Recluse türkçesi Recluse nedir

  • Münzevi.
  • Keşiş.
  • Her şeyden elini ayağını çekmiş.
  • Köşesine çekilmiş kimse.
  • Her şeyden elini eteğini çekmiş.
  • Uzak.
  • Tek başına yaşayan.
  • Köşesine çekilmiş.
  • Başkalarıyla görüşmeden yalnız yaşayan.
  • Başkalarıyla görüşmeden yalnız yaşayan kimse.
  • Toplumdan uzak yaşayan kimse.
  • Münzevi kimse.

Recluse ile ilgili cümleler

English: Ali is a recluse.
Turkish: Ali köşesine çekilmiş biri.

Recluse ingilizcede ne demek, Recluse nerede nasıl kullanılır?

Brown recluse spider : Vücudunun sırt bölümünde keman benzeri koyu bir işaret olan ve en çok abd'de görülen son derece zehirli kahverengi örümcek. Kuzey amerika’da bulunan ve ısırığı loksoşelisme neden olan örümcek türü, loxosceles reclusa. Kahverengi yalnız örümcek. Kahverengi keşiş örümceği.

Recluses : Başkalarıyla görüşmeden yalnız yaşayan kimse. Başkalarıyla görüşmeden yalnız yaşayan. Her şeyden elini eteğini çekmiş. Münzevi kimse. Köşesine çekilmiş. Toplumdan uzak yaşayan kimse. Münzevi. Keşiş. Köşesine çekilmiş kimse. Uzak.

Reclusion : İnziva. Uzlet. (bir yere) çekilme veya kapanma; inzivaya çekilme. Toplumdan uzak yaşama.

Reclusive : Dini nedenlerden ötürü toplumdan uzaklaşma. Münzevi. Toplumdan elini eteğini çekmiş. Toplumdan izole bir biçimde yaşayan. Toplumdan uzaklaşmış.

 

Preclusion : Men etme. Engel olma. Önüne geçme. Engelleme. Menetme. Alıkoyma. Önleme. Mani olma.

Precludes : Engellemek. Olanaksızlaştırmak. Önlemek. Dışarıda bırakmak. İmkansız kılmak. Meydan vermemek. Engel olmak. Menetmek. Men etmek. İmkansızlaştırmak.

Reclaimed land : Kazanılmış arazi. İslah edilmiş zemin.

Preclusive : Engel olan. Önleyici. Engelleyici. Alıkoyan.

Reclaimable : Düzeltilebilir. Islah edilebilir. İyileştirilebilir. Tarıma elverişli hale getirilebilir. Tekrar kullanılabilir. Evcilleştirilebilir.

Preclude : Meydan vermemek. Menetmek. Engel olmak. Dışarıda bırakmak. İmkansız kılmak. Men etmek. Önlemek. Önüne geçmek. Alıkoymak. İmkansızlaştırmak.

İngilizce Recluse Türkçe anlamı, Recluse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Recluse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eremite : İnzivaya çekilmiş kimse.

Farther : İlerdeki. Uzaktaki. Ötedeki. Bundan başka. Öteye. Diğer. Daha öte. İleriye. Daha ileri. İlave edilen.

Hermits : Yalnız yaşayan kimse. Topluluktan kaçan kimse. Bitter kurabiyeler. Blatter kurabiye. İnzivaya çekilmiş kimse.

Apart : Uzakta. Ayrı olarak. Düşünce olarak farklı. Birbirinden ayrı. Bağsız. Başka. Bir tarafa. Ayrı. Bölüm bölüm. Farklı düşüncede.

Priestesses : Rahibe. Rahip. Papaz.

Eremites : İnzivaya çekilmiş kimse.

Priests : Papaz. Rahipler. Rahip.

Monk : İnzivaya çekilmiş kimse. Rahip. Papaz.

Solitary : Bir tek. Bir. Tek başına. Arkadaşsız. Kasvetli. Issız. Tek, bir tek, başkalarından ayrı, tek başına, solitaryus. Soliter. Tek.

Insofar : Belli bir dereceye kadar. Uzağa. Bu dereceye kadar. Uzakta. O dereceye. Şu kadar ki. Buraya kadar. Belli bir yere kadar.

 

Recluse synonyms : solitudinarian, lone hand, ascetic, troglodyte, away, circumferential, afar, off the beaten track, far off, unsocial, sequestered, faraway, a long way off, regular, cloisterer, secluded, apo, retired, monastic, reclusive, hermit, afars, distant, monking, monastics, far away, recluses, lone wolf, friar, monks, loner, anchorite, aloof.

Recluse zıt anlamlı kelimeler, Recluse kelime anlamı

Social : Toplumsal. Girgin. Başka insanlarla beraber olmayı seven (kimse). Kendi türünden başka hayvanlarla beraber olmayı seven (hayvan). Organizmaların kümeler içinde etkileşimine ilişkin olan. toplum ya da topluluklarla ilgili, onlara ilişkin. bireyin başkalarıyla olumlu ilişkiler kurabilme yeteneğini denediği gelişme evresiyle ya da bu evredeki etkinliklerle ilgili bulunan. Toplum içinde yaşayan. Arkadaş canlısı. Toplumcul. Sosyal.

Recluse ingilizce tanımı, definition of Recluse

Recluse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Shut up. Specifically, one of a class of secluded devotees who live in single cells, usually attached to monasteries. To seclude. A person who lives in seclusion from intercourse with the world, as a hermit or monk. Living apart. Sequestered. To shut up. As, a recluse monk or hermit. A recluse life. Retired from the world or from public notice. Solitary.