Watch türkçesi Watch nedir

  • Bakma.
  • Nöbet tutmak.
  • Kol saati.
  • Gözlemek.
  • Dikkat etmek.
  • Seyretmek.
  • Gözetlemek.
  • Beklemek.
  • Bakmak.
  • Seyretme.
  • Gözkulak olmak.
  • Nöbet.
  • Seyretmek (tv).
  • Yolunu gözlemek.
  • İle ilgilenmek.
  • Kollamak.
  • Saat.
  • Başında beklemek.
  • İzlemek.

Watch ile ilgili cümleler

English: "When do you watch TV?" "I watch TV after dinner."
Turkish: "Ne zaman TV izlersin?" "Akşam yemeğinden sonra TV izlerim."

English: A man with a watch knows what time it is, a man with two watches is never sure.
Turkish: Bir saati olan biri saatin kaç olduğunu bilir; iki saati olan biri ise asla emin olamaz.

English: A dog that barks all the time doesn't make a good watch dog.
Turkish: Sürekli havlayan bir köpek her zaman iyi bir bekçi köpeği değildir.

English: "Did you watch TV last week?" "No, I didn't."
Turkish: "Geçen hafta televizyon izledin mi?" "Hayır izlemedim."

English: "Mom, can I watch TV?" "No, you can't Tom." "Dad, can I watch TV?"
Turkish: "Anne, TV izleyebilir miyim?" "Hayır, izleyemezsin Tom." "Baba, TV izleyebilir miyim?"

Watch ingilizcede ne demek, Watch nerede nasıl kullanılır?

Watch and ward : Sürekli tetikte olma. Devamlı olarak gözetleme. Nöbet tutma. Sürekli uyanık olma.

Watch band : Saat kordonu. Saati bileğe dolamak için kullanılan kayış. Saat kulpu. Saat kayışı.

Watch box : Bekçi kulübesi. Nöbetçi kulübesi.

 

Watch bracelet : Saat kordonu.

Watch cap : Başı ve boynu örten yün bere. Başa oturan örgü bere. Saat koruyucusu.

Watch glass : Az miktarda solüsyon taşımak için kullanılan küçük ve sığ kap. Saatin önyüzünü kapatmak için kullanılan (cam veya plastikten) koruyucu ve saydam kapak. Deney tüpü kapağı. Kimyasal madde tabağı. Deneyliklerde çeşitli işlerde kullanılan, içbükey cam tabak. Kol saati camı. Laboratuvarda katı maddeleri tartmak gibi çeşitli amaçlar için kullanılan, saat camına benzer cam malzeme. Saat camı. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıvıları buharlaştırmak için laboratuarlarda kullanılan küçük kap (bilim).

Watch case : Saat koruyucusu.

Watch for : Gözlemek. Beklemek. Kollamak.

Watch fire : Koruyuculara ısı ve ışık sağlamak için gece yakılan ateş. İşaret vermek amacıyla yakılan ateş. İşaret ateşi.

Watch crystal : Saatin yüzünü koruyan kapak. Saat kapağı. Saatin ön yüzünü koruyan içbükey-dışbükey cam. Saat camı.

İngilizce Watch Türkçe anlamı, Watch eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Watch ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inning : Sıra. Her iki takımdaki oyuncuların birer vuruş sırası. Şans. Atış. Vuruş sırası. Kısmet.

Bewares : Kaçınmak. Çekinmek. Korunmak. Gözünü açmak. Çok dikkat etmek. Sakınmak.

Eye : Süzmek. Delik. Göz. Dikkatle bakmak. Dişi kopça. Bakış. Halka.

Babysit : Çocuk bakıcılığı yapmak. Kontrol etmek. Anne baba evde yokken çocuklarına bakmak. Denetlemek. Bebek bakmak. Çocuk bakmak.

Suss out : Çözüm üretmek. Keşfetmek. Kontrol etmek.

 

Metred : Ölçü. Gösterge. Vezin. Radyoaktif aerosolölçer. Saat ile ölçmek. Ölçer. Ölçme aygıtı. Şiir vezin. Metre.

Ictus : İktus. Vurgulu hece. Darbe (medikal tıp terimi). Ritim veya vezin vurgusu. Kriz. Vurgu. Darbe tıp.

Attendance : Hizmet. Devam etme. Bulunan kişilerin sayısı. Mevcut sayısı. Katılım. Bakım. Belirli bir izlencenin, belirli bir sinemanın, belirli bir dönemin ya da mevsimin izleyicilerini belirten sayı. Hizmet etme. Kumanda. Hazır bulunma.

Look into : Araştırmak. İçeri bakmak. İncelemek. Yoklamak. İçine bakmak. Gözden geçirmek. Kitaba dalmak. Soruşturmak.

Watch synonyms : keep an eye on, watches, be cautious, trace, paroxysms, keep tabs on, be in charge of, nursings, ride herd on, keep cave, witness, be on guard, attend, keep guard, keep vigil, wristlet watch, attend to, keep a tab on, see, bout, kept an eye on, anticipate, police, be wrapped up in, monitor, awaited, reference, dogging, keep an eye to, crisis, clock, take notice of, beheld.

Watch ingilizce tanımı, definition of Watch

Watch kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Preservative or preventive vigilance. To keep in view. Formerly, a watching or guarding by night. As, to watch the progress of a bill in the legislature. Vigil. To be awake. Not to lose from sight and observation. Forbearance of sleep. To give heed to. Guard. To observe the actions or motions of, for any purpose. The act of watching. To keep vigil. Wakeful, vigilant, or constantly observant attention. To be or continue without sleep. To wake. Close observation.