Produce türkçesi Produce nedir

  • Hasıla.
  • Hazırlamak.
  • Mahsul.
  • Üretmek.
  • Yönetim işi.
  • İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Vermek (meyve veya sebze).
  • Husule getirmek.
  • Göstermek.
  • İmal etmek.
  • Yönetmek.
  • Üretim gerçekleştirmek.
  • Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların fiziki değerleri.
  • Ürün vermek.
  • Yapmak.
  • Ürün.
  • Sonuç.

Produce ile ilgili cümleler

English: Bagpipes produce a very strange sound.
Turkish: Gaydalar çok garip bir ses çıkarırlar.

English: Any universe simple enough to be understood is too simple to produce a mind able to understand it.
Turkish: Anlaşılması yeterince basit bir evren onu anlayabilecek bir aklı üretemeyecek kadar çok basittir.

English: At this factory, they produce a car every ten minutes.
Turkish: Onlar bu fabrikada her on dakikada bir araba üretirler.

English: A carbon footprint is the amount of carbon dioxide pollution that we produce as a result of our activities. Some people try to reduce their carbon footprint because they are concerned about climate change.
Turkish: Bir karbon ayakizi bizim faaliyetlerimizin bir sonucu olarak ürettiğimiz karbondioksit kirlenmesinin miktarıdır. Bazı insanlar iklim değişikliğinden endişeli olduğu için karbon ayakizlerini azaltmaya çalışıyorlar.

English: As a general rule, it's simple to criticize, but difficult to produce alternative suggestions.
Turkish: Genel bir kural olarak, eleştirmek kolaydır ama alternatif öneri üretmek zordur.

 

Produce ingilizcede ne demek, Produce nerede nasıl kullanılır?

Produce evidence : Kanıt göstermek. Delil göstermek.

Produce exchange : Zahire borsası. Mal borsası.

Euro retailer produce working group : Avrupada geleneksel tarımda iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi için ölçümlerin ve işlemlerin uyumlaştırılması, amacıyla oluşturulan grup. Avrupa perakendeciler çalışma grubu.

Agricultural produce : Tarım ürünleri. Çiftçilik ürünü. Çiftlikte yetiştirilen mahsuller. Tarımsal ürün.

Controlled seed produce : Su ürünleri damızlıklarının tam kontrollü koşullar altında yumurtalarının olgunlaştırılması, sağılması, döllenmesi ve kuluçkalanmasıyla yapılan döl alımı. Kontrollü döl alımı.

Mass produce : Toplu üretmek.

Produced : Üretilmiş. Üretmek. Üretilen.

Semicontrolled seed produce : Yarı kontrollü döl alımı. Doğal ortamdaki su ürünlerinin yumurtalarına ve yumurtlamasına müdahale edilmeyen fakat yumurtlama yerlerine müdahale edilerek yapılan döl alımı.

Seed produce : Canlıların üremesi sonucu yeni bireylerin elde edilmesi. Döl alımı.

Uncontrolled seed produce : Kontrolsüz döl alımı. Doğal ortamdaki su ürünlerinin yumurtalarına, yumurtlamasına ve yumurtlama yerlerine herhangi bir müdahale edilmeksizin yapılan döl alımı.

İngilizce Produce Türkçe anlamı, Produce eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Produce ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Administer : İcra etmek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Uygulamak. Vermek. Sağlamak. Verdirmek. Tayin etmek. Hizmet etmek. Vermek (ilaç, ceza vb).

 

Concoct : Uydurmak (hikaye veya yalan). Bir şeyler karıştırmak veya kaynatmak. Birbirine karıştırarak hazırlamak. Karıştırmak. Birbirine karıştırıp hazırlamak. Uydurmak. Uyduruvermek. Kafadan atmak.

Overproduce : Fazla üretmek. Gereğinden fazla üretmek. Çok büyük miktarda üretmek. Gereğinden fazla öndürmek. Talebi aşan miktarda üretmek. Aşırıüretmek.

Turnouts : Verim. Grevci. Katılım. Grev. Kıyafet. Katılım (sayısı). Tali yol. Giyiniş.

Sporulate : Sporlar geliştirmek (biyoloji terimi). Sporlar üretmek. Sporlar geliştirmek.

Squeeze out : Satın alma yolu ile ortağın veya ortakların ortaklıktan çıkartılması. Sıkarak çıkarmak. Zorluklara göğüs gererek elde etmek. Zorluklara göğüs gererek başarmak. Zorunlu satın alma.

Proof : İspat. Senet. Dayanıklı hale getirmek. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Alkol derecesi. Geçirmez. Kanıt. Tümdengelimci bir dizgede bir sav ya da çıkarımın doğruluğunu belgeleyen öncüller ya da önsayıtlar. İçkinin alkol derecesinin ölçüsü. Dayanıklı.

Proceeds : Gelir. Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların parasal değerleri. krş. gelir. Getiri. Verim. Giderlerin tümü çıkarıldıktan sonra sağlanan para. tecim belgiti indiriminden sonraki katkısız kalıntı. bir işlemden elde olunan sonuç. Peşin değer. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kazanç. Hasılat.

Build : Kümelenmek. İnşa etmek. Toplanmak. İnşaatçılık yapmak. Toplamak. Gelişmek. Kurmak. Örmek. Güvenmek.

Corollaries : Bir kaziyenin neticesi. Bir şeyin doğal sonucu. Netice. Gerekçe. Doğal sonuç.

Produce synonyms : clap up, grind out, custom make, fudge together, clap together, tailor make, betoken, captaining, generate, bred, offspring, manufacturing, coached, acquit oneself, attest to, call the shots, extrude, publish, ingathering, carve out, end product, accomplish, coaches, redo, yield benefits, customise, deliver, fruitage, architect, after effects, carry into effect, connote, confects.

Produce zıt anlamlı kelimeler, Produce kelime anlamı

Disappear : Ortadan kaybolmak. Gözden kaybolmak. Görünmez olmak. Aniden kaybolmak. Kaybolmak. Ortadan kalkmak. Yok olmak. Ortalıktan kaybolmak. Yitmek.

Stay : Bastırmak (açlığı). Kalmak. Durmak. Germek. Durdurmak. Kalma süresi. Beklemek. Oyalanmak. Sabitlemek. Geciktirmek.

Produce ingilizce tanımı, definition of Produce

Produce kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To exhibit. To yield or furnish appropriate offspring, crops, effects, consequences, or results. Result of labor, especially of agricultural labors. Yield. To offer to view or notice. Product. Proceeds. That which is produced, brought forth, or yielded. To bring forward. To lead forth. As, to produce a witness or evidence in court. To show.