Quicker türkçesi Quicker nedir

Quicker ile ilgili cümleler

English: It will be quicker to walk than to take a taxi.
Turkish: Yürümek taksiye binmekten daha hızlı olacaktır.

English: You're quicker than me.
Turkish: Benden daha hızlısın.

English: He has worked out a quicker way to get the job finished.
Turkish: Hızlı bir şekilde çalışarak işi bitirdi.

English: Ali is quicker.
Turkish: Ali daha hızlıdır.

English: Goats do not like getting wet and will seek shelter quicker than sheep and other livestock.
Turkish: Keçiler ıslanmayı sevmez, koyun ve diğer hayvanlardan daha çabuk sığınak ararlar.

Quicker ingilizcede ne demek, Quicker nerede nasıl kullanılır?

Quickedit : Hızlı düzen.

Quicken : Neşelendirmek. Canlandırmak. Hayat bulmak. Çabuklaştırmak. Hayata döndürmek. Neşelenmek. Hız kazandırmak. Dirilmek. Uyandırmak. Hızlandırmak.

Quickened : Neşelendirmek. Hızlandırmak. Hareketlendirmek. Neşelenmek. Canlanmak. Hayata döndürmek. Çabuklaştırmak. Uyandırmak. Canlandırmak. Hayat bulmak.

Quickening : Hızlanmak. Çabuklaştırma. Neşelenmek. Hayat bulmak. Canlandırmak. Hareketlendirmek. Hızlandırmak. Neşelendirmek. Canlanmak. Hayata döndürmek.

Quickens : Hızlandırmak. Neşelenmek. Canlandırmak. Çabuklaştırmak. Hayat bulmak. Süratlendirmek. Hızlanmak. Neşelendirmek. Dirilmek. Çabuklaşmak.

 

Quick change artist : Hızlı kostüm değiştiren artist.

Quick acting : Çabuk etki eden.

Quick ash : Uçan kül.

Quick at repartee : Hazırcevap.

Quick as a flash : Şipşak. Bir çırpıda. Çabucak.

İngilizce Quicker Türkçe anlamı, Quicker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Quicker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accelerated : Hızlandırılmış. İvmelenmiş. Hızlanmış.

Arrowy : Çabucak. Süratli. Ok biçiminde. Okla dolu. Ok gibi. Oklardan yapılmış olan. Ok şekline sahip olan.

Alertly : Tetikte olarak. Dikkatli bir şekilde. Zamanında. Açıkgöz bir şekilde. İhtiyatla.

Express : Ekspres. Düşüncelerini belirtmek. Açık. Açık etmek. Ekspresle göndermek (mektup). Sarih. İfade etmek. Özel. Kesin.

Aligerous : Kanatları olan. Kanatlar ile. Kanatlı.

Hurry : Acele. Acele etmek. Çabuk. Acele ettirmek. Hız vermek. Telaş. Koşmak. Sıkıştırmak. Aceleye getirmek.

Sooners : Oklahoma üniversitesi'nin (abd) atletizm takımlarının adı. Daha önce veya erken. Çabuk.

Hastier : Aceleci. Daha süratli. Tez. Çabuk. Süratli. Acele. İvedi. Telaşçı. Düşüncesizce yapılmış.

Zippier : Daha enerji dolu. Enerjik. Hareketli. Canlı.

Fast : Oruç tutmak. Dayanmak. Süratli. Rengi atmaz. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Perhiz yapmak. Yapışmak. Sabit (renk). Çabuk.

Quicker synonyms : let her rip, faster, fastmoving, sooner, expeditious, frequent, swing it, fastest, fleet of foot, crashing, let it rip, fasted, hastiest, breezily.