Purpura nedir, Purpura ne demek

Purpura; Biyoloji, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, önden solungaçlılar (Prosobranchia) takımından, kabuğu yumurta biçiminde olup son halkası büyük olan, sıcak denizlerde yaşayan bir yumuşakça cinsi.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kılcal damar duvarlarından kan sızmasına bağlı olarak deri ve mukozalar üzerinde başlangıçta kırmızı, sonraları morumsu renk alan, nokta ve el ayası biçiminde yaygın kanama odaklarıyla kendini gösteren bir grup kanamalı hastalık.

Zooloji'deki anlamı:

(Purpura), Karından-ayaklılar (Gastropoda) sınıfının önden-solungaçlılar (Prosobranchia) takımından bir yumuşakça cinsi. Kabuğu yumurta biçiminde olup son yayı büyüktür. Sıcak denizlerde yaşar.

Purpura hakkında bilgiler

Purpura (Latince: purpura, "mor") kırmızımsı mor renkte, basmakla solmayan deri döküntüsüdür. Vaskülite veya C Vitamini eksikliğine (iskorbüt) bağlı deri altı kanama bulgusudur. Purpuraların çapı 3 mm' den küçük olanlarına peteşi, 1 cm' den büyük olanlarına ise ekimoz adı verilir.

Purpura kısaca anlamı, tanımı

Purpura hemorajika : Alerjik purpura

Purpuralar çizgisi : Renksel bir diyagramda, tayfın iki ucundaki ışınımların toplamsal karışımıyle elde edilebilen tam doymuş purpuraları gösteren noktaların geometrik yeri. bk. tayfsal renk oranı.

 

C vitamini eksikliği : Besinsel askorbik asit yetersizliği.

Önden solungaçlılar : Yumuşakçalar (Mollusca) dalının, karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfından, solunum organları (ktenidyum) yüreğin önünde bulunan, kabuklu ya da kabuksuz olan, kabuklan kalker ya da keratin bir operkulum ile kapalı olan, paludina (Paludina), denizkulağı (Haliotis), dikenli salyangoz (Murex), purpura (Purpura), litorina (Littorina) cinsleri iyi bilinen bir takım. (Prosobranchia), litorina (Littorina) iyi bilinenleridir.

Karından ayaklılar : Karından bacaklılar.

Prosobranchia : [Bakınız: önden solungaçlılar]. [Bakınız: önden-solungaçlılar].

Kılcal damar : Dokulardaki atardamarların son dallarını, toplardamarların ilk dallarına birleştiren ince damar.

Başlangıçta : İlk zaman, ilk dönem.

Kırmızımsı : Rengi kırmızıyı andıran, kırmızıya benzeyen, kırmızı gibi, kırmızımtırak.

Gastropoda : [Bakınız: karından ayaklılar]. Karından ayaklılar. Salyangoz, sümüklü böcek ve deniz kabuklularını içine alan bir çoğu çeşitli patojenlere ara konaklık yapan yumuşakça sınıfı. [Bakınız: karından-ayaklılar].

C vitamini : Metabolizma sırasında oksidasyon ve redüksiyon reaksiyonlarının düzenlenmesini sağlayan, eksikliği bağ dokusunda bozulmalara neden olan, meyve ve sebzelerde bulunan, suda eriyen bir vitamin. Birçok sebze ve meyvelerde bulunan, çoğu enzimin optimum işlevi için gerekli olan, eksikliğinde skorbüt hastalığı yapan ve yara iyileşmesinde gecikme ortaya çıkan, suda çözünen bir vitamin, askorbik asit. Başta turunçgiller olmak üzere domates, yeşil sebzeler, meyveler ve sütte bol miktarda bulunan, metabolizma sırasında oksidasyon ve redüksiyon reaksiyonlarının düzenlenmesini sağlayan, prolinin hidroksilasyonunda, kollaje sentezinde, trozinin yıkımında, trozinden epinefrin sentezinde, steroit hormonların ve safra asitlerinin oluşumunda görev alan, demir emilimini artıran ve antioksidan olarak görev yapan, bağ dokunun gelişimi, kemiklerin kalsifikasyonu, bağışıklığın artırılması için gerekli, insan, maymun, kobay, bazı kuş ve balıklar hariç diğer hayvanların organizmasında L-glukanolakton oksidaz enzimi aracılığıyla glukoz ve galaktozdan sentezlenen, eksikliğinde bağ dokusunda bozulmalar, yaygın kanamalar, yara iyileşmesinde gecikme, kemik hasarı biçiminde kendini gösteren iskorbüt hastalığına neden olan, suda çözünen bir vitamin, askorbik asit, antiiskorbüt vitamin, eritorbik asit.

 

Başlangıç : Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü. Ön söz, giriş, mukaddime.

Yumuşakça : Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan. (yumuşa'kça) Yumuşak bir biçimde. Biraz yumuşak.

Deri altı : Derinin altında bulunan.

Sonraları : Sonraki zamanlarda.

Kanamalı : Kanaması olan.

İskorbüt : C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık, diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Diğer dillerde Purpura anlamı nedir?

İngilizce'de Purpura ne demek ? : purpura