Prosperousness türkçesi Prosperousness nedir

Prosperousness ingilizcede ne demek, Prosperousness nerede nasıl kullanılır?

Make prosperous : Bayındırlaştırmak. Abad etmek.

Prosperous : Müsait. Gönençli. Uygun. Başarılı. Kazançlı. Müreffeh. Ongun. Refah. Mamur. Elverişli.

Prosperously : Refahla. İkbal ve saadetle.

Improsperous : Kalkınmamış.

Unprosperous : Başarısız. Verimli olmayan. Başarılı olmayan. Sonuç vermeyen.

İngilizce Prosperousness Türkçe anlamı, Prosperousness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prosperousness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accord : Anlaşmak. Akort. Uzlaşmak. Uymak. Uyumlu hale getirmek. Uyum sağlamak. Vermek. Anlaşma. Uyuşturmak.

Feasibility : Uygulama olanağı. Kent ve kasabaların düzentasarlarının, türlü etmenler hesaba katılarak, gerçekleştirilmesinin olanaklı ve ussal olup olmadığını belirlemeye yarayacak koşullar. bunu elde etmeye yarayan inceleme ve araştırma türü. Bir yordam, izlem ya da çizeneğin duruma, koşullara ya da öngörülen amaçlara uygunluğu. Olabilirlik. Geçerlilik. Yapılabilirlik. Uygulanabilirlik. Fizibilite. Yapılabilirlik çalışması.

Availability : Kullanılabilir. Elde edilebilme. Kullanılabilirlik. Bir paylı örnekleme tasarımında belirlenmiş payları dolduran seçicilerin, örnek birimleri seçerken etkisi altında kaldıkları, sonunda yanlılığa yol açan ele geçme kolaylığı. Kullanırlık. Mevcudiyet. İşe yararlık. Geçerlilik. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.

 

Agreement : Kabul etme. Mutabakat. Uyuşma. İttifak. Uygun bulma. Uyma. Aynı fikirde olma. Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması: şükriye, gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 119). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, göst.e. s. 216). kolcular bildikleri halde yolunu beklemek şöyle dursun, rasgeldikleri yerde hatırını alırlar, gönlünü hoş ederlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: küs ömer, s. 73) vb. Mukavele.

Fortunateness : Başarı. Kısmetlilik. İyi şans. Mutluluk.

Fertileness : Yaratıcılık. Üretkenlik. Bereketlilik. Ürün veya mahsül yetiştirebilir olma. Verimlilik. Ürün yetiştirebilme kapasitesinde olma. Doğurganlık.

Lushness : Bolluk. Bereketlilik.

Practicability : Uygulanabilirlik. Kullanışlılık. Yapılabilirlik. Pratiklik. İşlerlik. İcra yeteneği. Bir gözlem ya da ölçüm aracının öngördüğü bilgi ya da ölçüm düzeyine ulaşabilme yeteneği.

Advisability : Tavsiye edilebilirlik.

Sufficiency : Yeterli şey. Yeterlik. Yeterli miktar. Kifayet. Yeterli olma. Yeterli bir miktar. Yeterlilik.

Prosperousness synonyms : luckiness, advisableness, abundances, gold, fortune, accordance, suitability, practicableness, availabilities, conveniences, agreeableness, economic resources, jiggy, appositeness, adequacy, circumstances, adaptations, affluence, agreeability, convenience, adequacies, suitabilities, facility, forehandedness, costliness, eligibleness, abidance, opportuneness, golds, adaptation, accordancy, doing well, abundance.