Put on the market türkçesi Put on the market nedir

  • Satışa çıkarmak.
  • Satışa çıkartmak.
  • Satışa sunma.
  • Piyasaya çıkarmak.
  • Satışa sunmak.
  • Piyasaya sunmak.
  • Piyasaya sürmek.

Put on the market ile ilgili cümleler

English: The new model is expected to be put on the market early next year.
Turkish: Yeni modelin, önümüzdeki yılın başlarında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Put on the market ingilizcede ne demek, Put on the market nerede nasıl kullanılır?

Put : Atış. Neşretmek. Söndürmek. Sormak. Yatırım yapmak. Hamle. Menetmek. Söylemek. Koymak. Fırlatma.

On : Hazır. İle. Çakırkeyif. Üzerinde. Esnasında. De. Olmakta olan. Açık. Yönünde. Civarında.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Market : Çarşıda alışveriş etmek. Satak. Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam. Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer. Çarşı. Piyasa. Piyasaya sürmek. İstek. Pazarlamak. Borsa.

Put on the dog : Hava atmak. Çalım satmak. Kendine zengin veya aristokrat görüntüsü vermek. Süslenip püslenmek. Caka satmak. Yüksekten atmak.

 

Put on the map : Dünyaya tanıtmak. Önemini duyurmak. Bir yerin tanıtımını yapmak. Adını duyurmak (yer). Bir yeri meşhur etmek. Yer etmesini sağlamak. Bir yeri popüler etmek.

Put on the heat : Gözdağı vermek.

Be on the market : Satışa çıkarılmak. Pazarda olmak. Satılmakta olmak.

On the market : Piyasada. Satın alınabilir. Satışta.

İngilizce Put on the market Türkçe anlamı, Put on the market eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put on the market ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Issue : Yayınlanmak. Sadır olmak. Çıkarmak. Tevzi etmek. Sorun. Mesele. İhraç. Yayımlamak. Konu.

Launched : Başlatmak. Girişmek. Başlamak. Lanse. Atmak. Açılışı yapılmış. Denize indirmek. Çıkmak. Fırlatmak.

Passed : Geçmek. Uzatmak. Geçirmek. Aşmak. Geçmiş. Vermek. Geçti. Açmak (kilit). Bildirmek. Dinmek.

Launch : Mızrak gibi atmak. Atmak. Girişmek. Fırlatmak. (roket veya uzay mekiği) fırlatmak. Denize indirmek. Sürmek. Başlatmak (yeni işi). (gemi) denize indirmek.

Offer for sale : Satılığa çıkarmak.

Issuing : İhraç eden. Tanzim eden. Akmak. Bildirmek. Sonuçlanmak. Yayınlamak. Çıkaran. Dağıtmak. İhraç etmek. İhraç.

Market : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Piyasa. Alışveriş yapmak. Borsa. Satak. Talep. Çarşı. Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer. Pazarlamak.

Come out with : Halka duyurmak. Konuşmak. İtiraf etmek. Reklamını yapmak. Dile getirmek (örneğin, “ o her zaman gerçeği dile getirmeği becerir”). Ağızdan kaçırmak. Söze dökmek. Kabul etmek.

Brought out : Görülmesini sağlamak. -i açmak. Meydana çıkarmak. Çıkarmak. Belli etmek. Yayımlamak. Üzerinde durmak. Yayınlamak. Piyasaya yeni mal sürmek. Belirtmek.

 

Floats : Dalgalanmak. İşlik düzlüğünün tabanına, görünçlüğü önden aydınlatacak biçimde yerleştirilen bir dizi ışıtaç. Yaymak. Yüzdürmek. Süzülmek. Yüzmek. Kurmak (şirket). Taban ışıtaçları. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Put on the market synonyms : put up for sale, passes, carry, release, floated, carries, put into circulation, launches, pass, throw on the market, carried, float, bring out.