Put down türkçesi Put down nedir

Put down ile ilgili cümleler

English: Ali put down his spoon and picked up a fork.
Turkish: Ali kaşığını yere koydu ve bir çatal aldı.

English: Ali put down his drink.
Turkish: Ali içkisini yere koydu.

English: Ali put down his paintbrush.
Turkish: Ali boya fırçasını yere koydu.

English: Ali put down his spoon and picked up his cup.
Turkish: Ali kaşığını bıraktı va kupasını aldı.

English: Ali put down his spoon.
Turkish: Ali kaşığını indirdi.

Put down ingilizcede ne demek, Put down nerede nasıl kullanılır?

Put : Bırakmak. Söndürmek. Koymak. Para koyma. Menetmek. Yatırma. Sormak. Neşretmek. Yatırım yapmak. Söylemek.

Down : İndirmek. Alaşağı etmek. Çabucak içmek. Yere sermek. Bozuk. Boyunca. Düşürmek. Beri. Aşağı.

Put down for : Yerine koymak. Listeye kaydetmek.

Un put downable : Sürükleyici. Elden bırakılmayacak kadar ilginç. Elden düşürülemez.

Put a bold face on : Zor bir durum karşısında cesaret göstermek. Korktuğu halde bozuntuya vermemek. Bozuntuya vermemek.

Put a crimp in : Köstek olmak.

Put a call through : Telefon etmek.

 

İngilizce Put down Türkçe anlamı, Put down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appraises : Paha biçmek. Kıymet takdir etmek. Değerlendirmek. Takdir biçmek. Fiyat saptamak. Değer tespit etmek. Değer takdir etmek.

Deem : Saymak. Farz etmek. Görmek. Addetmek. Tutmak. Varsaymak. Dikkate almak. Zannetmek. İnanmak.

Appraise : Takdir biçmek. Değerlendirmek. Fiyat saptamak. Değer tespit etmek. Paha biçmek. Değer takdir etmek. Kıymet takdir etmek.

Commit to paper : Kaleme almak.

Appeasing : Yatıştırıcı. Gidermek. Sakinleştirmek. Hafifletmek. Yatıştıran. Gönlünü almak. Yatıştırma. Yatıştırmak.

Burdening : Fırın doldurma. Sırtına yüklemek.

Daresay : Bir şeyin neredeyse kesin farz etmek. Söyleyebilmek. Galiba. Öyle olduğunu düşünmek. Zannetmek. Söylemeye cesaret etmek.

Download : Dosyaları bir modem aracılığıyla uzak bir bilgisayardan kopyalamak. Yükleme. Karşıdan indirmek. Yüklemek (internet üzerinden bilgisayara program). Karşıdan yüklemek. Karşıdan yükle. Karşıdan yükleme durumu. İndirme.

Bear against : Karşı koymak. Baskı yapmak. Sıkıştırmak.

Carps : Mızmızlanmak. Kusur bulmak. Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, kemik destekli keseliler (ostariophysi) alt takımından, dişleri olmayan, sakallı, tatlı sularda yaşayan otçul bir familya. Beğenmemek. Sazangiller.

Put down synonyms : approximate, choke off, animadverting, abating, attenuates, appease, alleviates, calculate, deflated, regulate, burdens, clump, inveigh, allay, bate, depreciates, expects, abridges, ax, carped, criticized, draw up, depreciate, burthens, appreciate, anticipates, allays, chastise, ascribes, assuaging, chokes, assess, burdened.