Rebar türkçesi Rebar nedir

Rebar ingilizcede ne demek, Rebar nerede nasıl kullanılır?

Rebarbative : İtici. Göze hoş görünmeyen. Sevimsiz.

Rebalanced : Yeniden dengelenmiş.

Rebaptism : Yeniden vaftiz.

Rebaptize : Yeniden vaftiz etmek.

Rebaptized : Yeniden vaftiz etmek.

Rebating : Fiyatta yapılan değer düşürümü. İndirim. Geri ödenen kısım. Para iadesi. İndirim yapmak. İkram. İade. Yapılan ödemeden ya da masraftan indirim yapma.

Tax rebate : Vergi iadesi. Vergi indirimi. Tahsil edilmiş verginin bir kısmının veya tamamının vergi mükellefine geri ödenmesi. krş. dışsatımda vergi iadesi.

Interest rebate fund : Faiz farkı iade fonu. Kanunlarda ve yıllık programlarda kredi yoluyla teşviki öngörülen projelere düşük faizli kredi verilmesini sağlamak amacıyla, kaynağı bankaların kredilerine tahakkuk ettirdikleri faizlerden kredi türüne göre farklı oranlarda yaptıkları kesintilerden oluşan, tcmb nezdinde 1978 yılında kurulan ve 1984 yılında kaldırılan fon.

Rebaptizing : Yeniden vaftiz etmek.

Rebate of tax : Vergi iadesi.

İngilizce Rebar Türkçe anlamı, Rebar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rebar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Formation : Formasyon. Yapım. Düzen. Biçimlendirme. Biçimlenme. Biyoloji, eğitim, fizik, kimya, uzay, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Oluşturma. Vejetasyonun ekolojik ve bitki coğrafyası bakımından sınıflandırılması. örnek: tropik yağmur ormanı formasyonu. Şekil verme. Bir bileşiğin öğelerinden yapılması.

Straighten : Doğrulmak. Yoluna girmek. Düzeltmek. Düzleştirmek. Düzelmek. Yoluna koymak. Çözmek. Kalkmak. Düzlemek. Halletmek.

Reinforcing steel : Teçhizat demiri. Donatı çeliği.

Rebar synonyms : rear back, rise up.

Rebar zıt anlamlı kelimeler, Rebar kelime anlamı

Head : Çekiç tokmağı. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtların temel düzeneğini taşıyan bölüm. Baş. Başlık. Örtübaşı. Baş ile ilgili. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Kafa. Geçmek.

Front : Önünde bulunmak. Önde gelen. Çehre. Tiyatro, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Davranış. Önle ilgili. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Öndeki. Tavır. -in karşısında olmak.