Probative türkçesi Probative nedir

  • İspat eden.
  • Kanıtlayan.
  • İspatlayıcı.
  • Delil niteliğindeki.
  • Kanıta dayanan.
  • Delile dayanan.
  • Kanıtlayıcı.
  • İspata ait.
  • Kanıt gücüne sahip.
  • Kanıt oluşturan.

Probative ingilizcede ne demek, Probative nerede nasıl kullanılır?

Probative force : İsbat gücü. Kanıtlama gücü.

Approbative : Onaylayıcı. Uygun gören. Onay gören. Oyan gören. Olumlu. Uygun.

Disapprobative : Beğenmeyen. Tasvip etmeyen. Onaylamayan. Uygun bulmayan.

Improbative : Onaylamayan.

Probating : Vasiyetname geçerlilik kararı. Vasiyetnamenin onayı. Vasiyetnamenin resmen onaylanması. Vasiyetnamenin tasdiki. Vasiyetnameyi onaylamak. Vasiyetnameyi açmak. Vasiyetnamenin ispatı. Vasiyetnamenin onaylanması. Vasiyetnameyi resmen onaylatmak. Vasiyetnamenin resmen onayı.

Probations : Meşruten tahliye. Staj. Deneme süresi. Tecrübe. Kanıtlama. Gözaltı. Şartlı tahliye. Deneme. Göz hapsinde tutma. Gözaltında tutma koşuluyla salıverme.

Probation period : Göz hapsi süresi.

Probationary period : Deneme devresi. Deneme süresi. Staj süresi. Adaylık süresi.

Probationary training : Adaylık eğitimi. Belli bir görev dalında çalışmak ya da görevle ilgili bir san kazanmak için gerekli koşulları ve yetenekleri taşıdıkları belgelenmiş kişilere o dalda göreve başlamadan önce belirli bir süre uygulanan eğitim.

 

Probationer : Gözaltındaki kimse. Şartlı tahliye olmuş kimse. Gözetim altındaki kişi. Stajyer hemşire. Stajyer. Meşruten tahliye edilen suçlu. Şartlı tahliye edilmiş kimse. Şartlı tahliye edilen suçlu. Göz hapsinde tutulan kişi.

İngilizce Probative Türkçe anlamı, Probative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Probative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Which goes to show : Kanıt olan. Kanıtı bu. Bu kanıttır.

Evidentiary : Aşikar. Ortada. Apaçık. Kanıtsal. Delile ait. İnandırıcı.

Demonstratives : Duygularını gizlemeyen. Hislerini açığa vuran. İşaret zamiri. Göze çarpan. Duygularını gizleyemeyen. Hislerini serbestçe açığa vuran. Duygularını açığa vuran. Gösteren. Demonstratif.

Justificatory : Haklı çıkaran.

Significant : Değerli. Önem teşkil eden. Dikkate değer. Belirgin. Dikkat edilmesi gereken. Belirli. Önemli. Manalı. Manidar.

Demonstrative : İnandırıcı. İşaret zamiri. Hislerini serbestçe açığa vuran. Hislerini açığa vuran. Gösteren. Kesin olarak ispatlayan. Göze çarpan. Duygularını gizleyemeyen. Duygularını gizlemeyen.

Demonstrator : Gösterici. Uygulama öğretmeni. Asistan. Sergilenen şey. Gösteren kimse. Nümayişçi. Göstererek tanıtan kimse. İspat eden şey.

Evidential : Delile ait. Ortada. Apaçık. Kanıt değerinde. Aşikar. Delillere dayanan. Kanıtlara dayanan. İnandırıcı.

Probatory : Test amacıyla yapılmış. Deney amacı taşıyan. Deneysel.

Important : Nüfuzlu. Önemli. Saygın. Mühim. Muazzam. Önem teşkil eden. Sözü geçer. Kendini beğenmiş. Ciddi.

Probative synonyms : supporting.

Probative zıt anlamlı kelimeler, Probative kelime anlamı

Insignificant : Değersiz. Pek az. Silik. Önemsiz. Cavalacoz. Ehemmiyetsiz. Cüzi. Küçük. Manasız. Naçiz.

Probative ingilizce tanımı, definition of Probative

Probative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, probative judgments. Probative evidence. Probationary. Serving for trial or proof.