Prevues türkçesi Prevues nedir

  • Film gösterime girmeden yayınlanan sahneler.

Prevues ingilizcede ne demek, Prevues nerede nasıl kullanılır?

Prevue : Gelecek filmlerden parçalar. Film gösterime girmeden yayınlanan sahneler.

Prev column : Önceki sütun.

Prev page : Önceki. Önceki sayfa.

Find prev : Öncekini bul.

Prevail : Yaygın olmak. Etkili olmak. Üstün gelmek. Hüküm sürmek. Geçerli olmak. Kafalamak. Yenmek. Başarmak. Egemen olmak. Galip gelmek.

Prevalently : Yaygın olarak.

Prevalence : Cari olma. Yaygınlık. Geçerli olma. Belli bir dönemde bir hastalık veya parazitin görünme sıklığı, bir asalak türüyle enfekte olan balıkların, toplam incelenmiş olan balıklara yüzde oranı, prevalens, prevalans. Bir hastalığın belli bir popülasyon içinde belli bir süre aralığında eski ve yeni olguların birlikte görülme oranı veya yaygınlığı. Egemen olma. Prevalans. Prevalens. Hüküm sürme.

Prevail on : Kandırmak. Razı etmek. İkna etmek. Gönlünü etmek.

Prevalent wind : Egemen rüzgar. Herhangi bir bölgede, yıl boyunca ya da belli bir mevsimde esiş yönü, ötekilere göre daha sık yinelenen rüzgar.

Prevailed : Etkili olmak. Yerine geçmek. Yenmek. Kafalamak. Galebe çalmak. Hüküm sürmek. Başarmak. Yaygın olmak. Galip gelmek. Üstün gelmek.

İngilizce Prevues Türkçe anlamı, Prevues eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Prevues ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Watch : Gözetlemek. Başında beklemek. Saat. Kol saati. İle ilgilenmek. Kollamak. Seyretmek. Seyretmek (tv). Bakmak. Gözlemek.

Advert : Reklam (ingiliz ingilizcesi). Reklam. İma. İlan (ingiliz ingilizcesi). Dokundurmak. İlan. Duyuru (ingiliz ingilizcesi). Değinmek. Zikretmek. Bahsetmek.

Catch : Takılmak. Çalışmak. Cezbetmek. Aldatmaca. Bityeniği. Avlamak. Edinmek (alışkanlık). Yanmaya başlamak. Yakalanmak. Yetişmek.

See : Anlamak. Dikkat etmek. Yerinde görüm. Yolcu etmek. Piskoposluk. Papalık. Görüşmek. Kavramak. Gereğini yapmak. Görmek.

Prevue : Gelecek filmlerden parçalar.

Trailer : Treyler. Fragman. Sürüngen bitki. Artbilgi. Bir film makarasının sonuna takılan kılavuz çeşidi. Motorlu taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt. Karavan. Römork. Bir sinemada, sonraki izlencelerde yer alacak filmleri tanıtmak üzere, bunlardan seçilmiş örneklerden oluşan kısa film. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Take in : Abone olmak. Kandırmak. Dolandırmak. Kavramak. (giysi) daraltmak. Anlamak. Cebe atmak. İçermek. Almak. Geçirmek.

Ad : Reklam. Miladı sene. Duyuru. Ms. Yönetmen yardımcısı. Bir ekonomide belirli bir dönemde iktisadi karar birimleri ve dış ticaret kesimleri tarafından her bir fiyatlar genel düzeyinde satınalınmak istenen çıktı düzeyi. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Acentenin indirimi. Toplam istem. Bir filmin yönetiminde, yönetmenin tüm işlerde yardımcılığını üstlenen kimse. tv. bir izlencenin hazırlanmasında ve yayınında yönetmenin tüm işlerde yardımcılığını üstenen kimse.

 

Advertizing : Dikkati bir yöne çekmek (genellikle mal veya hizmet satmak için). Reklamını yapmak. İlan vermek. Tanıtım yapmak. Pazarlama ve tanıtım yapma eylemi veya aktivitesi. Reklamcılık. Resmi olarak ilan etme eylemi (ayrıca advertising). İlan etmek. Terfi ettirmek. Reklam yapmak.

Advertisement : Tanıtı. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlan. Duyuru. El duyurusu. Tanıtım. Reklam. Bir tiyatro oyununu duyurmak için dağıtılan, oyun, yazar, oyuncular üzerinde bilgi veren küçük boy duyuru. Bir filmin izleyicisini çoğaltmak amacıyla çeşitli yollardan (gazete tanıtısı, radyo tanıtısı, el tanıtısı, vb.) yararlanılarak yapılan duyurular. tv. televizyon yoluyla yapılan tanıtı; bu tanıtı için hazırlanmış izlence.

Prevues synonyms : advertising, advertizement, view.