Advert türkçesi Advert nedir

English: Ali works for a big advertising firm in Boston.
Turkish: Ali Boston'da büyük bir reklam firması için çalışıyor.

English: Ali advertised his house for sale.
Turkish: Ali satış için evinin reklamını yaptı.

English: A resume is just an advertisement.
Turkish: Özgeçmiş yalnızca bir tanıtımdır.

English: Ali started an advertising agency.
Turkish: Ali bir reklamcılık ajansında başladı.

English: Ali advertised his saxophone for sale.
Turkish: Ali satılık saksafonunun tanıtımını yaptı.

Adverted : Reklam. İlan. İma. Bahsetmek. Zikretmek. Değinmek. Dokundurmak.

Advertence : İlgi. Dikkat. Farkındalık.

Advertency : Farkındalık. İlgi. Dikkat.

Advertent : İtinalı. Düşünceli. Özenli. Dikkatli. Dikkat eden.

Advertently : Özenle. Dikkatle. Dikkatlice. İsteyerek. Kasıtlı olarak. Düşünceli bir biçimde.

Adverting : Dokundurmak. İlan. İma. Zikretmek. Reklam. Değinmek. Bahsetmek.

Advertisement hoarding : İlan panosu.

Advertise for : İlan yoluyla bulmaya çalışmak. İlanla aramak. İlan vererek aramak.

 

Advertise : Reklam yapmak. İlanla aramak. Tanıtım yapmak. Reklam yayınlamak. İlan etmek. Satılığa çıkarmak. Reklam etmek. Reklamını yapmak. Bildirmek. Tanıtmak.

Advertised : Resmi olarak ilan edilmiş. Tanıtılan. Reklamı yapılmış. Tanıtım zamanı. Tanıtma zamanı. Terfi etmiş (genellikle mal veya hizmet satmak için). İlan edildi.

Sözcükler, direkt olarak Advert ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commercial message : Ticari mesaj.

Bear on : İlişki kurmak. Topa tutmak. Ateş etmek. İlgisi olmak. İlgilenmek. Etkisi olmak. İlgilendirmek. İle ilgisi olmak. İlgili olmak. Bağlantısı olmak.

Annunciations : Bildirme. Haber. Tebliğ. İhbar. Duyuru. Haber verme. Bildiri.

Connotations : Diğer anlam. Yananlam. Çağrıştırdığı anlam. Bir sözcüğün çağrıştırdığı şey. Çağrışım. İfade. Konotasyon. Yan anlam.

Avows : İkrar. Kabul etme. Kabul. İtiraf etme. Kabul ve teyit etmek. Beyan etmek. İtiraf. İtiraf etmek. Açıkça söylemek.

Allusion : Bir olayı hatıra getirecek bir sözü, bilerek söyleme. Taş. Bir olayı ya da imgeyi anımsatacak bir sözü bilerek söyleme. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Kinaye. Anıştırma. Laf çaktırma. Zikir. Bahis.

Adumbrates : Kinayeli kinayeli konuşmak. Anıştırmak. Sezdirmek. Taslağını çizmek. İma etmek. Hissettirmek.

Annunciation : Tebliğ. Haber. Bu bildiri anısına yapılan kilise tatil günü. İhbar. Duyuru. Cebrail meleğin meryem ana'ya isa peygamber'in vücut bulmasını bildirmesi. Haber verme. Bildirme. Bildiri.

Suggest : Telkin etmek. Belirli bir izlenim bırakmak. Fikir vermek. Ortaya atmak. Meydana atmak. Öne sürmek. Sezdirmek. Aşılamak. Belirtmek.

 

Gibing : Alay etmek. Dalga geçme. İncitici söz söylemek. İncitici söz. Taş. Alay. Dokunaklı söz. Dokunaklı söz söylemek. Dalga geçmek.

Advert synonyms : have to doe with, speak of the devil, canvassing, commercial, eyewink, adverting, touch, cross refer, ad, cite, citing, referred, concern, appeal, allusions, commend, alludes, discoursed, refers, adverts, gibes, think of, ballyhoo, remember, flack, gybe, advertizement, mention, dredge up, gibed, deals, referring, advt.

Advert ingilizce tanımı, definition of Advert

Advert kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : With to. To refer. To take heed or notice. As, he adverted to what was said. To turn the mind or attention.