nehir barajı. Baraj. Yoğun yaylım ateşi.

Quelling : Ezmek. Heyecanını yatıştırmak. Bastırmak (isyan vb'ni). Yatıştırmak. Önünü almak. Bastırmak (korku). Teskin etmek. Heyecanını bastırmak. Gidermek (endişe vb). Bastırmak.

Protections : Kayırma. Haraç. Koruma aracı. Himaye. Saye. Muhafaza. Vikaye.

Disallowances : Red. Müsaade olunmama. Men olunma. Geçersiz sayma. Reddolunma. İzin vermeme. İnkar. Ret.

Interference : Krosingoverler arasındaki etkileşim. homolog kromozomlar arasında bir krosingover olması, bir diğerinin oluşumunu engeller (pozitif interferans) veya artırır (negatif interferans). çoğu organizmalarda krosingoverler arasındaki ara azaldıkça interferons artar. hücrede bir tip virüsün varlığının diğer virüsün çoğalmasını önlemesi. İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi ya da üst üste binmesi. Bir gözlem ya da bir ölçme sürecine bozucu ya da saptırıcı etkenlerin girmesi durumu. Bir noktaya ulaşan birden çok dalganın o noktada uyardıkları yönleçsel etkilerin bir birleşke oluşturmaları; bu birleşke, sıfırla toplam arasında değerler alır. Bir kaynaktan yayımlanan eş sıklıktaki ışınımların yakın iki delikçikten geçtikten sonra doğan ayrı evreleri nedeniyle ortaya çıkan etkileşim. Müdahale. Yakın ya da aynı yinelenimdeki iki yayının birbirini etkilemesi durumu. İnterferans. Karışım.

 

Crackdown : Yasaklama. Kısıtlama. Baskı. Sıkı önlem.

Hedges : Tedbir. Yatırım. Çit.

Being saved : Kurtarılma. Serbest bırakılma. Korunmuş olma. Özgür bırakılmış olma. Depolanma. Kurtarılmış olma. Tehlikeden çıkarılmış olma. Saklanma. Korunaklı olma.

Preventions synonyms : non proliferation, preventives, ramparts, conservation, expediences, thwarting, flaunty, chokidar, nay, barricading, manoeuvre, phylaxis, safekeeping, stifling, baulking, countercheck, safeguard, manoeuvred, disappointment, disallowance, expedience, foresight, care, debarment, rampart, containment, expedients, countermeasure, containments, barraged, averting, asylums, baulks.

Preventions zıt anlamlı kelimeler, Preventions kelime anlamı

Proliferation : Proliferasyon. Tomurcuktan üreme. Hızla çoğalma. Yayılma (silah vb). Çabuk çoğalma. Çoğalma. Yaygınlaşma. Artma. Üreme. Tomurcuk verme.

Unostentatious : Dikkati çekmeyen. Gösterişsiz.