Racisms türkçesi Racisms nedir

Racisms ingilizcede ne demek, Racisms nerede nasıl kullanılır?

Racism : Irkçılık. Anasoyculuk. Kafatasçılık.

Ostracism : Sürme. Sürgüne gönderme. Sürgün etme. Toplumdan dışlama. Çömlek sürgünü. Toplum dışına itme. Dışlama. Eski yunanistan'da, özellikle atina'da, siyasal huzursuzluk yaratıp sevilmeyen kimselerin, halkın bir çanak parçası üzerine yazarak verdiği oyla, geçici bir zaman (10 yıl) için sürgüne gönderilmeleri. İlişkiyi kesme.

Racist : Irkçı. Kafatasçı. Anasoycu.

Racist view : Irkçı görüş.

Racists : Kafatasçı. Anasoycu. Irkçı.

Apertura thoracis caudalis : Son sırt omuru, arcus costalis ve proc. xiphoideus tarafından sınırlandırılan kısım, apertura torasis kaudalis. Göğüs çıkışı. Apertura torasis kaudalis.

Cavum thoracis : Kavum torasis. Üstte sırt omurları, yanlarda kaburgalar, altta göğüs kemiği tarafından sınırlandırılan ve iç yüzü plöra denen seröz bir zar tarafından örtülmüş boşluk, kavum torasis. Göğüs boşluğu.

Antiracist : Irkçılık karşıtı. Irkçı karşıtı. Irkçıların haksız muamelesine karşı olan.

Bacillus anthracis : Bacillus anthracis. Basilus antrasis. Şarbon basili. İnsan ve hayvanlarda şarbon hastalığına neden olan aerobik, spor oluşturan bakteri türü, bacillus anthracis.

 

Musculus transversus thoracis : Muskulus transversus torasis. Göğüs kemiğinin ve sternal costa’ların iç yüzüne yaslanan, enine seyirli, üçgen biçimindeki kas.

İngilizce Racisms Türkçe anlamı, Racisms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Racisms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Racial discrimination : Irk ayırımı. Irk ayrımı. Irk ayrımcılığı. Bir ülkede birlikte yaşayan, ancak ayrı ırk ya da inançtan olan topluluklar arasında ayırım yapma ve bu yolda bir yönetim izleme eylemi.

Prejudice : Zarar vermek. Önyargılı olmasına neden olmak. Peşin yargı. Kırmak. Önyargı verdirmek. Kayırma. Haksız hüküm verdirmek. Önyargı. Bireyde başka bireylere, toplumsal kümelere karşı sevgi ya da düşmanlık duygusu uyanmasına yol açan, koşullanmış bir duygusal tutumu yansıtan yalınkat inanç, kanı, genelleme.

Anti semitism : Yahudi düşmanlığı. Yahudi aleyhtarlığı. Yahudi karşıtlığı.

Racial segregation : Irk ayrımı. Irk ayrılığı.

Ethnocentrism : Kimi halkların kendilerini "insan", başka halkları da "barbar" olarak nitelemeleri; değişik kültürlere bağlı toplumların kendi kültürlerinden olmayanlara karşı takındıkları üstünlük tavrı. Yabancı düşmanlığı. Etnomerkezcilik. Etnosantrizm. Halkbencilik. Üstün ırkçılık taslama. Etnik merkezcilik.

Bias : Eğilim. Etki altında bırakmak. Öngerilim. Önyargılı kılmak. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir olgular yığını içinden seçilmiş örneğin yığının gerçek özelliklerine uzak düşmesi. Önyargı. Sapmak. Önyargıyla hareket etmek. Meyil.

 

Racialism : İnsanların toplumsal özelliklerini dirimbilimsel, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.

Bigot : Yobaz. Sofu. Dar görüşlü kimse. Bağnaz. Bağnaz kimse. Darkafalı. Sabit fikirli. Mutaassıp.

Segregation : Ayrım. Irk ayrımı. Belli insan öbeklerinin, yasalara, toplumsal baskılara ya da törelere uyularak, birbirlerinden ayrı yerlerde yaşamaya, yanlızlığa itilmeleri olgusu. Bir topluluk ya da bireyler kümesinin ortak amacını ya da görüş birliğini yitirerek parçalara ve altkümelere ayrılması. Ayrılma. Ayrı tutma. Biyoloji, sosyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Magmanın katılaşmasında, erkenden kristallenmiş minerallerin toplanması. İçayrılma. Ayırma.

Antisemitism : Yahudi aleyhtarlığı. Antisemitistlik. Yahudisevmezlik. Bir ülke halkına genel olarak tanınmakta olan toplumsal ve yasal haklardan yahudi kökenli yurttaşların yararlanmasına sözle ya da eylemle karşı koyma. 2-genel olarak: yahudilerin azınlık olarak bulundukları toplumlarda yahudi ekininin o toplumun gönencine aykırı olduğu gerekçesiyle aşağılanması.

Racisms synonyms : race discrimination, racialist, white supremacy, preconception, racism.

Racisms zıt anlamlı kelimeler, Racisms kelime anlamı

Nonracial : Irksal olmayan. Irk ile ilgili olmayan.

Unprejudiced : Peşin hükümlü olmayan. Önyargısız. Taraf tutmayan. Önyargısı olmayan. Haklarına dokunmayan. Peşin hükümsüz. Yansız. Tarafsız. Ön yargısız.