Put in türkçesi Put in nedir

  • Yerleştirmek.
  • Limana girmek.
  • İlave etmek.
  • Araya girmek.
  • Olay çıkarmak.
  • Katmak.
  • Sunmak.
  • Geçirmek (vakit).
  • Başvurmak.
  • Gelmek (istasyona).
  • Vurmak.
  • Eklemek.
  • Diye eklemek.
  • Çalmak.
  • Sokmak.
  • İçine sokmak.
  • Uğramak.
  • Takılmak.
  • İçeri sokmak.

Put in ile ilgili cümleler

English: Ali adjusted the seat, put in the key, and then drove away.
Turkish: Ali koltuğu ayarladı, anahtarı taktı, ve sonra uzaklaştı.

English: Ali was put in a nursing home.
Turkish: Ali bir bakımevine kondu.

English: Ali was put in a cell.
Turkish: Ali bir hücreye konuldu.

English: Ali should be put in prison.
Turkish: Ali ceza evine konulmalı.

English: Ali has been put in jail.
Turkish: Ali hapishaneye konuldu.

Put in ingilizcede ne demek, Put in nerede nasıl kullanılır?

Put : İndirmek. Bırakmak. Sormak. Fırlatma. Atfetmek. Yatırım yapmak. Para koyma. Söndürmek. Menetmek. Neşretmek.

In : İçeriye. İçine. Da. İktidardaki. Çok moda olan. İç. Dahili. Gelmiş olan. İçinde. Halinde.

Put in an appearance : Boy göstermek. Katılmak. Görünmek. Kısa bir süre kalıp gitmek. Uğramak. Yer almak. Yeralmak. Çok kısa bir süre kalmak.

Put in for : İçin başvurmak. Adaylığını koymak. Başvuruda bulunmak. Başvurmak.

Put in order : Sıralamak. Düzenleme getirmek. Adam etmek. Düzene sokmak. Tanzim etmek. Hale yola koymak. Düzene koymak. Sıraya koymak. Düzenlemek. Sıraya sokmak.

 

Put in parentheses : Parantez içine almak.

Put in pledge : Rehnetmek. Rehin koymak. İpotek koymak. Rehin vermek. Rehine koymak.

İngilizce Put in Türkçe anlamı, Put in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accrete : Eklenip büyümek. Katılımlarla büyümek. Ekli. Birleşmiş. Yapışmak. Artmak. Birleşmek. Büyümek.

Appeal : Karşıtlama. Üstyargı yolu. Yalvarmak. İlgisini çekmek. Davayı bir üst mahkemeye götürmek. Dilemek. Cazibe. Başvuruda bulunmak. Sıçramaya girerken atılım hareketi.

Applies : Uygulamak. İlgisi olmak. Uygun düşmek. Gitmek (birine). İlgili olmak. Yapıştırmak (bant). Müracaat etmek. Uygun olmak. Kullanmak.

Introduces : Uygulamaya koymak. Tanıtmak. Ortaya koymak. Öğretmek. Uygulamak. Takdim etmek. Lanse etmek. Göstermek. Başlamak.

Come under : Altında toplanmak. Bağımlı olmak. Saldırı altında olmak. Bir şeyin egemenliği altında olmak. Başına gelmek. Altına geçmek. Bir şeyin altına girmek. Yetki alanına girmek. İdaresi altına girmek.

Become established : Kökleşmek. Yerleşmek.

Appealed : Yalvarmak. Temyize gitmek. Üst mahkemeye başvurmak. İlgisini çekmek. Hoşuna gitmek. Rica etmek. Müracaat etmek. Temyiz edilmiş.

Attach oneself to : Katılmak. Bağlanmak. Asılmak. Askıntı olmak.

Interceding : Yalvarmak. Aracılık etmek. Şefaat etmek. Rica etmek.

Affix : Tutturmak. Bağlamak. Basmak (mühür). Koymak. Ek. Son ek veya ön ek. Basmak (damga). Pul yapıştırmak. Takmak.

Put in synonyms : edge in, embed, inset, admixing, berths, banter, adopt, bringeth, calling on, call at, call, confer, bring in, make a big stink, annex, chipped, chimed, be reflected, entrains, drop in, bang, cabbages, biffing, interceded, affiliating, biff, border on, integrates, engrafts, come round, caught, comperes, chaffs.