Pulicide türkçesi Pulicide nedir

  • Pire öldürmede kullanılan toz ya da sıvı ilaç.
  • Pirekıran.
  • Pire öldürücü.

Pulicide ingilizcede ne demek, Pulicide nerede nasıl kullanılır?

Pulicicide : Pulisisit. Pireleri yıkılmayan ajanlar. Pire öldürücü.

Puling : Zırlamak. Ağlamak. Mızırdanmak. Ağlayan. Çocuk gibi ağlamak. Zayıf.

Pulings : Ağlamak. Çocuk gibi ağlamak. Zırlamak.

Pulitzer : Pulitzer ödülü. Joseph pulitzer tarafından başlatılan ve çeşitli profesyonel mesleki dallarda (gazetecilik, müzik, tıp, vb.) olağanüstü mesleki başarı için verilen yıllık ödüller.

Acantomatous epulis : Akantomatöz epulis. Köpek ve kedilerde alt veya üst çene diş etinde, gri-pembe renkte, sapsız veya parmak benzeri, bölgesel yayılma özelliği olan ve diş eti epitelinden köken alan tümör benzeri kitle.

Papuliferous : Papiliferus.

Populin : Popülin.

Fibromatous and ossifying epulis : Fibromatöz ve ossifiye epulis. Dişin etrafındaki dokulardan gelişen, belirgin miktarda kemiksi doku, semen ve dentin içeren kemiğe yayılmayan tek veya çok sayıda tümör.

Epulis : Epulis. Diş etinde tümör benzeri üremeler gösteren gelişimsel, yangısal ve hiperplastik bulguları içine alan bir grup patolojik değişim, epulides.

Periodontal fibromatous epulis : Periodental fibromatöz epulis. Dev hücreli epulis.

 

İngilizce Pulicide Türkçe anlamı, Pulicide eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pulicide ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tell : Seçmek. Ayırt etmek. Ayıtmak. Anlatmak. Açığa çıkarmak. Göstermek. Emretmek. Keşfetmek. Tembihlemek. Belli etmek.

Kill : Mahvetmek. Öldürmek. Işık kaynaklarının çalışmasını kesmek. Söndürmek. Kesmek (ses veya ağrı vb). Ahrete göndermek. Yakmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sök. Hesabını görmek.

Hara kiri : Kendi bağırsaklarını çıkarma yolu ile onurlu bir şekilde intihar etme (gözden düşmüş veya ölüm cezası altında olduklarında japon samurayları tarafından yapılan törenli intihar). Harakiri.

Broadcast : Ünalgı yayını yapmak. Sınalgı yayını. Saçmak. Saçmak (tohum). (tohum) saçmak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ünalgı yayını. Yayınlamak. Yayın yapmak. Yaymak.

Pass around : Elden ele gezmek.

Disseminate : Tohum ekmek. Yaymak (bilgi vb). (bilgi) yaymak. Neşretmek. (haber vb) yaymak. Saçmak. Yaymak. (haber veya fikir vb) yaymak. Geçirmek.

Suttee : Sati. Kadının ölen kocasıyla beraber yakılması (hint). Ölüyle birlikte yakılma.

Felo de se : İntihar eden kimse. İntahar etme eylemi. İntahar eden kimse.

Hype : Aldatmaca. Yanıltıcı reklam yapmak. Uyuşturucu madde. Heyecanlandırmak. Aldatmak. Abartılı reklam. Uyuşturucu bağımlısı. Uyuşturucu tutkunu. Aldatıcı. Aldatıcı reklam.

Air : Caka. Esinti. Çalım. Havalandırmak. Yeryuvarını saran uçun ve uçuk katmanın oluşturduğu akışkan ortam. Teneklendirerek kurutmak. Gösteriş yapmak. Tavır. Melodi. Soluduğumuz hava.

 

Pulicide synonyms : self annihilation, assisted suicide, putting to death, harakiri, issue, bring out, spread, circulate, publicise, release, bare, seppuku, diffuse, killing, transmit, pulicicide, put out, self destruction, propagate, bulletin, disperse, distribute, publish, circularize, beam, harikari, send, circularise.

Pulicide zıt anlamlı kelimeler, Pulicide kelime anlamı

Child : Soy bakımından oğul veya kız. Bala. Tıfıl. Ürün. Velet. Tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi. Deneyimsiz. Küçük. Yavru. Çaylak.