Prime minister türkçesi Prime minister nedir

  • Hükümet başkanı.
  • [#baş Başbakan].
  • Başvekil.
  • Başnazır.

Prime minister ile ilgili cümleler

English: The opposition accused the prime minister of negligence.
Turkish: Muhalefet başbakanı ihmalkarlıkla suçladı.

English: The prime minister fell into the Danube and drowned.
Turkish: Başbakan Tuna ırmağına düşüp boğuldu.

English: Probably, the prime minister means 'politics based on religious values.'
Turkish: Muhtemelen Başbakan, "dinî değerlere dayalı siyaset"i kast ediyordur.

English: The newspaper reports the prime minister has died of cancer.
Turkish: Gazete Başbakanın kanserden öldüğünü bildiriyor.

English: She is the Prime Minister of Finland.
Turkish: O, Finlandiya'nın başbakanıdır.

Prime minister ingilizcede ne demek, Prime minister nerede nasıl kullanılır?

Prime : En önemli. Asal. Astar sürmek. Ağızotu koymak. En iyi. Başlıca. Kurmak. Birincil. İlk. Ne söyleyeceğini öğretmek (tanığa).

Minister : Bakan. Vaizlik yapmak. Orta elçi. Ortaelçi. Papaz (protestanlıkta). Vaiz. Nazır. Vekil. Bakmak. Papaz.

Advisor to the prime minister : Başbakan danışmanı. Uman olduğu alanlarda başbakana tavsiye veren kişi.

Deputy prime minister : Bir başbakanın yardımcısı. Başbakan yardımcısı. Başbakan asistanı.

Electoral race for prime minister : Başbakanlık seçim yarışı. Başbakanlık seçimi için sürdürülen seçim kampanyası.

 

Former prime minister : Artık görev başında olmayan başbakan. Çalışma süresini doldurmuş başbakan. Eski başbakan.

Vice prime minister : Başbakan yardımcısı.

İngilizce Prime minister Türkçe anlamı, Prime minister eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prime minister ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chancellors : Baş hakim. Bakan. Yüksek makamlı resmi görevli. Rektör. Hukuk müşaviri. Alabama eyaletinde şehir. Güney dakota eyaletinde yerleşim yeri. Yüksek rütbeli devlet memuru. Almanya'da şansölye.

Premiers : Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Asıl. Birinci. Baştaki. Baş. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. İlk. Prömiyer. Kıdemli.

First secretary : Başkatip.

Premier : Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Kıdemli. Birinci. Bir oyunun seyirci önünde ilk oynanışı. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. Baştaki. Asıl. İlk. Prömiyer.

Pm : Evre değiştirimi. Ös. Seçilmiş hükümetin lideri. Öğleden sonra. Pm. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yüksek yinelenimli bir dalganın evresinin, daha alçak yinelenimli bir dalganın gücüyle orantılı olarak değiştirilmesi. televizyonda, sinüsoidal bir taşıyıcı dalganın evre açısının değiştirilmesi. Devletin başı.

Chancellor : Şansölye. Bakan. Yüksek rütbeli devlet memuru. Rektör. Alabama eyaletinde şehir. Hukuk müşaviri. Baş hakim. Yüksek makamlı resmi görevli. Güney dakota eyaletinde yerleşim yeri.

Prime minister synonyms : head of government.