Puss türkçesi Puss nedir

Puss ile ilgili cümleler

English: She just had to use her Puss-In-Boots look and I was her devoted servant.
Turkish: O sadece Çizmeli Kedi görüntüsünü kullanmak zorunda kaldı. Ben onun sadık uşağıydım.

English: Can I stroke your pussy?
Turkish: Kedini okşayabilir miyim?

English: I wish she wouldn't pussyfoot about it and just say what she means.
Turkish: Keşke onun hakkında fikrini söylemese ve sadece onun ne demek istediğini söylese.

English: According to Vladimir Chizhov, the word "pussy" is indecent.
Turkish: Vladimir Chizhov'a göre "pussy" sözcüğü uygunsuzdur.

English: O grey pussycat, please don't purr. Grandpa might hear you.
Turkish: O gri kedicik, lütfen mırıldama. Büyükbabam seni duyabilir.

Puss ingilizcede ne demek, Puss nerede nasıl kullanılır?

Puss moth : Çatalkuyruk. Ergin dişileri 8 cm. büyüyebilen ve tırtıl çağını, kavak, söğüt, kestane yaprağı yiyerek geçiren iri, obur kelebek.

Sea puss : Tehlikeli bir kıyı boyu akıntısı. Sualtı akıntısı.

Pusses : Pisipisi. Pisi. Cerahat. Genç kız. Kedi. Yaban tavşanı. Yüz. Surat.

Pussies : Pisi. Pisipisi. Kuku. Kadın cinsel organı. Pıtış. Am. Amcık. Korkak. Vajina. Kadın.

 

Pussy : Am. Kuku. Kab. Amcık. Vajina. Kedi. Kadın cinsel organı. Pisi pisi. Pisi. Korkak.

Pussyfoot : Kendi fikrini belirtmemek. Fikrini belirtmemek. Sessizce yürümek. Fikrini belirtmek. Kedi gibi sessizce yürümek. Kendi fikrini belirtmekten çekinmek. Gerekeni yapmaktan çekinmek.

Pussycats : Pisipisi. Kedi. Kedicik. Pisi pisi. Pisi.

Sourpuss : Hoşnutsuz kimse (gayriesmi). Asık suratlı. Memnuniyetsiz kimse. Suratsız.

Pussyfoots : Fikrini belirtmek. Sessizce yürümek. Fikrini belirtmemek. Kendi fikrini belirtmemek. Kendi fikrini belirtmekten çekinmek. Gerekeni yapmaktan çekinmek. Kedi gibi sessizce yürümek.

Pussycat : Kedicik. Pisi pisi. Pisi. Pişik. Kedi. Pisipisi.

İngilizce Puss Türkçe anlamı, Puss eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Puss ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Daughters : Bağ. Kız evlat. İlişki.

Pussycats : Kedicik.

Wench : Orospu. Fahişelerle düşüp kalkmak. Fahişe. Zamparalık etmek. Hizmetçi kız. Genç kadın.

Lassie : Kız arkadaş.

Cat : Kusmak. Kusarak çıkarmak. Kinci kadın. Kedi soyundan hayvan. Pisi (argo terim). Göcen. Kedigiller familyasından evlerde beslenebilen küçük memeli. avcı, zaman zaman bitkisel gıdalar da tüketebilen etçil hayvan. Caz meraklısı kimse.

Purulence : İrinlenme. İltihap. Cerahat toplama. İrin. Kanlı irin. İrin toplama.

Diaper rash : Bebek bezi isiliği. Diaper dermatit. Bez dermatiti.

Mugs : Komik mimikler yapmak. Kupa. Fotoğrafını çekmek (emniyette). Maymunluk etmek. Çok çalışmak. Enayi. Saldırıp soymak. Zevzeklik etmek. İneklemek.

Chicks : Civciv. Dost avcı uçakları. Piliç. Yavru kuş.

Facials : Yüze ait. Yüze ilişkin. Yüz (ile ilgili). Yüzle ilgili. Yüz bakımı. Yüzeyle ilgili. Veçhi. Yüz masajı. Cilt bakımı.

 

Puss synonyms : felis catus, house cat, kitty cat, felis domesticus, mug, fanny, babe, facade, betty, kitties, kips, cats, brow, cast of features, bint, pussies, countenances, snatch, bints, babes, suppurations, demoiselle, intertrigo, cunt, rabbit, pussycat, ichors, chick, ichor, frontispieces, damozels, damsels, phiz.

Puss ingilizce tanımı, definition of Puss

Puss kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A cat. - - a fondling appellation.