Produced türkçesi Produced nedir

Produced ile ilgili cümleler

English: His mobile phone produced radio emissions that interfered with other phones.
Turkish: Onun cep telefonu, diğer telefonları engelleyen radyo emisyonu üretti.

English: Germany produced many scientists.
Turkish: Almanya birçok bilim adamı yetiştirdi.

English: Honey is produced by bees.
Turkish: Bal, arılar tarafından üretilir.

English: Artificial light is produced by electricity.
Turkish: Yapay ışık elektrikle üretilir.

English: A very well known wine is produced in that region.
Turkish: O bölgede, çok iyi tanınmış bir şarap üretilir.

Produced ingilizcede ne demek, Produced nerede nasıl kullanılır?

Be produced : Üretilmek.

Mass produced : Topluca üretilmiş. Topluca üretilen.

Self produced : Kendi kendine üretilmiş.

Be reproduced : Türemek. Çoğaltılmak. Üremek.

Outproduced : Başkasından fazla üretmek. Daha fazla üretmek. Üretimde olduğunun üstüne çıkmak.

Produce exchange : Zahire borsası. Mal borsası.

Euro retailer produce working group : Avrupa perakendeciler çalışma grubu. Avrupada geleneksel tarımda iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi için ölçümlerin ve işlemlerin uyumlaştırılması, amacıyla oluşturulan grup.

Produce evidence : Delil göstermek. Kanıt göstermek.

 

Controlled seed produce : Kontrollü döl alımı. Su ürünleri damızlıklarının tam kontrollü koşullar altında yumurtalarının olgunlaştırılması, sağılması, döllenmesi ve kuluçkalanmasıyla yapılan döl alımı.

Overproduced : Fazla üretmek. Aşırıüretmek. Gereğinden fazla üretmek. Talebi aşan miktarda üretmek. Çok büyük miktarda üretmek.

İngilizce Produced Türkçe anlamı, Produced eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Produced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Made : Yapmak (make) eyleminin ikinci hali. Garantili. Tamamen uygun. Mamul. Yapılmış. Tam uyan. Yapılı. -den. Başarıdan emin.

Generating : Üretme. Doğan. Kaynaklanan. Üreten. Yaratan. Meydan veren. Üretici. Üretim. Tevlit eden.

Fabricating : Yalan söylemek. Uydurmak. İnşa etmek. İmal etmek. Sahtesini yapmak. Atmak. Kurmak. Üretme. Kurma.

Bring out : Yapmak (yeni bir şeyi). Öndürmek. Yayınlamak. Piyasaya sürmek. Üzerinde durmak. Belli etmek. Görülmesini sağlamak. Piyasaya yeni mal sürmek. Cesaret vermek.

Manufactured : Yapınsal. İmal edilen. İmal edilmiş. Mamul. Yapılmış.

Beareth : Bear (doğurmak). Taşımak. Dayanmak. İmal etmek. Doğum yapmak. Katlanmak. Doğurmak. Desteklemek. Acı çekmek.

Autogenous : Kendinden kaynaklanan. Otojenöz. Kendiliğinden oluşan. Otojen. Kendi kendine oluşan.

Generates : Yavrulamak. Oluşturmak. Yol açmak. Çizmek. Dünyaya getirmek. Var etmek. Doğurmak. Meydana getirmek.

Grow : Yetiştirmek. Bitmek. Dönüşmek. Gelişme göstermek. Çoğalmak. Büyümek. Büyütmek. Gelişmek. Artmak.

Grew : Gelişmek. Lemek. Leşmek. Bırakmak. Büyütmek. Yetişmek. Büyümek. Uzatmak. Yetiştirmek.

 

Produced synonyms : incubate, fabricates, generated, bred, bring into the world, breed, autogenic, bring into the world, cultured, churn out, crafted, generate, fabricate, factory made, self generated.

Produced zıt anlamlı kelimeler, Produced kelime anlamı

Homemade : Ev yapımı. Evde yapılmış. Yerli.

Heterogenous : Birden çok evreden oluşan ve bu nedenle tekdüze özellikler göstermeyen dizgelerin genel niteliği. Çokyapımlı. Dış kaynaklı. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Vücudun dışından gelen. Ayrı cinsten veya değişik yapıda olan, değişik ögelerden oluşan. Ayrı cinsten. Dış kaynaklı (tıp). Dışardan gelen. Çoktürel.