Propers türkçesi Propers nedir

Propers ingilizcede ne demek, Propers nerede nasıl kullanılır?

Proper fraction : Basit kesir. Tam kesir.

Proper grazing : Bir mera üzerindeki bütün vejetasyonun dayanabileceği ve önemli yem bitkisi türlerinin büyüme hızlarını ve verimliliklerini devam ettirebileceği ve mera toprağının korunacağı derecede, maksimum hayvansal ürünü üreten bir otlatma yöntemi. Uygun otlatma.

Proper ideal : Astideal. Ast ideal.

Proper motion : (yıldız) özdevinim.

Proper name : Özel ad. Özel isim.

Proper vibration : Doğru titreşim. İki ucundan tutturulmuş bir ipin enine uyarımı ile oluşan duran dalgalar gibi, koşulların belirlediği belirli sıklıkta titreşim. Öztitreşim.

With my proper eyes : Kendi gözlerimle.

Proper superset : Kapsar.

Prim and proper : Dikkatli ve kuralcı. Aşırı titiz (kuralcı). Aşırı kuralcı.

Proper subset : Ast küme. Öz alt küme. Astküme. Özalt küme. Öz altküme. Kapsanır.

İngilizce Propers Türkçe anlamı, Propers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Propers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Optics : Işık bilimi. Işık bilgisi. Işıkbilgisi. Işığı inceleyen doğabilim dalı. Görme bilimi. Gözler. Optik bilimi. Optik.

 

Adequate : Kifayetli. Ehven. Yeter. Yeterli. Kafi. Elverişli.

Fiefs : Yurtluk. Zeamet. Tımar. İkta.

Personals : Kişiye yönelik. Özel. Kişisel ilanlar sayfası. Kişiye özel. Hususi. Şahsa özel. Şahsi.

Sustainability : Harekatı idame ettirme yeteneği. Sürdürebilirlik. Süreklilik. Sürdürülebilirlik.

Rigmarole : Kırtasiyecilik. Saçma sapan laf. Tekerleme. Deli saçması.

Insolubility : Katışmazlık. Erimezlik. Çözümsüzlük. Umarsızlık. Çözünmezlik. Çözülmezlik. Erimez olma durumu. İçinden çıkılmazlık.

Adjusted : Ayarlı. Düzenlenmiş. Uyarlanmış. Oturtulmuş. Değiştirilmiş. Ayarlanmış. Düzeltilmiş. Değişmez (sigorta talebi). Tashih edilmiş.

Computation : Bilgisayım. Bir çokluğu sayma ya da sayısal işlemler yoluyla niceliğe dönüştürme. Ölçümleme. Hesaplama. Hesap etme. Nicelleme. Ölçüm. Hesap. Hesap işi.

Degree : Aşama. Derece. Okullarda öğretmenlerce her öğrencinin başarısı üzerinde edinilen kanıyı, varılan yargıyı gösteren değer. Ayar. Mertebe. Sıralayıcı bir ölçüm boyutu ya da ölçme aracının birbirini izleyen konumlarından her biri. Dizil. Kademe. Karşılaştırmalı üstünlük derecesi (dilbilgisi terimi). Viski, likör ve benzeri sıvıların 1 santigrat devinme kertesinde oylumunca kapsadığı saf alkol ki yüzde ya da binde oranıyle değerlendirilir. bir şeyin değerini belirtmek üzere kullanılan ölçü birimi.

Propers synonyms : unsolvability, device characteristic, medical procedure, genetic profiling, visual property, spatiality, operating procedure, genetic fingerprinting, primality, eubstance, physical composition, wave particle duality, analyticity, olfactory property, sound property, scent, chromosome mapping, experimental procedure, experimental condition, spatial property, bodily property, compositeness, connectivity, appropriating, unmixed, convenient, body, consistency, aroma, size, congruent, intrinsical, richness.

 

Propers zıt anlamlı kelimeler, Propers kelime anlamı

Inactivity : Hareketsizlik. Tembellik. Tesirsizlik. Durgunluk. Üşengeçlik. Etkisizlik. Avarelik.

Strength : Askeri güç. Dayanım. Dayanç. Bir cismin ya da bir yapının dayanıklılığı. Dayanıklılık. Dayanma gücü. Viski, likör ve benzeri sıvıların 1 santigrat devinme kertesinde oylumunca kapsadığı saf alkol ki yüzde ya da binde oranıyle değerlendirilir. bir şeyin değerini belirtmek üzere kullanılan ölçü birimi. Önem. Gereçlerin çeşitli dış etkenlere karşı koyarak, biçim ve başka özelliklerini koruyabilme niteliği. Yeğinlik.

Weakness : Dayanıksızlık. Halsizlik. Hasta oluş. Kuvvetsizlik. Zaaf. Cansızlık. Zayıflık. Zayıf taraf. Güçsüzlük. İnginlik.

Propers antonyms : unsolvability, anisotropy, solvability, solubility, isotropy, insolubility.