Prizes türkçesi Prizes nedir
- Değer biçmek.
- Değer vermek.
- Ganimet almak.
- Manivela ile açmak.
- Ödüller.
- Takdir etmek.
- Kaldıraçla kaldırmak.
Prizes ile ilgili cümleler
English: She carried off all the prizes.
Turkish: O, bütün ödülleri kazandı.
English: I like to win prizes.
Turkish: Ödül kazanmayı severim.
English: Jale has received several prizes for her poetry.
Turkish: Jale şiiri için çok sayıda ödül aldı.
English: Choose one from among these prizes.
Turkish: Bu ödüller arasından birini seç.
English: Prizes will be awarded.
Turkish: Ödüller verilecek.
Prizes ingilizcede ne demek, Prizes nerede nasıl kullanılır?
Apprizes : Değer vermek. Bilgi vermek. Değerini yükseltmek. Bildirmek. Fiyat saptamak. Haber vermek. (eski kullanım) tahmin etmek. Haberdar etmek. Değer biçmek. Söylemek.
Prize matrix : Karar matrisi. Oyun kuramında bir karar sürecinde seçenekler, olaylar ve bunlara bağlı olarak elde edilecek ödüllerin tablo biçiminde gösterimi.
Prize possession : En gözde şey. En değerli şey.
Prize winning bond : İkramiyeli tahvil. Tahvil satışını özendirmek amacıyla faiz ve erken satış primine ek olarak satın alanlara ikramiye veren tahvil.
Make prize of : Ganimet almak.
First prize : Birincilik ödülü. Büyük ikramiye. En yüksek ödül.
Deming prize : Kaliteli mallar üreten sanayi firmalarına verilen ve adını 1950li yıllarda japonya'da kalite sistemleri üzerine çalışmalar yapan w. edwards demingden alan ödül. Deming ödülü.
Door prize : Daha sonradan piyango bileti olarak kullanılan giriş bileti. Kapı ödülü. Bileti kazanan kimseye girişte verilen ödül (örneğin bir partide).
Be awarded the prize : Ödül almak. Ödüllendirilmek.
Nobel prize laureate : Nobel ödülü ile ödüllendirilen veya nobel ödülü verilen kimse. Nobel ödülü sahibi.
İngilizce Prizes Türkçe anlamı, Prizes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Prizes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Seize : Almak. Yakalamak. Tutuklamak. Kapmak. El koymak. Kavramak. Değerlendirmek. Tutmak. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır.
Esteem : Gözüyle bakmak. Saygı duymak. Addetmek. Kanı. Rağbet. Saymak. İtibar etmek. Saygınlık. Sanı.
Premium : Ödül. İşteki başarım, doğum, evlenme, bayram, yılbaşı, işletmenin kuruluş yıldönümü gibi nedenlerle veya yasa ve sözleşmeye bağlı olarak normal ücrete ek olarak işveren tarafından işçilere yapılan ödeme. Çıraklık ücreti. Bk. ikramiye bk. sigorta primi menkul ya da gayri menkullerin nominal değeri ile piyasa değeri arasındaki pozitif fark. vadeli işlemler piyasasında ürün, taşınır değer, döviz gibi varlıkların gelecekteki fiyatının yükselmesi durumu. Pay belgitlerinin çıkarılış ederlerini aşarak ulaşdığı değer. güvence yaptıranın ödediği ücret. beğenilen bir işe, bir yapıta karşılık olarak verilen armağan. Sigorta primi. Sigorta ücreti. Değer payı. Getiri. İkramiye.
Cherish : Değerli tutmak. Üzerine titremek. Yaşatmak (kalbinde). Beslemek. Şefkat göstermek. Bağrına basmak. Aziz tutmak. Gütmek. Hatırasında yaşatmak.
Applaud : Alkışlamak. Beğenmek. Alnından öpmek. El çırpmak. Benimsemek. Onaylamak. Alkış tutmak.
Appreciated : Zevk almak. Teşekkür borçlu olmak. Değerlendirmek. Değeri anlaşılmış. Takdir edilen. Değerlenmek. Değer kazanmak. Beğenmek. Fiyatını yükseltmek.
Estimating : Biçmek. Hesaplama. Kestirim. Hesaplamak. Öngörülüyor. Tahmin etmek. Değerleme. Takdir etme.
Appraise : Kıymet takdir etmek. Fiyat saptamak. Değerlendirmek. Değer takdir etmek. Takdir biçmek. Değer tespit etmek. Paha biçmek.
Have a high opinion of : Önemsemek. Önem vermek.
Prizes synonyms : prize money, incremental cost, differential cost, levered, seizes, applauding, appraising, esteeming, lever, expensiveness, awards, purchase, assessment, prising, assesses, inexpensiveness, estimates, cessed, scholarship, fellowship, apprize, monetary value, applauds, prizing, cost, foreordinate, affeer, admires, estimate, apprizes, pry up, purchases, assess.
Prizes zıt anlamlı kelimeler, Prizes kelime anlamı
Expensiveness : Pahalılık.
Inexpensiveness : Pahalı olmama durumu. Fazla pahaya patlamama durumu. Ucuz olma durumu. Ucuzluk. Düşük fiyatlı olma durumu.
Last : Sürmek (süre vb). Son şey. Tutunmak. Çekmek. Sürmek. Dayanmak. Sonuncu olarak. En son. Sonuncu. Gitmek.

Bu kısımda Prizes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Prizes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Prizes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Prizes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.